ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Dijital Kütüphaneler Ağır Aksak

ekitapBir süredir Türkiye’nin hatırı sayılır kütüphanelerinden Atatürk Kitaplığı, hummalı bir çalışma ile telifi bitmiş eserleri dijital ortama aktarma çalışması yürütüyordu. Kalkınma Ajansı aracılığı ile büyük ölçüde Avrupa Birliği tarafından fonlanan Atatürk Kitaplığı sayısallaştırma projesinin nihayete ermesini hepimiz heyecanla bekliyorduk. Aslında çok büyük beklentilerimiz yoktu ama bir “garabet”  ile karşılaşmayı da ummuyorduk.

Çalışmalar bitince dijital ortama aktarılan kitapların, belgelerin, haritaların, resimlerin, kartpostalların, minyatürlerin, süreli yayınların her bir sayfasına damga “watermark” basılmış olduğunu gördük. Telifi bitmiş kamuya mal olmuş eserlere, hem de her bir sayfanın tam da orta yerine koskoca İBB damgası basmanın esbabı mucibesini doğrusu çözemedik.

Atatürk kitaplığı bununla bütün çalışmalarını tezyif etmiş,  gayretlerine halel getirmiş oldu. Birilerinin işgüzarlığı olduğu aşikar olan uygulamanın okuyucuya/araştırmacıya, ama her şeyden önce üzerine damga vurulan eserlerin müellifine saygısızlık olduğu ise tartışılmaz.

Dijital Kütüphaneler

Antik medeniyetlerde, kil tabletlerin korunması ve saklanması için odalar teşkil edilmiş böylece ilk kütüphaneler oluşmuştu. Nasıl ki kâğıdın ve mürekkebin icadı kütüphane mefhumunu baştanbaşa değiştirdi, bugün modern teknoloji de kitap, kütüphane, kütüphaneci ve okuyucu profilini hızla değiştiriyor. Artık kitaplar raflardan bilgisayarın hafızasına doğru taşınmaya başlandı.

2000’li yılların başında Toronto Üniversitesi, koleksiyonunda bulunan telif hakkı bitmiş Ataturk Kitapligieserleri internette kullanıma açmaya başladı. Böylece pek çok eski Türkçe eser de internet ortamına taşındı.

Konu ile ilgilenenler hatırlayacaktır; o günlerde Türkiye’de hemen her araştırmacı, Toronto Üniversitesi’nin ana sponsorlarından olduğu archive.org sitesinden ve bu sitede yer alan eski Türkçe eserlerden bahsediyordu.

İlerleyen yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika’daki pek çok üniversite kütüphanesi ortak projeler ile 2009 arifesine kadar dijitalleşme çalışmalarını büyük ölçüde tamamladı. Aslında bu gün vazgeçemediğimiz internetin sivil hayatta ilk kez Amerikan üniversiteleri arasında kullanıldığını, üniversitelerin aralarında veri akışını sağlamak için ağ vasıtasıyla birbirine bağlandığını anımsamamız, bu kitap ve katalog projelerin mazisinin ne kadar eski olduğunu hatırlatır.

Diğer yandan Türkiye’de 2010 yılında, Tokyo Üniversitesi’nin fonladığı bir proje ile İstanbul, Beyazıt Devlet Kütüphanesi Hakkı Tarık Us koleksiyonundaki süreli yayınların tamamını dijital ortama aktarıldı. Prof. Masami Arai’nin gayretleri ile yürütülen proje neticesi bu yayınlar Tokyo Üniversitesi’nin web sayfasından kullanıma açıldı. Böylece Japon dostlarımız sayesinde mütevazı de olsa bir “Osmanlıca süreli yayınlar” veri tabanımız oldu.

Türkitabletye’de Dijital Kütüphane

Zamanla Türkiye’de de IRCICA, Farabi dijital kütüphanesi, İSAM veri tabanları, Marmara, Sabancı ve nihayet Atatürk Üniversitesi münferit ve cılız projeler ile sahaya girdiler. Fakat hiçbir kurum üniversiteler arası ortak bir çalışmadan, hatırı sayılır dijital kütüphaneler ve veri tabanları inşa etmekten bahsetmedi. Çalışmalar hep müferit ve sathi kaldı.

