ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Fatih Devrinde Türk Akıncıları

Osmanlı devletinin Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerin sırlarından biri “akıncı” denen askerî sınıfın varlığıdır. Bugünün “komando”larına karşılık olan akıncılar, düşmanın iktisadî ve manevî yapısını altüst ederek, savaşın kazanılmasında pek önemli bir rol oynarlardı.

Türk akın tekniği şöyleydi: Akıncı ordusu, belirli yerlerde parçalara ayrılır, o parçalar gene belirli yerlerde daha küçük birliklere bölünerek yollarına devam ederlerdi. Her birliğin tahrip edeceği şehir ve kasabalar önceden kararlaştırılırdı. Dönüşte birlikler, gene belirli yerlerde fakat evvelce ayrıldıkları mevkilerde olmamak üzere birleşir, birkaç birleşmeden sonra tekrar tek ordu hâline gelip Türk topraklarına dönerlerdi. Bu durum, düşman ülkesini dehşet içinde bırakır, yıldırımlar ve kasırgalar gibi esip geçen akıncıların nerede ve ne zaman bulundukları ve bulunacakları hakkında yüzlerce söylenti çıkardı.

Fâtih Sultan Mehmed, son yıllarında, 25 kadar devletle birden tek başına savaşa girişmişti. Bu savaşı kazanmak için, akıncı ordusundan pek çok faydalandı.

Venedik, Macaristan, Polonya ve Almanya gibi Türkiye ile savaş durumunda bulunan büyük Avrupa devletleri, akıncılarla yıldırıldı. Bu akınların önemi hakkında bir fikir edinebilmek için, büyük akıncı beylerinden Mihaloğlu Gazi Alâeddin Ali Paşa’nın hayatı boyunca Tuna’yı kuzeye doğru tam 330 defa geçtiğini hatırlamak kâfidir. Ali Paşa, bu akınlarından birinde Macaristan kralının kızını esir almıştı. “Mehtâb Hanım” adını alan bu prenses, Ali Paşa ile evlendi ve Gazi Hasan Bey, Gazi Ahmed Bey, Gazi Mehmed Bey, Gazi Hızır Bey, Gazi Kara Mustafa Bey adlarındaki 5 ünlü akıncı beyi, bu evlenmeden doğdu. Bu 5 kardeş de, Kanûnî’nin ilk yıllarında ve çeşitli akınlarda şehit olmuşlar, hiç biri yatağında ölmemiştir.

Ali Paşa’nın 1473 Macaristan akınında Varadin şehri zaptedildi ve 18.000 Türk akıncısı, 60.000 esir ve 900.000 baş hayvanla Türkiye’ye döndü. Bu rakamlar, düşmanın iktisadî gücünün, sonuç bakımından da savaş kabiliyetinin ne derecelerde kemirildiğini açıkça gösterir.

1478 Venedik akınına, 15.000 kişi katıldı. Başkomutan, İskender Paşa idi. Yanında Mihaloğlu Ali, Malkoçoğlu Bâli Beyler vardı. Friul’den sonra Gorizia şehrini düşüren akıncılar, Isonzo ırmağına varınca, yeni katılan birliklerle 30.000 kişiyi buldular. Türklerin “Aksu” dedikleri Isonzo’ya gelince, 15.000 akıncı bu suyu atladı. Diğer 15.000′i, ırmağın berisindeki ülkede kaldı.

Budapeşte'de Akıncı Mezarlığı

Çok sarp olan ve yayaların bile geçemediği, yerlerden akıncılar, atlarını kayalardan ve yarlardan atlatarak geçiyorlardı. Venedik Ovası’nı yakan bu korkunç akın, Venedik devletini savaşta saf dışı bırakan ve sulh istemeye mecbur eden başlıca askerî hareketlerden biri oldu. 1479 yazında yapılan akın, Türk tarihinin en büyük akın hareketlerinden biridir. Bu akın, tam kadro, 43.000 akıncı ile yapıldı.

" Bir gün yine dolu dizgin boşanan atlarımızla, Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla "

Venedik tarafında serbest kalan Türkiye, artık bütün gücüyle Macaristan ve Almanya’ya yükleniyordu. Türklerin “Erdel” dedikleri Transilvanya’daki altın ve gümüş madenlerinin tahribini hedef tutan bu akında, kuzeye doğru yol alındıkça birçok kola ayrılan akıncıların başında tam 12 sancak beyi yani akıncı tümgenerali bulunuyordu. Başlıcaları, Mihaloğlu Ali Paşa, Mihaloğlu İskender Bey, Malkoçoğlu Bâli Bey, İsa Bey ve Hasan Bey idi. Bu beyler, meselâ Ali Paşa, Macarca ve Romence dahil, birkaç Avrupa dilini, Türkçe derecesinde konuşuyorlardı. Bu akında, bütün Transilvanya çiğnendi. Almanya ve Macaristan’ın nefesini kesen ve savaşın Türklerce kazanılmasını sağlayan akın, Osmanlılar için de zayiattı oldu. 43.000 akıncının 20.000′i Büyük Macar Ovası’nın zümrüt rengindeki topraklarında can verdi.

Almanya’ya ve Polonya’ya yapılan akınlar da, düşmanı, iktisadî bakımdan yıkıma götürdü. 1480′de akıncılar, 5. defa olarak Karniol’e, 4. defa olarak İstirya’ya girdiler. Avusturya’nın Graz şehrine kadar uzanan bu akında Dâvud Paşa, Hırvatistan, Slovenya ve İllirya gibi ülkeleri altüst etti.

Osmanlı tarihçilerinin ifadesine göre “köpekleri domuzlara ve domuzları köpeklere düşürerek” Fâtih’in kazandığı bu 16 yıl süren ve 25 kadar devlete açılmış olan Büyük Savaş, Türkiye’yi, bütün dünyanın ümit ettiğinin aksine, büyük bir galibiyetin temsilcisi durumuna yükseltti. Fâtih Sultan Mehmed’in askerî ve siyasî dehâsının yanında, akıncıların da paylarının büyük olduğu bu savaş, Türk Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından biri oldu, Türkiye’yi emsalsiz parlaklıkta bir geleceğe doğru itti ve Osmanlı gücünün münakaşasız şekilde cihan çapında olduğunu, hiç bir müttefikler koalisyonu tarafından yenilemeyeceğini açık ve seçik olarak gösterdi.

Bibliyografya:
Yılmaz Öztuna -Tarih III

Büyük dehâsının yanında tükenmek bilmez bir enerjiye de sahip olan Sinan, biribirinden güzel eserlerden sonra Şehzade Camii’ni inşa edince ünü, imparatorluk sınırları dışına çıktı. Pek uzun bir ömrün bütün nimetlerinden faydalanan Sinan, görülmemiş bir çalışkanlıkla Türk imparatorluğunu eserleriyle donatıyordu. Hassa sermimarlığı makamını Kanûnî’den sonra II. Selim ve III. Murâd devirlerinde de, ölünceye kadar devam ettirdi. Her yeni hükümdardan en büyük iltifatları gördü.

Bir Yorum »

Yorum Yazın