ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Yokdur Zulme Rızamız!

Sultan III. Mehmed temsili

Eskilerin Farsça bir sözü var: “Suhan-ı mülûk, mülûk-i suhan est” Yani “Sultanların sözü, sözlerin sultanıdır.” Osmanlı padişahlarının hemen hepsi şiirle yakından ilgilenmişler ve bir kısmı divan oluşturacak derecede manzumeler kaleme almışlardır. Örneğin Yavuz Sultan Selim, Farsça bir divan sahibidir. Oğlu Kanunî’nin Muhibbî mahlasıyla yazdığı gazeller sayısı 3000 civarındadır. Onun oğlu II. Selim Han az da olsa benzersiz beyitler (mısra-ı bercesteler) söylemiştir. Az ama öz söyleyenlerden biri de II. Selim’in torunu Sultan III. Mehmed’dir. Şiirlerinde Adlî ve Adnî mahlaslarını kullandı. Zulme rızası olmadığını ve daha niçe şeyleri bir gazelinde şöyle açıkladı:

.

.

.

Geniş bir bilgi birikimine sahip olan III. Mehmed Han, kendisine takdim edilen edebî eserleri memnuniyetle karşılar ve eserlerin yazarlarına mükafat olarak ihsanda bulunurdu. Nev’î ve Bâkî gibi şairler onun saltanatı boyunca da ön planda olmuş ve Hoca Sadeddin, Gelibolulu Âlî  ve Selânikî gibi âlim ve tarihçiler de zamanlarında haklı birer şöhret kazanmışlardır.

Sultan III. Mehmed, babası III. Murad Han gibi bir divan oluştaracak derecede şiirler yazmadı. Bugüne uğraşan şiirleri sayısı çok azdır. Bunlardan en bilinenleri tezkirelerde yer alır. Adlî ismini mahlas edindi. Osmanlı padişahları arasında aynı mahlası kullanan Sultan II. Bayezid ile II. Mahmud da vardır. III. Mehmed Han’ın bazı kaynaklarda Adlî mahlasının yanında Adnî mahlasını da kullandığı belirtilir. Riyazî’nin Tezkiretü’ş-Şuara isimli eserinde padişahın Adlî mahlasıyla verilen bir şiiri şu şekildedir:

Yokdurur zulme rızâmız adle biz mâilleriz

Gözleriz Hakkın rızâsın emrine kâilleriz

Ârifiz âyine-i âlem-nümâdır gönlümüz

Rûzgârın cünbişinden sanmayın gâfilleriz

Hükm-i Mevlâya mutîiz fâriğiz tedbîrden

Biz tevekkül ehliyiz takdîrine kâilleriz

Gönlümüz kuhl-ı Sıfâhanı alır mı aynına

Tûtiyâ-yı gerd-i râh-ı dilbere mâilleriz

Pûte-i aşk içre Adlî kâlb edelden kalbimiz

Gıll u gışdan hâliyiz âlemde sâfî-dilleriz

(Zulme rızamız yoktur, bizler adalete meylederiz. Allah’ın rızasını gözetiriz ve Onun emrine boyun eğmişiz. Ârifleriz, gönüllerimiz cihanı gösteren birer ayna oldu. Zamanın değişiminden de gâfil değiliz. Mevla’nın hükmüne itaat ederiz, tedbire çok önem vermeyiz. Bizler tevekkül ehliyiz, takdir ne ise kabulleniriz. Gözlerimiz, sürmesiyle meşhur olan Isfahan boyasını kabul etmez; bizler sevgilinin bastığı topraktan yapılan sürmeyi isteriz. Ey Adlî! Kalplerimiz aşk potası içinde eritildiği günden beri kötü düşüncelerden uzağız ve bizler cihanda gönülleri saf olanlarız.)

Kendisine ait bir başka beyit:

            Cevr-i dilber ta’n-ı düşmen sûz-ı firkat za’f-ı dil

            Dürlü dürlü dert içün yaratmış Allahım beni

(Sevgilinin sıkıntı vermesi, düşmanın kötülemesi, ayrılık ateşi ve gönül zayıflığı… Sanki türlü dertler için yaratılmışım.)

2 Yorum »

Yorum Yazın