Elan, İstanbul ve Ankara üniversiteleri birbirinden bağımsız projeler ile ellerindeki gazete koleksiyonları üzerinde çalışma yapıyor. TÜBİTAK’ise üniversiteler arası entegre veri tabanı çalışmalarına ön ayak olmak bir yana teknik ve kullanılabilirlik açıdan bir felaket olan ULAKBİM gibi bir garabet ile devam ediyor.

Dijital Kütüphane Dediğimiz

Hakikat ki kitapları dijital ortama aktarmak onları “gelişmiş fotokopi makineleri” marifeti ile taramak ve internete sunmaktan ibaret bir iş değil. Taramak ve internete açmak işin ucuz ve kolay tarafı. Asıl mühim olan kitapların satırlarına kadar inecek, ziyaretçiye teknik kolaylıklar sağlayacak, yığınla dijital doküman arasında yolunu bulmaya yardımcı olacak yazılımı sağlama ve organizasyonu yapabilmek.

HathiTrustPaperpast, Trove, HathiTrust, Archive.org, Gale, Prequest vs. gibi veri tabanları bunu hakkıyla yerine getiriyor. Aksi halde bir kısım eski eseri ve evrakı metrukeyi tarayıp internette koymak, bunu da “dijital kütüphane”,  “veri tabanı” olarak adlandırmak, koyunun olmadığı yerde keçiye “Abdurrahman Çelebi” denmesine benziyor.

Üniversitelerin açtığı dijital kütüphaneler veya Başbakanlık Osmanlı arşivinde kullanılan katalog programı hep aynı temel sıkıntıya işaret ediyor. Bünyesinde barındırdığı eserlere kifayet edecek, ihtiyaçlara cevap verecek “kullanıcı dostu” yazılımlar, sistemler yok! Hâlbuki bunların hepsi ücreti mukabilinde kolayca mümkün olabilecek hizmetler.

Mesela, TTK’nın bir dönem Belleten dergilerini “flash page flip” gibi kable’l milad bir uygulamayla ve anlamsız bir yöntemle internete açmaya çalıştığını ve hatta bununla iftihar ettiğini hatırımıza getirelim. Neyse ki daha sonra bundan rûcu ederek dergiler Google Drive yüklendi, bizde rahat bir nefes aldık.

İşlerin Ehil Kimlere Verilmesi

Lütfi Paşa’nın (ö. 1564) Asafname’yi kaleme aldığından beri 4,5 asır geçti fakat “suya nakış işler” gibi elan aynı dertten muztaribiz. Vazife ve ehliyet taksimi, işlerin ehli olan kimselere verilmesi. Maalesef Türkiye’de hâlâ makam sahibi olmayı ehliyet ve liyakat değil itaat, sadakat hatta zaman zaman hamakat belirliyor.

Tıpkı dijital kutuphanepek çok konuda olduğu gibi, dijital kütüphane projelerine nezaret edenlerin de konu hakkında pek ehil olmadıkları anlaşılıyor. Halbuki bu konuda çok mesafeler kat edildi, belli bir standar oluştu. Avrupa ve Amerikan üniversitelerinde bölümler, ve lisansüstü programlar açıldı.

Mesela TBMM Kütüphanesi dijital ortama aktarılırken projeyi yürütenlerin tecrübesizliğinden midir yoksa gerek görülmediğinden midir nedir bilinmez, eserlerin tamamı siyah-beyaz olarak tarandı. Herhalde hiç kimsenin aklına en azından nadir eserler için “renkli” tuşuna basmak gelmedi. Bilhassa Eski Türkçe kitaplarda yer yer kurt kemirmiş, güve kesmiş kısımların siyah beyaz taramada harf gibi göründüğü, yırtık, çizili kısımların, derkenarların ayırt edilemediği kimseyi alakadar etmedi.

