ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

İtalya’ya Sefer Var!

Otranto ve Apulia’daki Osmanlı hakimiyeti sadece on üç ay sürmüştür. Buna rağmen, hakimiyetten onlarca yıl sonra, XVI. yüzyıl Yunan vakanüvisi, Osmanlıların Adriyatik’in batı kıyısına çıkmasının, Hristiyan Batı Alemi’nde nasıl bir endişeyle karşılandığından bahsederek Fatih Sultan Mehmed ölmeseydi Apulia’ya geçip, İtalya’yı işgal edeceğinden bahsetmektedir.

Otranto ve Apulia seferinin İtalya’da yol açtığı panik havası, Napoli Kralı I. Ferdinand’ın ilk tepkisi ve Sultan Mehmed’in ölümünün bu seferin kaderi üstündeki hayati önemi diğer çağdaş kaynaklarda vurgulanmış ve Batı tarihçiliğince tekrar edilegelmiştir. Arnavut isyanının da şüphesiz hakimiyetin sona ermesinde önemi vardır, ancak bunu kimilerinin iddia ettiği gibi birinci amil olarak göstermek yanlıştır.

Otranto ve Apulia seferlerinin zamanlaması çok iyi ayarlanmıştı. Arnavutluk’ta, İskender Bey’in ölümünden dokuz yıl sonra II. Mehmed’in, Kuzey Arnavutluk’un en güçlü iki kalesinden biri olan Akhisar 1478’de teslim fethetti. Akdeniz’de, Osmanlı deniz gücü eskiye nazaran olağanüstü artmıştı. Venedik, İşkodra ile Sopot ve Himarra kalelerini teslim etmek gibi ağır şartlara razı olarak barış yapmak zorunda kaldı. Bu dönemde İtalyan devletleri ağır ihtilaflar içerisindeydi.

Gedik Ahmed Paşa

Gerçekten de Osmanlıların Otranto ve Apulia seferleri tüm ayrıntılarıyla planlanmış ve dikkatle uygulanmıştı. Öncelikle, 1479 yazında, Gedik Ahmed Paşa Avlonya sancakbeyliğine atandı. Hoca Sadeddin ve Solakzade gibi Osmanlı kaynakları Gedik Ahmed Paşa’nın Avlonya’ya, İtalya’nın işgali için hazırlık yapmak üzere gönderildiğini kaydeder. Avlonya Otranto’ya bir çıkarma için en iyi köprübaşıydı.

Gedik Ahmed Paşa’nın hazırlıkları üç bölüme ayrılmıştı. İlk iş olarak, Epir ve Arnavutluk’ta Osmanlı hakimiyetini sağlamlaştırıldı. İkinci aşamaya geçildi ve Kral I. Ferdinand’ın müttefikinin elindeki iki İyonya adası, Leukas ve Zante ele geçirildi. Son hazırlık aşaması askerlerin nakledilmesi ve ordunun savaş alanına taşınmasından ibaretti.

İtalya’ya karşı yapılacak Osmanlı harekatı hazırlıklarının üç aşaması da büyük operasyonlardı ve masrafların karşılanması, teknolojik sınırlamaların aşılması ve İtalyan sahiline gönderilen ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için muazzam bir koordinasyon gayreti gerektirmişti. Venedik, Doğu Akdeniz’deki ticari çıkarlarını daha fazla zedeleyecek herhangi bir çatışmaya girmeme yönündeki kararlılıklarıyla, bu seferi engellemek için bir şey de yapmadı. Napolililer çıkarma yapılacağının farkındaydılar ama onlar da hiçbir şey yapmadılar.

28 Temmuz 1480’de Osmanlı ordusu Apulia sahilini çıkarma yaptı ve Otranto şehrini kuşatıldı. Sefere katılan Osmanlı ordusunun büyüklüğü hakkındaki tahminler tartışmalıdır. 15.000 askere yakın bir büyüklükte olduğu düşünülmektedir. Kuşatma sonrası Otranto ve civardaki bazı kaleler zaptedildi.

