ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Baruthâne Patladı!

Tarihte siyasi hâdiselerin yanında gündelik hayata dair çok sayıda vak’a yaşanmıştır. Fakat bu hususiyet çoğu zaman unutulur ve tarihin daha ziyade savaşlar ve barışlardan müteşekkil bir bilim dalı olduğuna inanılır. Halbuki kaynaklarda yer alan sosyal olaylar azımsanmayacak kadar çoktur. Bu tarz anekdotlara hukukî anlaşmazlıkların tutulduğu kadı  defterlerinde, günlük olayların kaydedildiği rûznâmelerde rastlanabileceği gibi o dönemin şahidi konumundaki tarih kitaplarında da tesadüf edilebilir. 16. yüzyıl sonlarında bir Baruthane’ye düşen yıldırımda olduğu gibi…

.

.

Bakırköy Baruthanesi

Bu tarih kitabının yazarı Selanikli Mustafa Efendi’dir. Kaleme aldığı eserden dolayı, söz konusu kronik (olayları tarihî sıraya göre anlatan kitap) Selânikî Tarihi olarak bilinir. 17. yüzyılın başlarında yazılmıştır. Dili o devir için değil, fakat zamanımız için söyleyecek olursak pek sâde sayılmaz. Buna binâen içerisinde anlattığı hâdiseler bakımından mühim bir kaynaktır. Bilhassa gündelik hayatta vuku bulan önemli olaylara da yer verir. İşte bunlardan biri, 1590’lı yılların sonlarında Rumeli’ndeki Vardar Kalası demekle bilinen baruthaneye düşen yıldırım ve ardında bıraktığı yıkımdır.

.

Baruthâneden bir kesit

Bulutlar gittikçe siyahlaşmış ve nihayet ardından muazzam bir yağmur başlamıştır. Bu yağmur esnasında dehşet veren bir sesle yeryüzüne isabet eden yıldırım kaleyi hedef alır. Akabinde kulakları sağır edercesine bir patlama… İçeride barut, fişek -ki bunların 1300 kantar ağırlığında olduğu belirtilir- ve silah nev’inden her ne varsa bir anda infilâk eder.  Baruthane’nin su kenarında bulunması aslında bir bakıma avantajdır. Çünkü çıkan yangın, yağmurun da tesiriyle kontrol altına alınabilecektir. Fakat cepehâneden eser kalmamıştır. Bazı toplar denize düşmüş, kale burçlarıyla beraber paramparça olmuştur. Olayı müteâkip derhal İstanbul’a haber yollanır ve baruthanenin yeniden inşası için yardım talep edilir. Tâbii olarak imparatorluğun payitahtı olan İstanbul’dan en kısa zamanda yardım eli uzanacaktır.

.

Takvimler hicrî olarak 1005 senesinin Receb ayını göstermektedir. O da Mart 1597’ye tekâbül eder.

Tarihi bir vesika olması bakımından söz konusu hadisenin aslî şeklini de paylaşalım:

Ve bu esnâda evâhir-i şehr-i Receb’de Selânik’de âyin-i saltanat üzre fütûhât-ı celîle ahbârı ile şehr donanması tedârüki mahallinde bir gice nâgehânî kazâu’llâh ile alâmet-i bârân ve berk-i ra’d ve sâi’ka olup, Vardar Kal’ası dimekle meşhûr âfâk rûy-ı zemînde bî-misl ü mânend olan hazâin-i baruta nâzil olup, bin üç yüz kantar top otu kıyâmet-mehîb sadâ ile kal’ayı burc u bârûsıyla ayyûka çıkarup, zerrâta karışdırup ve içinde olan dizdâr ve merdân-ı kal’adan az kimse serâsime-i hayât ile halâs olup leb-i deryâda olmağla toplarun ekseri deryâya düşüp azîm velvele olduğı haberi gelüp, “Kal’anun müceddeden binâ olması lâzım olmışdur” diyü arz olundı.

Fi selh-i Receb, sene hamse ve elf.

4 Yorum »

  • Kemal Ateş diyor ki:

    Merhabalar,

    "Takvimler hicrî olarak 1005 senesinin Receb ayını göstermektedir. O da Mart 1597’ye tekâbül eder."

    Bu yorumlamanın [bknz: Receb ayı] toplumda "baba saati" olarak geçtiğini duymuştum. Aslına bakılırsa bu konuyu çok merak ediyorum. "Baba Saati" olarak adlandırdığımız konular hakkında bir bilgi paylaşımı gerçekleşebilir mi? bilmiyorum! Aksi halde biz bu bilgilere internetten ne yazık ki erişemedik. Çözüm olarak o dönemlerde yaşayan (bilgili bir ihtiyar) mı arayalım?

    Saygılar,
    Kemal Ateş

  • mürekkep diyor ki:

    Üç aylar olarak bilinen (Şuhûr-ı selâse) Recep-Şaban-Ramazan en eski zamanlardan beri hurmeti icab ettiren kamerî (hicrî) zaman dilimleridir. Haram aylar olan (Eşhûru'l-hurûm) Muharrem, Zilhicce, Zilkade ve Recep de böyle mukaddestir.

    Yani Recep-i mücerreb olarak bilinen bu ay, hem haram aylara, hem de üç aylara dahildir.

    Bununla beraber İslamiyetten önce de böyle bir hürmet göze çarpıyor. Müşrikler bile bu ayda savaş etmezler, lâkin böyle bir zaruret hasıl olsa, ayların yerlerini değişitirerek bunu çözmeye bakarlardı. Recep ayı için denir ki, "İnsan yolda babasının katilini görse, sırf bu ayın hürmetine ve bu ayda bir kabahat, suç işlememek için onu görmezlikten gelirdi." Belki de "baba saati" ifadesinin bir tevili de bu şekilde mümkin olabilir.

    Selamlar

  • [...] View the original article here GD Star Ratingloading…GD Star Ratingloading…Did you like this? Share it:Tweet [...]

Yorum Yazın