ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Tarihi Filme Çekmek !

Son yıllarda dünya sinemasında pek çok tarih temalı film yapıldı. Gişede umduğu talebi gören filmler TV yapımcılarına da ilham oldu. Rome, Tudors, Assasingibi diziler birbirini takiben izleyiciyle buluştu.

Tarihimizin haşmetinden midir nedir, ancak bu furyadan sonra bizim aklı evvel yapımcılarımızın tarihi dizi işine giresi gelmiş. Geçenlerde arkadaşlar tarih temalı mâlum bir dizinin fragmanını lütfetmişler.

Oturdum  seyrettim ve tabi ki hiç şaşırmadım.  Kamerayı elime almışlığım yoktur. Senaryo falan da hiç yazmadım. Fakat hem tarihçi hem seyirci edasıyla bir şeyler karalamak kalemime herhalde revâdır.

Nedense bizim yerli sinemacılarımızın tarih temalı yapımları hep yatak odasında geçer. Hayrettir ki kahramanlar da bir türlü yataktan çıkamazlar.

Ellili yıllardan beri raks eden Bizanslı dilberlerden Hun sarayındaki Çin prenseslerine kadar hep bu sarmalda fink atar dururuz.

Tarihin kapılardan sığmayan pos bıyıklı babayiğitleri, devletlü azimetlü Osmanlı paşaları beyleri hasekileri, gözdeleri izleyicinin karşısına “akşam olsa da yatsak” derdine müptela karakterler olarak çıkarlar.

Adeta Amerikan dizilerindeki Katrin’ler Jhon’lar, Kelvin’ler isim ve kılık değiştirip Osmanlı tarihinde dolanır vaziyettedir. Öyle kılık değiştirir dediğimize de bakmayın. Dizilerin sanat yönetmenlerinden zahmet edip müzeye dahi giden bulunmaz. Frapanlıktan taviz vermeden iki top yaldızlı kumaşa bürünen, Arnavut tellak şivesiyle iki kelam etmesini öğrenen “ben Osmanlı oldum” edasıyla atlar kamera karşısına.

Dahası kanun, kaide, teşrifat tanımayan bir entrika dolabı alır yürür senaryoda. Böylece hem mekândan tasarruf edilir hem de zorluğundan ve maliyetinden kaçılan “savaş sahneleri” geçiştirilmiş olur.

Neticede ucuza getirilen filmler, gişe ve reyting rüşveti diye aşk sahneleriyle baharatlanarak izleyiciye sunulur. Beyoğlu’nun kahvelerinde pinekleyen bir avuç eksantrik rejisörden başkası da kılıcı (kamerayı) eline almadığı için aynı terane döner durur yıllarca.

Her devresi bir değil bin senaryoya konu olabilecek kifayetteki mâzimizi böyle fingirdek filmlere, dizilere monte etmek kınayı bol bulanların icraatından başka bir şeye de benzemez.

Temenni edelim günün birinde kendi sanat ve düşünce fikrinin kozasını örebilen birileri çıkarda taşın altına elini koyar. Cürümü de kadri de büyük bir iş yapmış olacağından kimsenin kuşkusu olmasın!

63 Yorum »

  • Kılıç Arslan diyor ki:

    Arkadaş Hürrem'in yaşını bahane ederek "böyle dizi olmaz olsun" demeye getiriyor. Buysa diziye eleştirisi, izlemezsin olur biter. Müslüman Türk halkının yaşam tarzına lakayt bir dizi olduğu da iddia edilemez. Çünkü sultanlar zaten halktan farklı yaşar (istisnaları vardır ama Kanuni onlardan biri değildir). Eğer Türk aile yapısına ters geldiği iddia edilecekse de şu an piyasada sürüyle dizi var ki bunları ben de tasvip etmiyorum ve yasaklanmaları gerektiğini düşünüyorum. Yani örneğin bir tecavüz sahnesi gerçekçi olabilir ama Türk halkının kolay kolay kaldırabileceği bir sahne değildir ya da uluorta sevişmek… Bunlar ya yasaklanmalı ya yaş sınırı konmalı ya da saat ayarı çekilmeli. Muhteşem Yüzyıl dizisinde ise hiç öyle birşey görmedim. Gören varsa lütfen bildirsin.