Bundan sonra Gedik Ahmed Paşa İtalya’daki Osmanlı fetihlerini büyütmek amacıyla baharda düzenlenecek yeni bir seferin hazırlıkları için Osmanlı ordusunun geri kalanıyla Avlonya’ya döndü.

Günümüzde Pelasgi Tabyasından Otranto

Otranto şehrinin Osmanlılarca cebren ele geçirilmesi sırasında yaşandığı iddia edilen mezalimlerin Hristiyan propagandasının uydurmaları olması pek kuvvetli ihtimaldir.

Napolililerin ilk şaşkınlıklarından sonra etkili bir şekilde karşı koydular. Napoli Kralı I. Ferdinand’ın çağırdığı Alfonso’nun takviye edilmiş ordusu Otranto’dan güvenli bir uzaklıkta konuşlandı ve Osmanlıların daha fazla yayılmalarını önlemeyi amaçladı.

Ayrıca, Kral Ferdinand yardım için Papa’ya ve Avrupa’daki diğer Hristiyan devletlere müracaat etti. Ama destek veren sadece Papa’ydı. Avrupa devletlerini bir Haçlı seferine çağıran bir tamim yayınladı. Ancak bu çağrı herhangi bir sonuca ulaşmadı.

Ancak Kardinaller Heyeti 50,000 dukanın Macar Kralı Matthias Corvinus’a gönderilmesini ve bunun karşılığında Osmanlılara Balkanların kuzeyinden saldırmasını kararlaştırdılar. Bu İtalyan müttefiklerin Osmanlıları topraklarından atmak için kullanacakları en etkili strateji olacaktı.

Bu sırada Arnavut isyanlarının şiddetlenmesi ve Gedik Ahmed Paşa isyanları bastırmak için yolladığı kuvvetin asiler tarafından yenilgiye uğratılması, asileri iyice azdırdı.

Fatih Sultan Mehmed sefer için yola çıktıktan kısa bir süre sonra vefatı ile iki oğlunun, Bayezid ve Cem’in arasında bir iç savaş meydana geldi.

Gedik Ahmed Paşa'nın Afyon'da Yaptırdığı İmaret ve Cami

Gedik Ahmed Paşa Bayezid’in tarafını tuttu Arnavutluk’tan ayrılmak zorunda kaldı. Bu olaylar asilerin şevkini artırdı.

Bayezid’in kuvvetlerinin başındaki Gedik Ahmed Paşa Cem’in ordusunu mağlup ederek Bayezid’in tahta oturmasına giden yolu açtı. Cem’i yakalayamaması Gedik Ahmed Paşa’nın bir süreliğine hapsedilmesine neden oldu. Böylece Gedik Ahmed Paşa’nın Osmanlıların İtalya seferindeki rolü de sona ermiş oldu.

Gedik Ahmed Paşa’nın yerine Rumeli Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa’yı daha Ahmed Paşa gözden düşmeden tayin etmişti. Bu esnada isyan da şiddetlenmişti. Avlonya’ya vardığında Süleyman Paşa’nın önceliği, Otranto’ya geçmeden önce, Avlonya için bile tehlikeli olmaya başlayan isyanları bastırmaktı.

Süleyman Paşa’nın ordusu gücünü isyan çıkan bütün merkezlere dağıtmak zorunda kaldı. Hadım Süleyman Paşa kuvvetleri çatışmalarda bir mağlubiyet yaşadılar. Bu mağlubiyet Otranto ve Apulia’daki Osmanlı hakimiyeti için bir dönüm noktasıydı. Zira bu mağlubiyet sonrası Otranto’ya yardım ulaşma ümidi ortadan kalkmıştır ve Otranto teslim olmuştur. Otranto ve Apulia’daki Osmanlı hakimiyeti sadece on üç ay sürmüştü.