Atatürk Kitaplığı Damgalı Eserler

Kalkınma Ajansı aracılığı ile büyük ölçüde AB tarafından fonlanan Atatürk Kitaplığı sayısallaştırma projesinin nihayete ermesini hepimiz heyecanla bekliyorduk. Çok büyük beklentilerimiz yoktu ama bir fiyasko ile karşılaşmayı da ummuyorduk.

Sayısallaştırılan kitapların “Yordam – Kütüphane Bilgi Belge Otomasyonu” gibi kerih bir arayüz ile sunulması bir yana,  kitapların, belgelerin, haritaların her bir sayfasına damga “watermark” basılması tam bir hayal kırıklığı oldu.  Kimse, telifi bitmiş kamuya mal olmuş eserlerin her bir sayfasının tam ortasına koskoca İBB damgası basmanın esbabı mucizesini çözemedi. Bu garabetin ehliyet ve liyakat ile değil sadakat ve hamakat ile işgal-i makam edenlerin işgüzarlığı olduğu ise aşikâr. Böyle bir uygulamanın okuyucuya/araştırmacıya, ama herşeyden önce üzerine damga vurulan eserlerin müellifine saygısızlık olduğu yadsınamaz.

Örnek olarak Atatürk Kitaplığı’nın sayısal ortama aktardığı materyallerden sondaj usulü derlenmiş bazı görselleri aşağıda veriyoruz.

Kartpostal (1)Kartpostal (3)Kartpostal (2)
Kartpostal (4)Kartpostal (6)Kartpostal (8)

Ataturk Kitapligi Tarama

15 Yorum »

  • Halil İbrahim diyor ki:

    Burhan Bey merhabalar,
    Özellikle Atatürk Kitaplığı'nda yapılan proje ile ilgili yapıcı eleştirileriniz için teşekkür ediyorum. Kerih olarak gördüğünüz, firmamıza ait olan yazılımın web arayüzünün istediğiniz özelliklere ve güzelliklere kavuşturulması için, ayrıca dijitalleştirme konusunda engin fikirlerinizden istifade etme amacıyla firmamıza davet etmek istiyoruz. Bu isteğimizin tarafınızdan "Bir ışık da sen yak" düsturundan hareketle dikkate alınacağını ümid ediyorum.

  • Mehmet Emin Karlıdağ diyor ki:

    Yazarımız Türkiye 'de yapılan sayısallaştırmalarla ilgili eleştirilerini elindeki kitapları ücretsiz olarak halkın kullanımına açan kurumların üzerine yoğunlaştırdığı dikkatimi çekti. Telifi bitmiş kamuya mal olmuş eserler cümlesini kullanmış. Bu konuda engin bilgisi olduğu görülen Saygıdeğer yazarımız telifi bitmiş kamuya mal olmuş eserlerin dijital kopyalarını yüksek ücretle araştırmacılara satan devletten yüksek bütçeler alan Süleymaniye vb kurumları eleştirmemesi ilginç geldi.

    • Naci Şarklıoğlu diyor ki:

      Onu da lütfen siz eleştirin kardeşim.
      Millî Kütüphâne hâla utanmadan bir sayfaya kaç kuruş alıyor. Devlet öğrencinin masasına bedava kitap seti koymakla iftihar ediyor. Etsin. Ama Millî Kütüphâne'nin araştırma görevlisinin birkaç kuruşuna tenezzülüne engel olsun. Taşa yatırıma tapanlar insana yatırıma gelince yoldan sapıyorlar sapmasınlar. Türkiye'deki Devlet Kütüphânelerinin İSAM'a devredilmesi lazım. Hem de hemen.