    Şimdi arkadaş Hürrem'in yaşından yola çıkarak tarihi hatalar var demiş, bu bir hata değil kurgudur. Dizinin danışmanı Erhan Afyoncu'nun bunları bilmediğini zannetmiyorum. Eminim senarist de biliyordur. Kendilerince aradaki 6 seneyi gösterme ihtiyacı hissetmemişler. Yapımcının ya da yönetmenin tasarrufuna engel olacak değilsin ya. Tarihi hatalardan bahsedeceksek ben size daha güzeli daha evvelki mesajlarımda söyledim. Örneğin saraydaki kadınların giydiği giysiler, Venedik elçisinin yerlerde süründürülmesi vs… Bunun yanında başka kötü tarafları da var dizinin. Tarihi hata budur, düzeltilmesi gereken de budur. Padişahın özel hayatını da gösterecektir dizi çünkü yanında bir de Hürrem var. Hürrem'i nasıl sevdiği anlatılmazsa ileride yaşanacak hadiseler kurgu yönünden çok zayıf kalır. Yarın öbür gün -inşallah- başka bir yapımcı çıkar o da bir Kanuni filmi çeker. Mesela sadece Mohaç Muharebesi odaklı bir film olur ve bol bol savaş sahnesi görürüz. Diziyi yerden yere vuran bazı medya gruplarından rahatlıkla böyle bir filmin finansmanı çıkar, verirsin parayı ve senaryoyu Holywood şirketine, adam sana mis gibi film çeker, dünya çapında da reklam olur.

  • Enver diyor ki:

    kurgu alakalı söylediklerinize birşey diyemem sizin görüşünüzdür, dünyaya bakış açınızdır. Ben gerçek karakterlerin hayatı üzerinden yapılacak kurgularda daha özenili bezenili bir yaklaşım beklerim. Kurgudan anlamadığımı söylemişsiniz bu da sizin görüşünüzdür. Diyecek hiçbir şeyim yok. Hatalısınız felan da diyemem.

    Fakat şu evliyaların padişah olmadığını iddia ederken ortaya koyduğunuzu zannettiğiniz deliller eğer bu meselelerden ve bu mevzuların tarihin akışı içerisindeki muhteviyatından haberi olan bir kimseye söylenirse o kimse ancak güler. Tekke ehli velilerin siyasete bulaşmamase farklıdır, evliyanın genel manası farklıdır. Bu kadarcık bir farkı bilmeden asıl sizin ahkam kesmeniz yanlış olur. Veli dediğiniz bir tekkeye çekilip dünya işlerinden el ayak çeken kimse değildir. Öyleleri vardır ama bu hepsinin öyle olduğunu göstermez. Eğer öyle olsaydı Osmanlı tarihinin en meşhur velilerinden Emir Sultan Padişaha nasihat ve dostluk etmezdi. Keza Timur Han Seyyid Emir Gilal'den emir almadan hareket ederdi. İkinci Mahmud Han Halid-i Bağdadi'nin hakkında gezen söylentilere kulak asıp altını kazardı. Fakat böyle olmadığı gibi hem bu velilere iftira edenlerin boyunlarını vurdurtmuş hem de bu kimselere tekke ve dergah açtırtmış ve duasını almıştır. İkinci Abdülhamid Han Abdulhakim-i Arvasi'nin talebeleri vasıtasıyla kitap göndertmiş karşılığında yine büyük dua almıştır. Şeyh Ebu-l Vefa'nın padişahı dergaha kabul etmeyişinin sebebi onun gönlünü dervişliğe kaptırıp dünya ve devlet işlerinden geri durmasından korkmasıydı. Daha gerilere gidersek İmam-ı Şafii Abbasi Halifesinin kadıl-kudatlık teklifini kabul etmiş ve bu vazifede uzun seneler kalmıştır. İmam-ı Rabbani bir mektubunda (asli nüshası mevcuttur.) devrinin Babürlü hükümdarina (Alemgir) nasihat etmiş ve yaptığı hizmetlerin müslümanlar için ne kadar büyük ehemmiyet arzettiğini vurgulamıştır. Yani demek oluyor ki devlet meseleleri ile velayet birbirinden ayrı şeyler.