Napoli Kralı I. Ferdinand ve Papa’nın daha sonra, Adriyatik’in öteki yakasına bir Haçlı seferi düzenleme çabaları sonuç vermedi ve Arnavutluk’u kurtarma çabaları akamete uğradı.

Gerçekten, Osmanlıların İtalya çıkartması sözkonusu olunca 1481’de Epir ve Arnavutluk’ta patlak veren isyanları gözardı etmek artık mümkün değildir. Bu isyanların, Osmanlıların Otranto ve Apulia’dan atılmalarında önemli rolleri olmuştur. Ancak bu isyanları Osmanlı’nın Otranto’yu terkindeki esas amil görmek doğru değildir.

Otranto Kalesi Panaroması

13 Yorum »

  • Yasin diyor ki:

    fotoğraflarla süslenmiş bu güzide araştıra için teşekkür ediyorum. devamını merakla bekliyorum

  • Hasan diyor ki:

    Şunu anlamadım pek Fatih' in torunları Yavuz ve özellikle de Süleyman dedelerinin yolunda gitmişlerdir hep ama neden onlar İtalya seferini düşünmemiştir , Süleyman'ın dönemi Fatih'in döneminde daha güçlüdü , böyle bir düşünceye sahip olmaması enteresan …

  • Hattab diyor ki:

    Otranto İtalya'yı fetih düşüncesinin başlangıcını temsil etmektedir. Ancak orada tutunmak çok da kolay olmamış ve Osmanlı kuvvetleri çeşitli mücbir sebeplerde geri çekilmek durumunda kalmışlardır. Yavuz'un doğu seferleri ve kısa saltanatı zaten buna imkan tanımamıştır.
    Kanuni'de ise bu düşüncenin devam ettiğini görmekteyiz. Ancak bu kez güneyden deniz yoluyla değil, karadan Viyana üzerinden bu gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.
    Hatta bu dönemde Osmanlı-Fransız ittifakı gerçekleştirilerek katoliklerin yek-vücud olmalarına mani olunmuştur. Elbette diğer saikleri de düşünmek lazım. O dönemde güçlü bir katolik imparatorluğu olan İspanya önemli bir konumdaydı. Bu Osmanlı-Fransız ittifakı hiç de yabana atılacak bir şey değildir. Avrupa siyaseti açısından fevkalade öneme sahiptir. Ancak o dönemdeki konjonktür İtalya'nın fethi projesini gerçekleştirmek için yeterince Osmanlı lehinde cereyan etmemiştir.

  • Hattab diyor ki:

    Otranto İtalya'yı fetih düşüncesinin başlangıcını temsil etmektedir. Ancak orada tutunmak çok da kolay olmamış ve Osmanlı kuvvetleri çeşitli mücbir sebeplerde geri çekilmek durumunda kalmışlardır. Yavuz'un doğu seferleri ve kısa saltanatı zaten buna imkan tanımamıştır.
    Kanuni'de ise bu düşüncenin devam ettiğini görmekteyiz. Ancak bu kez güneyden deniz yoluyla değil, karadan Viyana üzerinden bu gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.
    Hatta bu dönemde Osmanlı-Fransız ittifakı gerçekleştirilerek katoliklerin yek-vücud olmalarına mani olunmuştur. Elbette diğer saikleri de düşünmek lazım. O dönemde güçlü bir katolik imparatorluğu olan İspanya önemli bir konumdaydı. Bu Osmanlı-Fransız ittifakı hiç de yabana atılacak bir şey değildir. Avrupa siyaseti açısından fevkalade öneme sahiptir. Ancak o dönemdeki konjonktür İtalya'nın fethi projesini gerçekleştirmek için yeterince Osmanlı lehinde cereyan etmemiştir.

  • tayfun diyor ki:

    Bir şey soracağım..Osmanlı döneminde tahta oturmak çok önemliydi ama kardeş kardeşi öldürmek biraz sıkıntılı durum değil mi? Sonuçta hükümdar olacaklar ehli sünnet insanları bunu yapması dogru bir şey mi? yardımcı olursanız sevinirim ..

