Belge-Vesika
Bismark’ın “ Birinci kuşak kurar, ikinci kuşak yönetir üçüncü kuşak sanat tarihi okur “ sözüne atfen o “Sanat tarihi” okuyan neslin devrinde yaşadığımız Tarih ve Medeniyet’e bolca gönderilen “Nasıl soy ağacımı çıkartabilirim” sorularından anlaşılıyor. …
Osmanlı Devletin üst düzey memurlarından olan ve Yeniçeri Ocağının en kıdemli generali sayılan Yeniçeri Ağası maiyeti ile birlikte Ağa Kapısı adı verilen yerde ikamet eder, çalışmalarını buradan sürdürürdü. Mekan; Süleymaniye Cami’nin kuzeyinde haliç ve …
Osmanlı’da Kayıt ve Arşiv Geleneği
Kuş kaçtı, Süt taştı, bardak kırıldı kavilinden gelişmeler bile kaydedilir olaylar günü gününe yazılarak saklanırdı.Çoğu zaman tetkiki sıkıcı ama kimi kısımlarında son derece önemli olaylar kayıtlı ruzanameler (günlük) böyledir.
Ne yazık ki Orta Asya’dan Endülüs’e kadar olan memleketlerde kurulmuş kütüphanelerin pek çoğu İspanyol ve Moğol istilası sırasında yok edildiler. Zamanın bilim ve kültür merkezi olan Bağdat şehrini işgal eden Moğollar şehri harap ederek kitapları ya yaktı ya da Dicle Nehrine attılar. Dicle Nehrinin günlerce
Eyüp Sultan meydanından Piyer loti tepesine çıkan arnavut kaldırımlı yolda, yokuş başından bir bel bükümü, bir soluk tüketimi uzakda; sağda: Bir mütekadin kitabesi! 1 küsür asırdır şehri İstanbul’u mest-i temaşa eden bu mezarın taşında :
Bölgenin askeri, ekonomik ve sosyal yönünü ortaya koyan tahrir defterleri imparatorluk denilen bu muazzam makinenin çarklarının nasıl işlediğini anlamak bakımından çok önemlidir. Ayrıca üç kıtaya yayılmış İmparatorluğun topraklarında bugün kurulan yeni devletlerin tarihini tam olarak yazmak da ancak bu defterlerle mümkündür.
Armanın eski Türkçe karşılığı ise ”ongun”dur. Farsça “nişan” ve Arapça “alâmet” de aynı anlama gelmektedir. Türklerde arma kullanmı yaygın bulunmamakla birlikte yerine tuğ, bayrak ve tuğra mevcuttur.
Fatih Sultan Mehmed türbesi 18. asır sonunda İstanbul’u tahrip eden büyük zelzelede yıkılmış , III. Mustafa tarafından devrin üslubuna göre yeniden inşa ettirilmiştir.
Padişahın kendi el yazısı ile yazılmış emirlere ise Hatt-ı hümâyun denir. Uzun hatt-ı hümâyunlarda yazının paragraf aralarına taştığı da vâkidir. V. Murad ve IV. Mehmed gibi çocuk yaşta tahta çıkanların yazı kaligrafi ve imlâlarında çok kere bozukluk görülür. Hattatlıkları dolayısıyla III.Ahmed ve II. Mahmud’un hattları yazılan padişah yazıları içinde belki de en güzelleridir.
Istanbul Cağaloğlunda, Molla Fenari Sokak’dan Nuru Osmaniye Caddesine çıkarken solda ! Bir çeşme. Lülesiz yalaksız bu çeşmenin kitabesinde;
Osmanlı Padişahlarından tuğrayı ilk kullanan Orhan Gazi’dir. Başlangıçta oldukça sade olan tuğranın sanat değeri gittikçe yüksek seviyeye erişmiş, standart ve estetik bir seviyeye kavuşmuştur.adişahlardan başka vezir ve beylerbeylerinin de tuğraya benzer alametleri vardır ki bunlara “pençe” adı verilir.Pençe her ne kadar tuğraya benzese de tuğradan kolay ayırt edilir.
Tarihte mühür kullanmayan hükümdar yok gibidir. Hele Hazret-i Süleyman’ın (mührü Süleyman) denilen mührü meşhurdur ki bu gün İsrail bayrağını teşkil eder. Hazret-i Peygamber’in mührü ise yüzüğü üzerinde ve akik taşından idi. Hazreti Osman’a kadar halifeler tarafından da kullanıldı.
Divanyolun’da bir protokol mezarlığı, II.Mahmud Türbesi! Türbe hazîresinde nereyedeyse İmparatorluk Türkiyesinin 19. asrı yatmakta. Hanedan mensupları, ünlü devlet adamları, şairler, mütefekkirler, önemli bürokratlar ve sultanlar (Sultan II.Mahmud, Sultan Aziz, Sultan Hamid)… Barok stilinin sona ermesiyle …
Osmanlı devletinde memurların sicil kaydı 1878-79 (1296) senesinden sonra tutulmaya başlamıştır. Memurlardan imzaları ile alınan hal tercümeleri (biyografileri) sıra numarası ile büyük deftere yazılıyor, bundan sonraki değişiklikler bu defter üzerinden yürütülüyordu
Edirne’nin eski yerleşimleri arasında uzanan tarihi sokaklarından birinde kesme taşdan bir duvar. Duvara da dikkat edince görülen eski bir kitabe var. Şimdi çöp konteynırlarına bekçilik eden duvarın kitabesi okununca bir zamanlar çeşme olduğunu söylüyor ! …

İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri Program Dizisi



