<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih ve Medeniyet &#187; Belge-Vesika</title>
	<atom:link href="http://tarihvemedeniyet.org/category/belge-vesika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tarihvemedeniyet.org</link>
	<description>Tarih ve Medeniyet</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 20:40:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Böyle Buyurdu Hakan</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2011/07/boyle-buyurdu-hakan/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2011/07/boyle-buyurdu-hakan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2011 11:21:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=15805</guid>
		<description><![CDATA[Barıdırdığı milyonlarca vesika ile dünya mirasının en önemli hazinelerinden sayılan, sadece Türkiye değil pek çok ülkenin hafıza kaydı mesabesinde olan eski adıyla Hazine-i Evrak, bugünkü tabirle Başbakanlık Olmanlı Arşivi&#8217;den Sultan Abdülhamid&#8217;in buyruklarını, devlet politikalarını yansıtan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/Sultan-Hamid.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-15808" title="Sultan Hamid" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/Sultan-Hamid.jpg" alt="" width="201" height="212" /></a>Barıdırdığı milyonlarca vesika ile dünya mirasının en önemli hazinelerinden sayılan, sadece Türkiye değil pek çok ülkenin hafıza kaydı mesabesinde olan eski adıyla Hazine-i Evrak, bugünkü tabirle Başbakanlık Olmanlı Arşivi&#8217;den Sultan Abdülhamid&#8217;in buyruklarını, devlet politikalarını yansıtan çeşitli konulara dair bir kaç orjinal belge.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Amerika&#8217;ya Karşı Teşebbüsler<span id="more-15805"></span></strong></p>
<p>Yıldır Saray-ı Hümâyânu</p>
<p>Baş Kitâbet Dâiresi</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/amerikaya-karsi-tesebbüsler.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15809" title="amerikaya karsi tesebbüsler" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/amerikaya-karsi-tesebbüsler.jpg" alt="" width="204" height="207" /></a>Aralık ayının ikinci günü Farsan (Kızıldeniz’de ada) sularına gelip demir atan Amerika bandıralı gambotu gözetim altında tutmak için yeterli vasıtalara sahip olmadığına dair Yemen valiliğinden alınan telgrafı takdim eden 27 Aralık 1903 tarihli hususi sadaret tezkereniz padişah tarafından görüldü. Malumunuz olduğu üzere Amerikalılar’ın, kabul ettikleri Monroe doktrini gereğince Avrupa işlerine müdahale etmedikleri halde Osmanlı devletinin işlerine karışarak, böyle Osmanlı sularına gemi göndermek gibi muameleye yeltenmeleri caiz olmadığından ve devletin yürürlükte olan kanunlarına aykırı bulunduğundan hükümetçe bu tür şeylere mahal bırakmamak neticesini temin edecek tarzda gerekli teşebbüslerin yapılması padişah efendimizin emir ve iradeleri gereğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Saray Başkatibi 28 Aralık 1903</p>
<p>Tahsin</p>
<p style="text-align: right;">Belge No. BOA. İrade-i Hususi 14,8 L 1321</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/Musul-Petrolleri-1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-15812" title="Musul Petrolleri 1" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/Musul-Petrolleri-1.jpg" alt="" width="248" height="167" /></a>Musul Petrolleri</strong></p>
<p style="text-align: left;">Yıldır Saray-ı Hümâyânu</p>