    • Hattab diyor ki:

      Merhabalar,
      Öncelikle bu sorunun cevabının ufak bir biçimde verilemeyeceğini belirtmeliyim. Ancak, bu yapılanda sünnete muhalif bir durumdan bahsedilemez, zira Fatih kanunnamesinde yer alan bu hükümde "ekser ulema dahi tecviz etmiştir" ibaresi bulunmaktadır.
      Devlette önemli olan kişilerden ziyade devletin bekasıdır. Fetret devrinde devletin içine düştüğü acz bunu bariz şekilde ortaya koymaktadır, ayrıca Cem Sultan olayı maalesef kötü bir örnek olmuştur. İlber Ortaylı'nın dediği gibi padişahın kardeşi sizin bizim kardeşimize benzemez. Ben size bir link vereyim, Ekrem Buğra Ekinci burada iyice açıklıyor; http://tarihvemedeniyet.org/2010/05/dunden-bugune

    • Egemen Yazan diyor ki:

      Çoğu alim buna karşı çıkmıştır ama Fatih -bugün bile kimler olduğunu bilmediğimiz- "ekser ulemanın izniyle" diyerek meseleye son noktayı koymuş ve bunu kanun haline getirmiştir. İmparatorluğumuzu kudretli yapan müesseseden biridir bu kardeş katli ama Fatih bu fermanı çıkarırken kime ne kadar danıştı, kim icazet verdi bilinmiyor.

      • Hattab diyor ki:

        Bilinmediğini siz de belirtiyorsunuz, ama çoğu alim buna karşı çıkmıştır diyebiliyorsunuz. Kaynak belirtilmelidir.
        Ayrıca pratikteki yararlarını da göz önüne almak lazımdır. 10'larca kişi hayatından olmuştur, ama böylece muhtemel bir iç çatışmada olubilecek onbinlerce kişinin hayatı kurtulmuştur.
        Bizde bir laf vardır; Ya devlet başa, ya kuzgun leşe. Roma'da da buna benzer bir deyiş vardır: "Aut Caesar aut nihil"; manası "Ya sezar, ya da hiçbirşey.
        Bunun üzerinde iyice düşünmek lazım.

  • volkan diyor ki:

    Fatih'in İtalya (aslen roma) seferinin tetikleyici nedenlerinden biri şüphesiz Ramuzu’l-Ehadis, 478/5 te yer alan '“Allah Teàlâ Hazretleri mü'min kullarına tesbihle, tekbirle; Sübhànallàh diyerek, Allàhu ekber diyerek, el-Kostantîniyyetir-Rûmiyye'yi (Roma) açmadıkça, fethini nasib etmedikçe kıyamet kopmaz.” hadis-i şerifi'dir.Yani Istanbulun fethi ilk duraktır.EsAd Coşan merhuma ait internetten izlenebilecek 3 dakikalık video kaydı konu hakkında bir fikir verebilir.

  • tanselaltinay diyor ki:

    fatih zamanında italya kent beylikleri tarafından yönetiliyodu aralarında anlaşmazlık vardı bu yüzden Osmanlı için kolay lokmaydı ve fransa İngiltere 100 yıl savaşları yapmıştı italyaya saldırıda haçlı ordusu kurulsa karşısında sadece ozamanın güçlüsü ispanya ve Avusturya kalıyodu onlarda cesaret edebilirmiydi çünkü Süleyman zamanında vedaha sonraki yüzyıl Avusturyalılar hiç bi zaman Osmanlıyla meydan muharebesine cesaret edememişlerdir çünkü Osmanlı özel yetiştirilmiş özel bi orduydu kale savaşları yapmıştır bi kaleyi kaybedince başka kale yapmışlardır o zaman hiç bi ülke Osmanlıyla meydan muharebesine cesaret edemezdi edende mohaçta 2saatta kaybetmiştir dünyanın en kısa muharebesidir