    Bir de şu hile yapan insan veli olur mu sözünüze pek şaşırdım. Velayetin önündeki engel hile yapmak değil İslam dininin hudutları dışında kalan birşeyi yapmaktır. Harpte hile caizdir. Bu fetvayı da söylediğiniz gibi sonradan gelen alimler değil bizzat Peygamber Efendimiz koymuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz'in pekçok Eshabı devlet görevinde bulunmuştur. Mesela Hazret-i Ebubekir , Ömer, Osman, Ali, Muaz bin Cebel, Sa'd bin Ebi Vakkas, sonra tabiinin pekçok mensubu da devlet görevinde bulunmuştur.

    Dediğinize gelince, İslam alimlerinden bazılarının devlet işlerini kötü olarak anlatması kendi derviş meşrepli talebeleri içindir. Herkes kendi üzerine düşen vazifeyi yapmalıdır. Sultan evliyanın işine karışmadığı gibi bazı dergah ehlinin de devlet meselelerine bulaşması hatalıdır. İslam filozofu demişsiniz kimler onlar merak ettim.

    Misallere devam edersek müftiy-üssekaleyn lakablı Ahmed ibni Kemalpaşazade ve Ebussuud Efendiler protokol de üç numaralı makamda idiler (protokol sırasını şaşırmış olabilirim.) Bu ikisinin derecesini yine onların talebeleri bildiriyor.

  • Enver diyor ki:

    burada yazdığım 20 ye yakın yorum boyunca söylediklerime dikkat çekmeden sadece Hürrem'in yaşıyla ilgili yaptığım yorumu ortaya atarak böyle eleştiri olmaz demeniz beni daha yukarıdaki yorumları okumadığınız düşüncesine itti. yanılıyor olabilirim. Fakat sizin yukarıda yaptığınız yorumların benzerini ben yukarıda yaptım zaten.konuşulan dile ve kıyafetlere, tarihi dekorun zayıflığına, oyunculuk noktasındaki eksiklere dikkat çektim. ben sadece yahu şu bile yanlış olmuş tarzında yorum yaptım. Harem sahneleri ile alakalı fikirlerimi beyan ettim.

    İkincisi Osmanlı Sultanlarını evliya gibi görmek bir takıntı veya his değildir. 6 asırlık bir hizmeti görüp buna minnet duymaktır. Bunu takdir etmektir. Bir de şu tarih kitaplarında yazdığı halde ısrarla inkar edip sadece menkıbe dediğiniz hadiseleri okusanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Yavuz Sultan Selim Han ölü halde iken gaslinin yapıldığı sırada üç defa açılan avret mahallini kapattığını Solakzade yazıyor. Solakzade diyorum Halil İnalcık değil. Halil İnalcık'ı kendi kafamdan atarak eleştirmiyorum. Zaten kendisiyle alakalı söylediklerimi incelerseniz şahsın tarihçiliğinin ne kadar takdir edildiğini göreceksiniz. Ne kadar gariptir ki bize isnad ettiğiniz her hal sizin bir aksiniz oluyor. Bu Halil İnalcık "evliya" mı ki eleştirilmesin? Bu sözümün doğru anlaşılmasını ümid ediyorum. Ben size ona ait olan bazı makalelerde özellikle NTV tarihte çıkan içki meclisleri ile alakalı olan makalede bir tarihçi üslubunun değil bir populistin üslubunun hakim olduğunu düşündümü söyledim. Siz ne düşünürsünüz bilmem. Fakat öyle "o yazacak herkes ne olduğunu görecek" fazla iddialı kaçar. Bir de tarih ilmi açısından kendinize bazı tabular oluşturursanız hataya düşeceğinizi söylemek istiyorum. yukarıdaki bir yorumumda bazı kaynakların iki padişah hakkında içki içtiğini fakat sonra hemen tevbe edip tevbe ettiğini yazdığını belirttim. Zayıf kaynaklar olsa da bunu belirttim. Ama siz Halil İnalcık yazacak herkes anlayacak havasındasınız. Buna tarihçilik diyorsanız zaten konuşmamızın ikimiz açısından bir faydası olmaz.

