ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Osmanoğulları: Sürüldüler Ama Bitmediler

1924′te sürülen Osmanlı Hanedanının hayattaki 300 üyesinin neredeyse tamamı yurt dışında. Şehzade ve sultanlardan sadece Harun Efendi ile 3 çocuğu ve 6 torununun yanı sıra Safvet Neslişah Sultan İstanbul’da yaşıyor.

Osmanoğulları için 89 sene önce sürgün kanununun çıktığı 3 Mart 1924 günü, son padişah Sultan Mehmed Vahideddin Han, son halife Abdülmecid Efendi ve şehzade unvanını taşıyan 35 kişiyle birlikte ailenin toplam 37 erkek üyesi bulunuyordu.

Ancak başka ülkelerdekinden farklı olarak bizdeki sürgünün kapsamı çok geniş tutulmuştu.

Yazar İbrahim Pazan Bey’in 10 Mart 2013 tarihli Türkiye Gazetesi’ndeki yazısıdır.

Osmanoğulları için 89 sene önce sürgün kanununun çıktığı 3 Mart 1924 günü, son padişah Sultan Mehmed Vahideddin Han, son halife Abdülmecid Efendi ve şehzade unvanını taşıyan 35 kişiyle birlikte ailenin toplam 37 erkek üyesi bulunuyordu. Ancak başka ülkelerdekinden farklı olarak bizdeki sürgünün kapsamı çok geniş tutulmuştu.

Sultan denilen padişah ve şehzade kızları (42 kişi), bu sultanların sultanzade denilen erkek (16 kişi) ve hanımsultan denilen kız çocukları (16 kişi), ayrıca buraya kadar sayılanların zevc (18 kişi) ve zevceleri (27 kişi) ile birlikte kanunun saydığı kişi sayısı 156′yı bulmaktaydı.

Aralarında Seniha Sultan gibi 72 yaşında pir-i fani olan da vardı, Melike Hanımsultan gibi annesinin kucağında 15 günlük bebek olan da. Ayrıca kanunen sürgüne gitmesi gerekmediği halde, çocuklarından ayrılamayan anneler, annelerinden ayrılamayan çocuklar, kızı ölmüş bulunduğu için torunlarıyla giden anneanneler, kalfa, ağa, mürebbiye, muallim gibi efendilerinden ayrılamayan ve bendegân denilen hizmetlilerle birlikte gerçek sürgün sayısı 250′yi geçiyordu.

10 GÜN İÇİNDE TÜRKİYE’Yİ TERK EDİN”
Resmî adıyla “Hilâfetin ilgâsına ve Hanedan-ı Osmanî’nin Türkiye Cumhuriyeti memaliki haricine çıkarılmasına dair 3 Mart 1340 (1924) tarih ve 431 numaralı kanun” 13 maddeyi ihtiva ediyordu. 3. maddede “İkinci maddede mezkûr kimseler işbu kanunun ilânı tarihinden itibaren azami on gün zarfında Türkiye Cumhuriyeti arazisini terke mecburdurlar” deniyordu.

Ancak kanun kapsamına giren hanedan üyeleri ve mensuplarından, o sırada hasta yatağında yatmakta olan Sultan Beşinci Murad Han’ın kızı Fatma Sultan ile eşi ve üç çocuğu hariç hiçbirisi sözü edilen 10 günlük süreyi kullanamamışlardır. Kanun, 6 Mart 1924 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığına göre vatanı terk için son gün 15 Mart olmalıydı.

Hâlbuki Halife Abdülmecid Efendi, oğlu Ömer Faruk Efendi, kızı, zevceleri ve üç kişilik maiyeti, daha 4 Mart sabahı Dolmabahçe Sarayı’ndan alınarak otomobillerle Çatalca’ya getirilip Simplon Ekspresi’ne bindirildiler. Vatanı terk için şehzadelere 6 Mart’ın başladığı gece yarısına kadar 48 saat, sultanlara ve diğerlerine ise 1 hafta mühlet verilmişti. Dolayısıyla 10 Mart günü bittiğinde, o sırada zaten yurt dışında olanlar ile Fatma Sultan ve ailesi haricinde, kanunun saydığı kişilerin tamamı vatan topraklarını terk etmiş bulunmaktaydı.