  • İhsan Tolü diyor ki:

    Yazı için teşekkürler. Birçok araştırmacının hissiyatına tercüman olmuş. Tam bir tahayyüre uğradık biz de. Örneğin şehir dışında olan ve eserine çalıştığı yazmanın mikromilfimini koymak isteyen yazarlar yine her hal ü karda Atatürk Kitaplığına uğrayacak ve para verip eserin "damgasız" şeklini satın alacak. Gayretler güzel, iyi yönde ama geçen araştırmacı bir dostum kütüphaneden eser almak istediğinde, internete koyduk, oradan indirin diyen kütüphane görevlilerine ne demeli?! Dikkatli olalım da hizmet hezimete dönüşmesin…

    Ufak bir not, arayüz olarak da ABD üniversitelerinin digital kütüphane programları tamplate şeklinde örnek veya satın alınabilir.

  • Fehmi diyor ki:

    İhsan Tolü bey merhabalar. Hayal kırıklığına uğradığınızı yazmışsınız. Tabii ki herkesin beklentisi farklıdır. Ayrıca kütüphane yetkilileri ile hiç bir şekilde irtibata geçmeden, filigran koymalarının nedenini sormadan yargılamak, yapılan bu büyük hizmeti yerlerde sürümek anlamına gelmektedir. Sizden ricam lütfen kütüphane yetkilileri ile irtibata geçip filigran atmanın nedenini ve filigransız orijinal nüshaların para ile satılıp satılmadığını kendilerine sormanız.

    Ayrıca kütüphane otomasyonu ile ilgili olarak; kullanılan sistem Türkiye kütüphanelerinin %75'inde kullanılan %100 yerli üretim bir sistemdir. Sistem ile ilgili geliştiricilere öneride bulunabilirsiniz. Eğer her şeyi yurt dışından ithal edecek, onlara uyacak isek, yazılarını beğenmediğimiz, hoşumuza gitmeyen yazarları, araştırmacıları da yurt dışından ithal etmemiz gerekecek galiba….

  • Giray Kırımlı diyor ki:

    Yazı için teşekkürler. Açıkçası ben de memnun olmayan gruba dahilim. Yerli üretim olması, kütüphane ve üniversitelerin çoğunun tercih sebebi olması eleştirilmemesi için bir sebep değildir. Galiba bu eleştirilerin bir sebebi de yaygın kullanılmasına rağmen kaliteden yoksun olmasıdır. Ben yazılımdan ziyade sunucuların kalitesizliğinden dem vurmak isterim. Bir yayına ulaşabilmek için dakikalarca beklemek zorunda kalıyorum. Bırakın iki üç yayını aynı anda açıp incelemeyi tek yayını dahi 1-2 dakikada açıyor. Üstelik büyük şehir belediyesi watermark'ı ile. Yapılan hizmet neticesinde sayfaların bir köşelerine küçük bir logo konulduğunda yine anlayışla karşılanabilir. Ancak metnin orta yerinde kocaman bir watermark sonradan görme adamın nezih bir restoranda naralar eşliğinde tıkınmasına benziyor.

    • Fehmi diyor ki:

      Merhabalar,
      Bir şeyi eleştirebilirsiniz ancak, bu eleştiri bir şeyin açıklığa kavuşturulması, geliştirilmesi, daha iyisinin olması için mi? yoksa bağcıyı dövmek için mi olmalı bunu çok iyi ayırt etmek lazım. Bu eleştirilerin yapıcı olması hadd-i vasattır. Bizim ölçümüz bu olmalı. Çok büyük hizmetler sarfediliyor, çok büyük emekler ve paralar harcanıyor. Bütün bunlar bu ülke için yapılıyor. Bir şeyi yapmak yıllar hatta bir ömür alıyor ama, yıkmak ise bir kaç dakika sürebiliyor.

      • Giray Kırımlı diyor ki:

        Lütfen "vatan, millet, Sakarya" usulünden vazgeçelim. Hizmet, emek ve para harcanıyor lakin bunun geri dönüşü de gayet dolgun ücretlerle gerçekleşiyor. Eleştiriye tahammül ve en sert eleştiriden dahi bir ders çıkarmak lazım. Yazar dünyadaki örneklerle kıyaslama yaparak bir çıkarımda bulunmuş. Türkiye'de maalesef elektronik meselelerde çok çok gerideyiz. Türkiye'de sistem henüz muasır seviyelere ulaşmamıştır. Bunun aksini de pek çok alanda görmekteyiz. Dijital otomasyon da bunlardan birisi. Kuşkusuz birileri çalıştı çabaladı. Lakin bu yeterli değildir.

