ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Albert Einstein Belgeseli (Türkçe Dublaj)

Albert Einstain Belgeseli (Türkçe Dublaj)

einstain-belgeseli
E=mc2! Bu formülü herkes anlamıyor ama herkes biliyor. Dünyanın en ünlü formülünün ve onu tasarlayan deha Einstein’ın öyküsü …

Fizikte devrim yaratacak nitelikteki İzafiyet Teorisi’nin öngördüğü sonuçlarla boğuşan Albert Einstein, bundan yaklaşık yüz yıl önce heyecan verici bir sonuca ulaştı: Teoriye göre kitle ve enerji aslında birdi ve aralarındaki ilişki E=mc2 denklemiyle açıklanabiliyordu.

E=mc2 Einstein’ın 1905′te yaptığı sıradışı buluşlardan sadece bir tanesiydi. Bunların arasında özel görelilik teorisinin tamamlanması, atomların var olduğunun ispatı ve ona Nobel ödülü kazandıracak çalışması olan ışığın doğasının açıklanması da vardı. Bu buluşların gerçekleşmesinin100. yılını anmak ve onurlandırmak için 2005 yılı, uluslararası fizik camiası tarafından Dünya Fizik Yılı ilan edildi.

E=mc2 Gerçekten Ne Anlama Geliyor?

Einstein’ın fikirleri içinde belki de en ünlüsü E=mc2. Fakat acaba kaç kişi bu denklemin gerçekten ne anlama geldiğini biliyor Bu çarpıcı belgesel, bu aldatıcı biçimde basit görünen formülün nasıl ortaya çıktığını gözler önüne seriyor.

Aynı zamanda Cambridge, Harvard, MIT ve New York Üniversiteleri gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden uzmanların konuyla ilgili görüşlerine de yer veren belgesel, Einstein’ndan önce yaşamış bilimadamlarını ve onların Einstein’ın ünlü denkleminin ortaya çıkmasını sağlayan fikir ve buluşlarını tek tek inceliyor ve E=mc2′nin aslında ne demek olduğunu daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Einstein’ın Büyük Fikri pekçok hayranlık uyandırıcı karakterin hikayesini ekranlara taşıyor. Bunların arasında:

Einstein: 1905′de 26 yaşında bir aile babası olan Einstein hiçbir geleceği olmayan bir İsviçre patent bürosunda çalışıyordu. Arta kalan zamanını ise fiziğe alışılmışın dışında yaklaşımlar getiren kuramlarını geliştirmeye harcıyordu.

Mileva Maric: Hem bir bilimadamı hem de bir anne olan Einstein’ın ilk karısı Mileva, eşinin takıntısı yüzünden oldukça ağır bir bedel ödedi.

Michael Faraday: Hayata fakir bir ciltçi olarak başlayan Faraday 19.yüzyılın en önemli bilimadamlarından biri haline gelecekti. Farklı kuvvetlerin nasıl birbirine dönüştürülebileceği üzerine çalışarak modern bilimin enerji kavramının temellerini attı.

Antoine -Laurent Lavoisier: Fransız Devrimi sırasında giyotinle infaz edilen fransız bir aristokrat ve amatör bilimadamı olan Lavoisier, madde nasıl bir fiziksel değişim geçirirse geçirsin toplam kütlesinin asla değişmeyeceğini kanıtlamıştı.

James Clerk Maxwell: 19. yüzyılın sonlarında bu genç İskoçyalı, ışığın son derece tuhaf bir özelliği olan elektro-manyetik bir dalga olduğunu ispat etti; ne kadar hızla yolculuk edilirse edilsin, ışık da saatte 670 milyon mil hızla aynı şekilde senden uzaklaşıyordu.

Emilie du Chatelet: Bir matematik dehası ve aynı zamanda fransız filozof Voltaire’in sevgilisi olan Emilie bilim dünyasında çok uzun zamandır tartışılan bir konuya açıklık getirdi; bir nesnenin toplam enerjisi hesap edilirken hızının karesinin alınması gerekiyordu.

Lise Meitner: Einstein ünlü denklemini ortaya attıktan sonra çalışmalara başlayan Lise, uranyum atomunun parçalanabileceğini kanıtladı ve Einstein’ın denkleminin de öngördüğü üzere, bunun sonucunda ufacık bir kütleden olağanüstü bir enerji açığa çıktığını ortaya koydu. Bu buluş atom bombasının temellerini atacaktı.

5 Yorum »

  • mahmut diyor ki:

    teşekkürler

  • Emre diyor ki:

    bu belgesel eksik, bilgilerinize..

  • Monicz diyor ki:

    bi adam yazdığı şeye yeraltı disorya, fotokopilediği şeye fanzin disorya bırak desin. bundan rahatsız olmaya, tepki duymaya gerek yok.başka bi kitlenin, senden taraf kitleye bu yazdığın edebiyat değil, bf6yle şiir olmaz, bf6yle kurgu olmaz, bf6yle film olmaz, bf6yle fikir olmaz, bf6yle dergi olmaz demesinden bi farkı yok bunun amk. ayrıca yerlatı edebiyatı dediğimiz sikide bu kadar kfce7fck bence lere sıkıştırmamak lazım. senin gibi toplumum dertleriyle dertlenen, eleştirel dfcşfcnen, aykırı yazanlar, takılanlar olduğu gibi, bırakta kfcffcr edip avue7ladığı amcıkları anlatan, bukowski ayağına yatıp yeni manitalar dfcşfcren ve tfcm derdi bu sirkfclasyonun devamı olan adamlarda olsun. bizde senin veya onun yazılarına e7ok şuku olmuş veya e7ok boktan olmuş deyip gee7elim. kimse kimseye e7ullanmasın. bilmişlik taslayıp tanım yapmasın.

Yorum Yazın