LİSTEDE HANEDANDAN 37 ERKEK
Hanedanın padişah sulbünden inen ve sürgün listesinde ismi bulunan 37 erkek üyesinden yedisi, kanunun çıktığı tarihte zaten yurt dışında bulunuyordu. Aslında sürgün en önce onlar için başlamıştı. Bunlardan İtalya’da bulunan Sultan Vahîdeddin ve oğlu Mehmed Ertuğrul Efendi zaten 18 Kasım 1922′den beri sürgündeydiler. Osman Ertuğrul Efendi ile babası Mehmed Burhaneddin Efendi ve ağabeyi Mehmed Fahreddin Efendi de o sırada Viyana’da idi. Abdürrahim Hayri Efendi Roma’da, Osman Fuad Efendi ise İsviçre’de idiler. Sultan Abdülmecid’in kızı ve son sadrazamlardan Damad Mehmed Ferid Paşa’nın zevcesi Mediha Sultan da, 1922 yılında eşiyle birlikte Fransa’ya gitmişti.

ŞEHZADELER ERTUĞRUL YATI’NDA…
Sürgüne giden 37 Osmanoğlundan 11′inin birlikte bulunduğu bir resim. Şehzadeler 1909 sonbaharında Ertuğrul Yatı’nda. Soldan sağa oturanlar; Şehzade Mehmed Seyfeddin, Abdülmecid, Mehmed Vahîdeddin, Mehmed Ziyaeddin, İbrahim Tevfik Efendiler. Ayaktakiler soldan sağa; Şehzade Mehmed Cemaleddin, Ömer Hilmi, Mahmud Necmeddin (sürgünden önce vefat etmiştir), Ahmed Nihad, Mehmed Abdülhalim, Osman Fuad ve Ömer Faruk Efendiler.

Hayattaki Osmanoğulları soyağacı

Sürgün, erkekler için 50 yıl sürdü
1924 yılında başlayan sürgün hayatı, kadınlar için 28, erkekler için 50 yıl devam etti. 23 Haziran 1952′de hanedanın kadın üyelerinin vatana dönmesine imkân veren kanun çıktığında, 1924′teki sürgün listesinde bulunan 42 sultandan 17′si, aradan geçen 28 yıl içinde vefat etmiş bulunuyordu. Diğerlerinin de bu izinden faydalanıp sürekli kalmak için vatana dönmesi son derece zordu.

Aradan yarım asır geçtikten sonra 15 Mayıs 1974′te hanedanın erkek üyeleri için de vatana giriş izni verildiği zaman 1924 Martında vatandan çıkarılan 37 erkek üyeden sadece 10′nu hayatta bulunuyordu. Artık yaşları ilerlemiş, çoğunun İstanbul’da ne arkadaşları, ne de akrabaları kalmıştı.

Çoğu vatanı terk ederken birkaç sene sonra bu hatadan vazgeçileceği ve geri dönecekleri konusunda umut içindeydiler. Ama dünyanın dört bir yanına öyle bir savruldular, hayat değirmeninin taşları arasında, bitmek bilmeyen uzun seneler boyunca öyle bir öğütüldüler ki hâlâ varlıklarını sürdürebilmeleri başka bir aile için kanaatime göre imkânsızdı.

İbrahim Pazan Bey’in hazırladığı, Osman Ertuğrul Osmanoğlu Efendi’nin hayatını anlatan “Son Saraylı” kitabı

89 sene önce tren ve gemilerle vatanı terke etmeye mecbur bırakılan 250 kişiden sadece bir kişi hayattadır. O da şu anda Beyrut’ta yaşayan 1922 doğumlu Bilun Hanımsultan olup Sultan Abdülmecid Han’ın torunu Fatma Zehra Sultan’ın kızıdır.

Bugün hayatta olan 25 şehzadeden sadece biri Azizî olup diğerleri Mecidî’dir. Mecidî olanların 2′si, Sultan Abdülmecid Han’ın padişah olmayan oğlu Mehmed Burhaneddin Efendi’nin torunlarıdır. Diğerlerinin 6′sı Muradî, 9′u Hamidî ve 7′si Reşadî’dir. 25 şehzadeden 3′ü 1974′de sürgünün kaldırılmasından sonra İstanbul’da doğmuştur. Diğerlerinin 13′ü sürgün devam ederken, 9′u da sürgünün kaldırılmasından sonra yurt dışında, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Avusturya, Suriye, Mısır ve Lübnan’da doğmuştur.

Aralarında en yaşlı olanı, 23 Haziran 1924 Paris doğumlu Osman Bayezid Efendi olup hanedan reisidir. Sultan Abdülmecid Han’ın padişah olmayan oğlu Mehmed Burhaneddin Efendi’nin oğlu İbrahim Tevfik Efendi’nin oğludur ve Sultan Osman Gazi’nin 22. kuşaktan torunudur. En genç şehzade olan, 6 Haziran 2012 Londra doğumlu Ziya Reşad Efendi ise Sultan Osman Gazi’nin 25. kuşaktan torunudur.