  • Kılıç Arslan diyor ki:

    Ben de onu diyorum kardeşim: devlet meseleleriyle velayet ayrı şeylerdir. Siyaset, doğası gereği pis bir iş olduğu için de devlet idaresinde görev alanlara hile ve aldatmaca yapmak caiz hatta vacip görülmüştür. Bu sadece savaşla alakalı bir durum değil. Örneğin birine suikast düzenlemek devlet meselesi olarak caiz görülmüştür ya da mukabele olarak elçinin katledilmesi. Ya da en güzel örnek kardeş katli meselesi olacaktır. Kardeş katlinin nizam-ı alem için gerekli olduğunu söyleyen din adamları vardır ama karşı çıkanlar (bunlar hiçbir suretle karde katlini uygun görmemişlerdir) da olmuştur. Gereklidir veya gereksizdir ayrı mesele ki ben gerekli olduğunu düşünürüm, kardeşini katleden bir insandan evliya olarak söz etmek bilmem ne kadar doğru. Size mantıklı geliyorsa diyiniz, benim için mesele yok.

    Kanuni ise hiçbir kardeşini katletmedi, ecelleriyle öldüler. Kanuni iyi şairdi, devlet adamıydı ve komutandı ama evliyalık başka şey. Verdiğin örnekler ise saçma. "İkinci Abdülhamid Han Abdulhakim-i Arvasi'nin talebeleri vasıtasıyla kitap göndertmiş karşılığında yine büyük dua almıştır." Bu şimdi evliyalığa dalalet midir? Sözde çok önemli bir tarihçimiz gibi "II. Abdülhamit Hızır Aleyhisselam'ı görmüş" deseniz yine daha çok ilgi çekerdi. E tabi bu tarz şeylere inanabiliyor olmanız, ikinci mesajınızda verdiğiniz örnekten de anlaşılabiliyor. Solakzade olaya şahit olmuş mu? Vakanüvis gibi değil de gördüğünü yazdığına kanıt nedir? Sorgulamadan her okuduğuna inanabiliyorsan Termofil Savaşı'nda 2.5 milyon Persli olduğuna da inanabilirsin. Sırf Heredot'tan dolayı.

    Her neyse konu evliya nasıl olunur değil. Konu malum dizinin tarihimize hakaret olup olmadığı. Ben burada yazara bir soru sordum hala da cevabını alamadım. Gerçi kendisinin üslubunu bildiğimden diziyi yapanlar ağızlarıyla kuş da tutsalar ona yaranamazlar ve o her zamanki şişkin egosuyla diziyi yapanlara söver durur ki bu yazıda yaptığı da ondan farklı değil. İttihat ve Terakki'nin kumpas olup üyelerinin vatan haini olduğunu iddia eden zihniyete hiçbir şey anlatamazsınız bu ülkede. Kalpleri ve zihinleri nefretle doldurmakla o kadar meşguldurler ki sağduyularına birazcık bile başvurma ihtiyacı hissetmezler.

    Sitede malum diziyle alakalı bir yazı yazılacağını biliyordum, müteverrih'in yazacağını da biliyordum hatta neler yazabileceğini de kestirmiştim. Sen söyle Enver, bu beni evliya yapar mı? :)

    • Saruhan diyor ki:

      Buradaki tartismanin kaynagi, her zaman oldugu gibi, Osmanli tarihiyle ilgilenenlerin yeterince fikih kitablarini tahlil etmemeleri, Islam hukukunu yeterince arastirmamalari. Mesela Osmanli hukukunu (ve de özellikle cariyelik müessini) ögrenmek isteyen kimse, "Halebi", "Dürer", "Redd-ül Muhtar" gibi kitablari okumus olmali (meselâ Ahmed Akgündüz'ün "Osmanli'da Hârem" adli eseri bu konuda önemli ve fikih kitablarina göre yazilmis bir kaynak. Arkadaslara, eger okumamislarsa, bu kitaba bakmalarini tavsiye ederim).