<p>Baş Kitâbet Dâiresi</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/Musul-Petrolleri-harita.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15811" title="Musul Petrolleri  harita" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/Musul-Petrolleri-harita.jpg" alt="" width="180" height="160" /></a>Musul vilayetinde bulunan neft ve petrol madeninin arama ve işletme imtiyaz ferman-ı ali ile sadece hazine-i hassaya ait olduğu gibi, Bağdat vilayeti dâhilinde de ehemmiyetli petrol madeni bulunmakta olduğundan ve birbirine bitişik olan bu iki vilayet dâhilindeki maden iradeleri birleştirilmedikçe istifade hâsıl olmayacağından, Bağdat vilayeti dahilinde petrol ve neft madeni arama ve işletme imtiyazının dahi hazine-i hassaya verilmesi, söz konusu hazine nezaretinin teklifi üzerine, padişah efendimiz hazretleri tarafından emir ve irade edilmiştir.</p>
<p>Saray Başkâtibi</p>
<p>Tahsin</p>
<p style="text-align: right;">Belge No. BOA. İrade Hususi, 11,1326 M 6.</p>
<p><strong><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/ihalat-da-ihracat-da-kararinda-olmali.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-15815" title="ihalat da ihracat da kararinda olmali" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/07/ihalat-da-ihracat-da-kararinda-olmali.jpg" alt="" width="275" height="262" /></a>İhracat da İthalat da Kararında Olmalı</strong></p>
<p>Yıldız Saray-ı Hümâyûnu</p>
<p>Baş Kitâbet Dâiresi</p>
<p style="text-align: justify;">Zahire fiyatlarının yükselmesi ekmek fiyatının da artmasına sebep olmakta ve bundan fukara ahali zaruret ve müşkülata maruz kalmaktadır. Daha önceleri kaime yüzünden meydana gelen fiyat artışlarının ne kadar kötü tesir yaptığı malumdur. Elimizde mükemmel istatistikler olmadığından, memlekette ne kadar zahireye ihtiyaç olduğunu tahmin etmek mümkün değildir. Bu konuda yapılacak bir yanlışlık her zaman zarar vermeye devam edecektir. Başka bir yöredeki fiyat artışından istifade gayesiyle vilayetlerce gerekli zahirenin ihraç edilmesi sonucu kıtlık meydana geldiğini beyana hacet yoktur. Bu sebepten, memleketin gerçek manada zahire ihtiyacının tespit edilerek, ne fazla zahire ihraç edilmesine ne de birçok zahirenin lüzumsuz şekilde içeride kalmasına mahal bırakmayarak ekmek fiyatının artıp halkın zarara uğramasına meydan verilmemelidir. Bu amaçla Divan-ı Muhasebat Reisi Tevfik Paşa’nın başkanlığında, diğer uzman kişilerin de katılacağı bir komisyon kurularak bu işin araştırılması padişah efendimizin iradeleri icabındadır.</p>
<p>Saray Başkâtibi 20 Eylül 1897</p>
<p>Tahsin</p>
<p style="text-align: right;">Belge No. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade Hususi, 72,1315 R 22.</p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: x-small;"><strong>Bibliyografya:</strong></span></p>
<p>Vahdettin Engin, <em>Böyle Buyurdu Hakan</em>, Tarih ve Medeniyet Dergisi, sa.55, yıl 1998 sf. 32</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2011/07/boyle-buyurdu-hakan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bin Kantar Barut Göze Sürmeye Yetişmez</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2011/05/bin-kantar-barut-goze-surmeye-yetismez-2/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2011/05/bin-kantar-barut-goze-surmeye-yetismez-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 May 2011 01:06:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=15515</guid>
