ust
ust_sol
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Balkanlar ve Göç – 2.Bölüm


Kısmî Özet

Normal 0 21 false false false TR X-NONE AR-SA

İmparatorluğa Yunanların Mora isyanından sonra göç etmek zorunda kalanların sayısı ancak 3-4 bindir. Çünkü sağ olarak kurtulanların sayısı ancak bu kadar kalmıştır.  Bu Mora isyanında Filiki Eterya cemiyeti ile Cezayir-i Sebâ otonom Cumhuriyetinin payı büyüktür.

Cezayir-i Sebâ denilen otonom cumhuriyet İyon denizinde bulunan 7 adadan oluşur.  Bu 7 ada napolyon’un döneminde Venedik’ten Fransa’ya geçmiştir. Daha sonra Napoleon Mısır’da işgal edince Avrupa’nın  büyük güçleri bir koalisyon oluşturarak Akdeniz’e indiler ve  Napoleonu vurmaya yöneldiler ve  iyon denizindeki bu 7 adayı da vurdular.  Napoleon yenilince bu adalar Fransa’dan alınarak Cezayir-i Seba Cumhuriyeti ( 7 Ada Cumhuriyeti) adyıla otonom bir devlet kurulur. Bu Cumhuriyetin yapısınca Osmanlı devletine bağlı olacak ve vergi verecek fakat diğer yandan Rusya’nın da kefaleti altında olacaktır.  Rus askerler burada görev yapacak ve bu askerlerin giderlerini de Osmanlı maliyesi karşılayacaktır. Bu adanın ahalisi büyür oranda Rumlardan oluşur. Ruslar burada balkanlarda kışkırtacakları Rumların bir ön provasını yaparlar.

Bu otonom cumhuriyet yapılanmasının en büyük siyasal sonucu Rum ulusçuluğunun ortaya çıkmasına sebep olmasıdır.

Osmanlı Balkanlardaki bu denli etnik çatışmaların sebeplerinden birisini de biraz geriye giderek 1815 viyana kongresinin milletler sorununa getirdiği çözümde aramak gerekir.  Kongrenin milletler sorununun çözümünün sayısal çoklukta aranması, yani kompartıman milliyetçiliği kanlı çatışmaları başlatmıştır. Farklı toplumların bir arada ve iç içe yaşadığı bölgelerde egemenliğin sayısal çoklukta aranması çatışmaya adeta davet çıkarır. Özellikle böyle bir hareket geniş bir toplumsal tabana dayanmıyorsa!

Bu bağlamda başlayan saldırılar hakim sınıf olan Müslümanlara yönelir. Sadece Türkler değil Müslümanlara. Bosna’da Müslüman Slavlar ( Yunanistan’da Müslüman Arnavutlar) Makedonya’da İslamlaşmış Pomaklar!.. Bundan böyle bu topraklarda hiçbir Müslüman ikamet edemeyecek diye bir slogan üretilir.

Bu arada Yunanlar kâfir saydıkları Yahudileri de Müslümanlar kadar hevesle kıyımdan geçirirler.  Ne yazık ki bu ırkçı ve kanlı yöntem bundan sonraki bütün isyanlar içinde belirleyici bir model olacaktır. Artık bütün ayaklanmalarda terör ve katliamlar isyancılar tarafından bir araç olarak kullanılacaktır.

Balkanlar ve Gö

 

Yorum Yazın