ust
ust_sol
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Hiç Evlenmeyen Kadın Şairimiz Kimdi?

Osmanli Son Donemi Kadin Sairlerinden Nigar Hanim ve Yakinlari
Osmanlı Son Dönemi Kadın Şairlerinden Nigar Hanım ve Yakınları

Gerek tarihimize ve gerekse de edebiyatımıza damgasını vurmuş bazı şahıslar vardır. Bu kişiler yaşadıkları hayat ile devirlerinde ve sonrasında birer cazibe merkezi olmasını bilmişlerdir. Tarihimizde edebiyat sahasına baktığımızda birçok şairin erkek olduğunu görürüz. Klasik Edebiyat dediğimizde ise akla ilk olarak Bâkiler, Fuzûliler ve Nedimler gelir. O dönemin sosyal yapısından olsa gerek, kadın şairlerimiz yok denecek kadar azdır. Bunlar arasında ismini bugüne kadar ulaştırmış, fakat çoklarınca unutulmuş bir kadın şairimiz vardır: Mihri Hatun

Mihri Hatun, II. Bâyezid dönemi şairlerindendir. Osmanlı döneminde yetişen şairlerinin hayat hikayeleri hakkında bilgiler bulduğumuz “tezkire”lere müracaat ettiğimizde, Mihri Hatun’un Amasya’da doğduğunu öğreniyoruz. Kendisi dönemine nispeten elit bir ortamda büyümüştür. Babası, devrin hukuki işlerinden sorumludur ve “Bahayî” mahlası ile şiirler yazmaktadır. Belki de Mihri Hatun’un şiire merakı buradan gelmektedir.

Sultan II. Bayezid, Amasya vilayetinde sancakbeyi iken Mihri Hatun’un kendisine takdim ettiği şiirlerden haberdar olmuş ve dönemin diğer erkek şairlerine yaptığı gibi Mihri Hatun’a pek çok ihsanda bulunmuştur. Çünkü Bayezid Han da bir şairdi ve “Adlî” mahlasıyla şiirler yazıyordu. Bu itibarla şairin ve şiirin kıymetini bilmekteydi. O döneme ait, sanat erbabına yapılan ihsanları gösteren bir in’âmât defterinde padişahın Mihri Hatun’a beş kez olmak üzere toplamda 13.000 akçe gönderdiği kayıtlıdır. Bu nokta önemlidir ve o devirde şiire verilen değeri göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

2.Bayezid_Han
II. Bayezid Han

Çok güzeldi fakat evlenmedi

Mihri Hatun ömrü boyunca hiç evlenmemiştir. Kaynaklarda çok güzel olduğu yazılıdır. Buna rağmen bekârlığı tercih etmiştir. Kendisinin ismi tâ İstanbullardan duyulmuş ve Mihri Hatun’a çok sayıda talip çıkmıştır. Bunlar arasında paşalar, müderrisler gibi devrin ileri gelenleri yer almaktadır. Fakat o yalnızlığı tercih etti. Kimi zaman beşeri aşkı terennüm ettiği şiirlerinde bir sevgiliden bahsetse de bu, hayalî bir sevgiliden öteye geçmedi. Bazı zaman mısralarında kendisine taliplerin çıktığı şu şekilde de belirtmiştir.

Aşk bâbında bizimle eyledi ol yâr bahs
Can ile verdik cevabı itmedi tekrar bahs

(Aşk hususunda o sevgili bizimle bahse girdi, fakat samimi olarak verdiğimiz cevaptan sonra tekrar bu meseleden bahsedemedi bile.)

fermanNeden evlenmediği üzerine şiirlerinde bir kayda ya da işarete rastlamadık. Bununla beraber tezkire kayıtları Mihri Hatun’un edep ve hayasının yüksekliğinden bahsederken, söz konusu durumu çok hoş benzetmelerle dile getirmektedirler.

Bunlardan biri şudur:
Açılmamış bir çiçek olarak Cennet bahçesine gitti.

Diğer dikkat çeken benzetme ise;
Altın gerdanlıktan başka, hiçbir nesne boynuna kol salmamıştır.

Fakat tarihimiz açısından üzücüdür ki, böyle bir şairimizin varlığı ilk olarak Rus kadın Türkologu Maştakova tarafından dünyaya duyurulmuştur. Hatta ve hatta yakın bir tarihte Uluslar Arası Astronomi Birliği (IAU) tarafından Venüs gezegeni üzerinde keşfedilen bir kratere “Mihri Hatun” adı verilmiştir. Bu noktada büyük şairimizi rahmetle anıyor ve belki de daha o zamandan bugünleri gören Mihri Hatun’un şu mısrası ile yazımızı sonlandırıyoruz

Erdi çün âb-ı hayâta Mihrî ölmez haşre dek
(Mihri ölümsüzlük suyuna kavuştu artık o, kıyamete dek ölmez.)

Bir Yorum »

  • mucella diyor ki:

    ben bu zamana kadar boyle bır saıre sahıp oldugumuzun farkında bıle degıldım.bu yazıyıda rastlantı eserı okudum.buuda gosterıyorkı benve benım gıbıler cok seyın farkına sonradan varıyoruz.dusunursek suc bızdemı yoksa tarıhcılerdemı.neden yabancı bırı bızlere bızım degerlerımızı anlatıyor bu yazı dızısını okuyunca cok uzuldum farkında olmadıgımız ıcın.yayınlayan arkadaslar cok tesekkur ederım kendı adıma

Yorum Yazın