		<description><![CDATA[Barındırığı yüz milyonlarca belge ile Başbakanlık Osmanlı Arşivi insanlığın en önemli hazıfa kayıtları arasında zikredilebilir .  Bu arşivde zaman zaman enteresan, zaman zaman gülünç ve pek çok kere ibretlik belgelere rastlamak da mümkündür.  İşte  bu kavilden olarak  Yemişçi Hasan Paşa'nın padişaha arz ettiği bir telhis örneği.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/barut.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-15507" title="barut" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/barut.jpg" alt="" width="175" height="126" /></a><span class="cap" title="B">B</span>arındırığı yüz milyonlarca belge ile Başbakanlık Osmanlı Arşivi insanlığın en önemli hazıfa kayıtları arasında zikredilebilir .  Bu arşivde zaman zaman enteresan, zaman zaman gülünç ve pek çok kere ibretlik belgelere rastlamak da mümkündür.  İşte  bu kavilden olarak  Yemişçi Hasan Paşa&#8217;nın dönemin padişahı III.Mehmed&#8217;e arz ettiği bir telhis örneği.<span id="more-15515"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bin Kantar Barut Göze Sürmeye Yetişmez</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/Grand-vezir.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15502" title="Grand vezir" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/Grand-vezir.jpg" alt="" width="202" height="241" /></a>Saadetli padişahım sefer-i hümayunun rükn-i azamı baruttur, barut olmayınca asla bir vech ile sefer olmaya mecal olmadığı malum-ı hümayunlarıdır ve bu husus defaat ile rikab-ı hümayuna arz olunmuşdur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sene gelecek barutun tedariki geçen sene görülmek ve gelecek seneye lazım olacak barutun tedariki bu sene görülmek gerektir. Bu kulları geçen sene Âsitane&#8217;de iken bir kimesneye her yıl 700 kantar barut göndermek şartı ile Oltu sancağın tevcih edip ve Karaman&#8217;dan dahi 2700 kantar barut şartıyla bir kimesneye nezaret verilmişti. Şimdi ol mahallerden barut gelmek ümit olunurken Celali üzerine serdar olan Hasan Paşa mani olup ol sancağı ve nezâreti ahar kimesnelere verilmekle ol caniblerden bir vukıyye barut gelmemiş; barut hususunda böyle tedarik görülecek sır olmak ne vechile mümkün olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/osmanli-hat.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-15503" title="osmanli-hat" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/osmanli-hat.jpg" alt="" width="233" height="165" /></a>Bu canibde ise asla barut kalmayıp <strong>serhad kalelerinde dahi barut olmamakla her gün &#8216;meded barut&#8217; deyu kalelerden feryadlar gelir</strong>; yanımızda ise barut yoktur ki verevüz. kalelerde ise barut olmayıp lazım olduğu denli barut verilmeyince hemen kafir gelsin alsın demektir,<strong> barut sair nesne gibi değildir vakti ile zamanı ile tedarik görülüp işletmeyince muzayaka mahallinde 100.000 altın verilse faidesi olmaz</strong>. <strong>barut olmayınca dünya dolusu altın akçe olsa barutun yerini tutmaz, kale saklamak ve cenk eylemek barut ile olur</strong>, küffar her hangi mahalle gelse niçe bin kantar barutla ve tedarikle safi ateş olur gelir, bu tarafta barut olmayınca mukabele olmak ne vechile mümkündür; ve barut olmayınca bu kadar zahmet ve meşakkat çekip asker cem olup ve bu kadar hazineler sarf olup sefere geldiklerinin faydası nedir? Hiç barut olmayınca sefer olur mu? Bu kulunuz bu kadar feryatlar edip mübarek başınıza suda&#8217; verip vâki-i hâli ilam ederim amma faydası olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/iii-osmanin-hatti-humayunu.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15504" title="iii-osmanin-hatti humayunu" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2011/05/iii-osmanin-hatti-humayunu.jpg" alt="" width="243" height="350" /></a>Geçen sene Mısır&#8217;dan ancak bin kantar barut gelmiştir, <em>bin kantar barut göze sürmeye yetişmez</em></strong><em>;</em> bu kulunuz bir ehl-i vakf kapıcıbaşıyı barut için Mısır&#8217;a gönderdim. Mısır beylerbeyi barut vermek değil mezburu Mısır&#8217;a bile koymamış&#8230; <strong>Amma emir tutulmaz ve söz eslenmez oldu. Bu kulunuz veziriazam olduğumun faydası nedir k</strong>i? Mısır beylerbeyisi sözümüzü tutmaz. Celâli üzerine serdar olan Hasan Paşa bizim tedarikimizi bozup hilafına hareket eder. Veziriazamlık böyle mi olur?</p>