  • tanselaltinay diyor ki:

    fatih zamanında italya kent beylikleri tarafından yönetiliyodu aralarında anlaşmazlık vardı bu yüzden Osmanlı için kolay lokmaydı ve fransa İngiltere 100 yıl savaşları yapmıştı italyaya saldırıda haçlı ordusu kurulsa karşısında sadece ozamanın güçlüsü ispanya ve Avusturya kalıyodu onlarda cesaret edebilirmiydi çünkü Süleyman zamanında vedaha sonraki yüzyıl Avusturyalılar hiç bi zaman Osmanlıyla meydan muharebesine cesaret edememişlerdir çünkü Osmanlı özel yetiştirilmiş özel bi orduydu kale savaşları yapmıştır bi kaleyi kaybedince başka kale yapmışlardır o zaman hiç bi ülke Osmanlıyla meydan muharebesine cesaret edemezdi edende mohaçta 2saatta kaybetmiştir dünyanın en kısa muharebesidir

  • Bodur Çepni diyor ki:

    Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u feth etmekle, sadece bir şehri ele geçirmemiş, Doğu Roma İmp.'nu ele geçirerek, kendisini, Kayisi Rum, yani Roma imparatoru ilan etmişti. Sonrasında ise , Batı Roma İmp.'nun merkezi pozisyonundaki, İtalya'yı feth ederek, Doğu ve Batı roma imparatoru olmak gayesi ile İtalya seferini düzenlemiş, fakat ömrü buna vefa etmemiştir. Daha sonrasında ise, yukarıda açıklandığı sebeplerden dolayı, Yavuz ve Kanuni, bu işe girişselerde başarılı olamamışlardır. Ama Osmanlının yükseliş ve duraklama dönemlerinin sonuna kadar, Roma '' KIZIL ELMA'' rüyası olmaya devam etmiştir.

  • Nusret diyor ki:

    hristiyan birliği diye birşey yok o dönemde bunu göz ardı etmemek gerekir. Ayrıca İstanbul'un zaptı ile Fatih Sultan Mehmet Kaiser ünvanını almış ve kendisinin Romanın varisi olarak görmüştür zatende daha şehzadelik yıllarında ve tahta cülusundan sonrada çokça rumlardan ve helenistik kaynaklardan Roma üzerine okumalar yaptırmış dinlemiş ve kendiside bu dönemi okumuş. Bildiğiniz gibi kendiside Latince biliyordu. Diyeceğim şu ki Roma topraklarını ele geçirmek gibi bir düşünceside var. Ayrıca son olarak Roma da Osmanlının Kızıl Elmaları arasında yer alır. İtalyada düzen olamdığı için Osmalıya herhangi bir tehtit olması söz konusu değil akıllarda olsun,tek tehtit Akdenizdeki Venediklilerdir. Son olarak ise Kanuni Viyana'yı alamıyor bu sebepten dolayı Roma seferi olamamış olabilir tabi bu sadece varsayım.

  • Hattab diyor ki:

    Bir ekleme yapmak isterim. Bahsettiğiniz duraklama ya da gerileme gibi tabirler ilmî muhitlerde artık pek karşılık görmüyorlar. Bu XIX. asırda Osmanlı tarihi yazarlarından Hammer'a ait bir dönemlendirmedir. Şu an klasik dönem ve modernleşme/yenileşme devri kavramları daha doğru bulunuyor.
    Bize hep öğretilmiştir ya okullarda, devletin duraklaması, gerilemesi diyor ve bu yüzlerce yıl devam ediyor ve baktığımızda da devlet bazı toprakları kaybetse de yine muazzam bir güce sahiptir.
    Bunu şuradan rahatça görebiliriz:
    Abdülaziz Avrupa seyahatine Fransa'nın ısrarlı talepleri doğrultusunda ve şeref konuğu olarak gitmiştir. Yıl 1867 ve 50 yıl sonra devlet yıkılacak ama devletin dışarıdan, Avrupa'dan görünümü budur.

Yorum Yazın