      "Efendim, falanca sultan için evliya denemezmis", niye, bunu neye dayanarak diyorlar, evliya ne demek biliyor mu? "Allah dostu demek", biz Osmanli sultanlarinin islamiyet'e hizmet ettiklerini biliyoruz, özellikle de II. Abdülhamid Hânin. Niçin ona evliya degil diyemiyecegiz? O halde kimse için evliya diyemeyiz, mesela Mevlâna için nasil evliya diyoruz? Islamiyet insanlarin zahirine bakar, ona göre hüküm verir. Kiliç Arslan alayci bir sekilde, önceden bazi seyler bildigi için, kendisinin evliyâ olarak degerendirilecegi mi söyluyor. Halbuki evliya fevkalede isler yapan kisi degil, Islamiyet'e tam bir sekilde uyan kimsedir.

  • Kılıç Arslan diyor ki:

    Evliya demek salt iyilik yapan ve sadece iyikiği düşünen kişi demektir. Siyaset yapan insan evliya o-la-maz! Hala dediklerimi anlayamıyorsanız söyleyecek bir şeyim yok. Ayrıca burada konu malum dizidir, padişahlar evliya mıdır değil midir değil. Ben onu diziyi eleştirip "Koskoca cihan padişahı kadınlarla birlikte oluyor" diyerek padişahın kadınlarla birlikte olmasını bir zayıflık ya da padişahın manen (dinen) zayıflaması olarak gören geri kalmış zihniyete söyledim.

  • mrt diyor ki:

    alimle konusanin ilmi artar
    cahille konusanin da sabri artar
    demis buyukler.
    enver kardesime tesekkur ediyorum bu kadar sabirli oldugu icin.

  • a.nuri kınav diyor ki:

    Kiminde beyin vardır,kimi omurilikle idare eder.
    Dolayısıyla;
    Beyinsiz ile konuşanın sadece zavallılığa acıma duygusu artıyor vesselam…

  • Bilal Emiroğlu diyor ki:

    Bu filim işlerinin içinde olduğunuzu yazmışsınız ya, benim de aksine, senaryo konusuna bir ünsiyetim hiç yok. Tarih ile ilgisi olmayanın tarihi dizi çekmesini normal karşılamanız, bana sizin tabirinizle "aptallar için çekilen tv filimi" sektörüne atılmakta böylece cesaret veriyor.
    "Kurgu" diyerek, dilediğim kişilikleri silebilmek, doğrusu çok hoş; demek ki uslubunca ve sanat adına yapınca, birinin ecdadına küfredebilmek, kabahat olmaktan çıkıyormuş, sizden bunu öğrendiğim iyi oldu.
    Gösterebildiğiniz yaklaşımın olgunluğu, şahsiyetinizin derekesine de işaret ediyor; madem ki tahayyül edebiliyorum, Meral'den sonra sırasıyla sizi ve Kılıç Bey'i de böylesi bir senaryonun kahramanı olarak çizmek beni çok memnun ederdi.
    Öyle anlıyorum ki, bu tür bir etkinlikte bulunsam, hiç yadırgamayacak, aksine özgürlük adına beni destekleyeceksiniz; hattâ bana çalışmam için yön göstereceğiniz ve materyal sağlayabileceğinizden bile, neredeyse emîn oldum.
    Bu tartışmaya epeyi geç katıldığımın farkındayım, ancak düşündürdüklerinizi arzetmeden, yeni farkettiğim bu sayfadan ayrılamayacaktım, teşekkür ederim.

  • Muammer diyor ki:

    Allah razı olsun Muhteşem bir yazı.

Yorum Tazın Saruhan