Hayattaki 15 sultandan 1′i Sultan Beşinci Murad; 8′i Sultan İkinci Abdülhamid; 2′si Sultan Mehmed Reşad Han; 2′si Sultan Abdülmecid Han’ın padişah olmayan oğlu Mehmed Burhaneddin Efendi ve 2′si Sultan Abdülaziz Han soyundandır.

Bu konuda yazılan kitaplardan birisi – Kerime Şenyücel, Hanedan’ın Sürgün Öyküsü.

En yaşlı sultan olan Safvet Neslişah Sultan, 25 Aralık 1925 Budapeşte doğumludur. İstanbul’da ikamet eden Sultan’ın babası, Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın oğullarından Mehmed Abdülkadir Efendi’dir. Bir Osmanlı padişahının ikinci kuşak torunu olan hayattaki tek kişidir.

Osmanlı hanedan ailesine mensup hayattaki 40 şehzade ve sultan dışında, sultan çocuğu 21 sultanzade ve 13 hanımsultan ile bunların çocuk ve torunları olan 230 civarında aile üyesi ile birlikte Sultan İkinci Mahmud Han’ın neslinden olan hayattaki kişi sayısı 300′ü bulmaktadır. Bunlardan bir kısmı aynı zamanda Mısır, Ürdün, Haydarabad ve Kotwara hanedanlarına mensuptur.

Hayattaki şehzade ve sultanlardan sadece Harun Efendi ile 3 çocuğu ve büyük oğlundan 5, küçük oğlundan olan 1 torununun yanı sıra Safvet Neslişah Sultan İstanbul’da yaşamaktadır. Osman Selaheddin Efendi de zaman zaman İstanbul’a gelmekte ve Beylerbeyi’ndeki evinde kalmaktadır. Diğerlerinin tamamı, yurt dışında çeşitli ülkelerde ikamet etmektedir.

Bibliyografya:
İbrahim Pazan, Türkiye Gazetesi – 10 Mart 2013 Pazar
http://www.turkiyegazetesi.com/news/35605/surulduler_ama_bitmediler.aspx#.UT0uWTv9v5-

20 Yorum »

  • Ebru Aydın diyor ki:

    Atatürk’ün yaptığı devrimlerin 10 da 1 ini yapmış olsaydılar vaktiyle, kuşatılmazdık. Sarayda harem kurup keyif çatmaktan elleri olmamış ki. Saray Arapça, Türkçe ve Farsça karışımı Osmanlıca adı verilen bir dil konuşup, halka Arap alfabesiyle Türkçe konuşturmuşlar. Bunu hala Arapça konuşuyormuşuz da Atatürk yasaklatmış gibi algılayan bir ton insan var ki çok izah ettiğim halde anlamıyorlar. Halktan kopuk bir yönetim yıkılmaya mahkumdur. Halkın cahil olduğu bir ülke geri kalmaya mahkumdur. Atatürk kısa ömrüne çok büyük işler sığdırmış, söyledikleri hala geçerliliğini koruyan bir dehadır. Mekanın Cennet bahçeleri olsun Atam!

    • Ertuğrul diyor ki:

      Tarih Bilmeyip Konuşanlar, Tarih Bilip Konuşmayanlardan Daha Çok Maşallah. Lütfen Sus.

    • Nejat diyor ki:

      Bre oruspu kız ne haddine lan osmanlı hanedanına hakaret ediyorsun.Halktan kopuk yönetim geri kalır diyosu o yüzden dimi 600 snen boyunca hepsinin anasını ağlatmışız.Aptal kız tarih bilmiyorsun lagırtı çıkarma.Lan harem kurup keyf çatmak ne demek hiç kitap okumadığın burda belli.Atatürk mekan cennet olsun diyo müslümansa olur dicemde oda olmaz kafirin teki aptal cahil.

    • Vurucu team diyor ki:

      Ya bişey biliyormuş gibi konuşuyo zurnaci suan nefes aldığın yiyip ictigin bastığın toprak o sürgün edilen insanların di senin atam dediğin insan o insanları sürgün etti kurnaz a akıllı ol amk

  • Osman diyor ki:

    Halk cahil değil sen cahilsin beyinsiz kız

  • AYDIN diyor ki:

    Geçmişimizden,tarihimizden,ders alacagız ve önümüze bakacagız.Dostumuzu ve düşmanlarımızı iyi tanıyacagız ,birlik olacağız ülkemize sahip çıkacağız bu topraklar atalarımızdan bizlere miras bizlerde onların torunlarıyız ne mutlu bize FATİH,KANUNİ,YAVUZ ,ATATÜRK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ , dedelerimiz sayesinde bu günleri yaşıyoruz, onların ruhları şadolsun Allah hepsinin mekanlarını cennet yapsın .AMİN.

Yorum Tazın Osman