        • Fehmi diyor ki:

          Eğer bu proje için dolgun ücretten bahsediyorsanız yanılıyorsunuz. Farklı projelerde evet çok büyük paralar harcanmış ve aynı işler yeniden yapılıyor. Bu konuda hem fikiriz. Aynı şeylerin mücadelesini bizler de yapıyoruz. Ama eleştirilerin de bir dozu olmalı. Yıkıcı olmamalı. Bu söylemler ülkemize hiç bir fayda sağlamaz. Türkiye'de sistemler sizin düşündüğünüz gibi de değildir. Sizin bu tarz sistemlere veya projelere ne gibi katkılar sağlayacağınızı da merak ediyorum. Kaç defa gidip proje gerçekleştiren yerler ile görüştünüz, fikir verdiniz? Eğer yaptım veya yapıyorum diyorsanız söylenecek söz yok. Yine söylüyorum yapıcı eleştiriler her zaman çözüm getirir.

      • Naci Şarklıoğlu diyor ki:

        Fehmi Kardeşim İBB Watermarkı çirkin bir şey. Israra ne hâcet. Yapanın, yaptıranın, sebep olanın, izin verenin , evet diyenin yüzü öyle olsun. Amin.

  • Şenay Yazan diyor ki:

    Burhan beyin yazısına aşağıdaki adresteki kitapları inceledikten sonra hak verdim. Yabancıların hizmeti bizlerden daha iyi. http://tarihvemedeniyet.org/e-kutuphane/osmanlica

    Türkiye'de yazma eserlerin ve matbu eserlerin elektronik ortamda hizmete sunulması ağır aksak ilerlemektedir.
    Keşke bütün kütüphaneler Belediye kütüphanesi kadar hizmet verebilse. Türkiye'de ideolojik mi becerisizlik mi bilmiyorum ama yazma ve matbu eserlerin kopyalarına erişim her halde 3864 yılında sonuçlanacak. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi bu hızla gderse daha çooook bekleriz…

  • ahmet diyor ki:

    Merhaba
    Yapılan olumsuz eleştirilere bakınca bir sistemin emeklemeden koşması istendiği geliyor aklima. Tabi bu benim kanaatim herkesin beklentisine gore değişen bir durum bu. Ama bilinmesi gereken şu ki bir şeyi kıyaslama yaparken ayni evsaftaki şeylerle kiyaslamak lazim. Her şeyiyle önde olan bir ülke ile Türkiye yi kiyaslamak nasil normal değil ise bu da ayni derecede normal değildir.
    Yukarıdaki yorumlarda bir arastirmacimiz 1-2 dakikada sistemin görüntüyü zar zor acabildiginden bahsetmiş!! Bende olaya görüntünün acildiktan sonra sini değerlendirerek devam etmek istiyorum. Diyelim ki arastirmacimiz kiymetli vaktini vererek belgeye 1-2 dk da ulasti peki o belgeden uretecegi, ortaya koyacagi şey zikr ettiği yere göğe sigdiramadigi arenada bir damla olabilecek mi?
    Tabiki hayır…
    Bu sebepten ülkemizin muasirlasmasini isteyen herkes önce kendini düzeltmeli.

  • İhsan Tolü diyor ki:

    Mısır Milli Kütüphanesi'ndeki yüzlerce Türkçe yazmaları 10 yıldan beri getirecekler. Sözde bu işe Cumhurbaşkanlığı nezaret ediyor. Ve şu an bu işin başında da sekter pozisyonda bir akademisyenimiz var. Bir araştırmacı olarak ben hala ulaşamadım. Ulaşan varsa, yazmalar geldiyse haber versin lütfen.

    Bu arada eleştiriler yıkıcı değil, yapıcı olmalı. Türkiye'deki kütüphanecilik bölümlerine ve kalifiye eleman yetiştirme mevzuunda ise ben çok gerilerde olduğumuzu söylemeliyim. Yıllarımın tecrübesi ile size "uzman" ve "uzman yardımcısı" sıfatlarıyla hatt-ı dest ile yazılmış Osmanlıcayı bile doğru okuyamayan, Arabî kuralları, i'rabı bilmeyen birçok eleman istihdam ediliyor. İşin garip tarafı, bu musanniflere alındıktan sonra adam akıllı eğitim de verilmiyor. Yüzlerce yalnış müellifler üzerine kataloglanmış ve ismi bile doğru dürüst yazılamayan eserler var, bunları bizzat gördüm, görüyorum. Kütüphane görevlilerine söylediğimizde ise "teşekkür ederiz, ilgineceğiz" cevabını aldık sadece. Ve değişsen birşeyin olmadığını da müşahede ettik. Lütfen kimse kendisini temize çıkarmak için de uğraşmasın. Diğer taraftan bu eleştirinin muhatabı bütün kütüphaneciler değil, olmamalı. Kaliteli elemanlarımız da elbette var.. Ama Esad Efendi, İsmail Saip Sencer gibi hafız-ı kütüpleri de artık kimse beklemesin.
    İhsan

  • Harun Korkmaz diyor ki:

    Kıymetli yazar ve değerli yorumcular, İstanbul'un eski eser barındıran her kütüphanesinde yıllardır çalışan bir kişi olarak, bendeniz de bazı fikirlerimi arz etmek istiyorum.
    Dünya'nın medenî memleketlerinde Sayın Çağlar'ın da ifade etmiş olduğu gibi, kitap ve kütüphanecilik anlayışı Türkiye ile mukayese edilemeyecek derecededir. Kitap adeta mukaddes bir emanettir, kütüphaneler ise mabetlerden daha ihtişamlıdır. Kütüphanecileri size yardımcı olmak, araştırmanızı kolaylaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Bizde ise birkaç kütüphane dışında neredeyse hepsi berbat, kullanışsız binalardır. Kitap, 'koyacak yer kalmadı' nev'inden saçma-sapan bahanelerle kütüphaneye alınmaz yahut alınıp çöpe atılır, daha sonra biz onları çöpçülerden, ikinci el kitap dükkanlarından toplarız. Kütüphaneciler ise sizin çalışamamanız, kaynaklara ulaşamamanız adına her şeyi yaparlar. Hal böyleyken gecikmiş ve en gereksiz reklam simgeleri kullanılarak rezil edilmiş bir çalışmayı övecek değilim. Oraya insanlar o kitapları, okunsun ve paylaşılsın diye vakfettiler. Belediyenin bu kitapları yine ucuz bir reklam malzemesi hâline getirmesi rezaletin daniskasıdır. Belediye bu kitapları dijitale aktararak bize lütufta bulunuş olmuyor, aksine gecikmiş bir vazifeyi ifa ediyor.

  • Mustafa Dönmez diyor ki:

    İğneyi kendine çuvaldızı başkasına….
    Madem ki hayırlı bir iş yaptığınıza inanıyorsunuz
    tarihvemedeniyet.org'un sizin ifadenizle "Telifi bitmiş kamuya mal olmuş eserlere, hem de her bir sayfanın" en üstüne " "koskoca" TARİHVEMEDENİYET.ORG "damgası basmanın esbabı mucibesini doğrusu çözemedik"
    Misal Son sadrazamlar
    archive.org'un yaptığı gibi kitabın baş tarafında münasip bir yere kitabın nereden temin edildiği de dahil olmak üzere tarihvemedniyet.org damgasını basmanız yeterli olmalı
    İyi çalışmalar dileğiyle
    Mustafa Dönmez

Yorum Tazın Mehmet Emin Karlıdağ

Etiketler:, , , , , , , ,