<p style="text-align: justify;">Devletli padişahım, Mısır beylerbeyisi Malkoç Ali Paşa dahi tazedir, hareminizden gözü bağlı çıkarıp bir uğurdan vezaret ihsan buyurup be kadar iltifat buyurdunuz. <strong>saadetli padişahımın bu mertebe iltifatına tahammül eylemek müşkildir</strong>. Mısır gibi vilayete hâkim olup bu kadar iltifata mazhar oldu, veziriazamın sözüne itibar mı eder? <strong>Amma devletli padişahım, nizam ve intizam-ı alem bununla bozulmuştur. herkes kendinden büyücek olanın sözünü tutmayıp bildiğin eylediği için alem bu şekle girdi. Bu kulunuzun veziriazamlığının faydası nedir?  Sözümüzü kim tutar?&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">C. Orhonlu, <em>Osmanlı Tarihine Aid Belgeler: Telhisler(1597-1607)</em>, İstanbul 1970, s.19-21.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2011/05/bin-kantar-barut-goze-surmeye-yetismez-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İngiliz Said Paşa ve Günlüğü (ÇIKTI)</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2010/10/ingiliz-said-pasa/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2010/10/ingiliz-said-pasa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Oct 2010 08:27:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=13393</guid>
		<description><![CDATA[
Yakın Tarihimize Dair Yeni Bir Kaynak Eser,
&#8220;İNGİLİZ SAİD PAŞA’NIN GÜNLÜĞÜ (JURNAL)&#8220;
Arı Sanat Yayınlarından Çıktı
Kitabı okurken Said Paşa ile birlikte İmparatorluk coğrafyasında gezinecek, dönemin en hararetli olaylarına tanık olacaksınız.
İngiliz Said Paşa, genellikle Sultan II. Abdülhamid devri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/ingiliz-said-pasha.-Eginli-Said-Pasa.-seyyid-mehmed-said-pasa.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-13224" title="ingiliz said pasha. Eginli Said Pasa. seyyid mehmed said pasa" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/ingiliz-said-pasha.-Eginli-Said-Pasa.-seyyid-mehmed-said-pasa.jpg" alt="ingiliz.said.pasa" width="211" height="318" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Yakın Tarihimize Dair Yeni Bir Kaynak Eser,<br />
<strong>&#8220;</strong>İNGİLİZ SAİD PAŞA’NIN GÜNLÜĞÜ (JURNAL)<strong>&#8220;</strong><br />
Arı Sanat Yayınlarından Çıktı</p>
<p style="text-align: center;">Kitabı okurken Said Paşa ile birlikte İmparatorluk coğrafyasında gezinecek, dönemin en hararetli olaylarına tanık olacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><span class="cap" title="İ">İ</span>ngiliz Said Paşa, genellikle <strong>Sultan II. Abdülhamid</strong> devri başları mevzu bahis olduğunda anılan, <strong>Midhat Paşa</strong><strong>’</strong>nın sürgünü ve <strong>Ali Suâvi</strong> hadisesi sebebiyle adı sık sık telaffuz edilen biridir. Ancak bu telaffuz genelde dar bir çerçeve içerisinde kalır. Dahası Mâbeyn’de görev aldığından yer yer zamanın Mâbeyn Başkâtibi Küçük Said Paşa ile karıştırılır.<span id="more-13393"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Mühendishâne’den mezun olduktan sonra İngiltere’de gönderilen ve Edinburg Üniversitesi’nde eğitimin alan Said Paşa, üniversitenin yanı sıra çeşitli fabrikalarda uygulama eğitimi de görmüş, İngiliz dili ile kültürünü yakından tanımış, İngiltere’de dostluklar kurmuştur.</p>
<div id="attachment_13245" class="wp-caption alignleft" style="width: 218px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/Said-Pasa-mezari.jpg"><img class="size-full wp-image-13245" title="Said Pasa mezari" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/Said-Pasa-mezari.jpg" alt="ingiliz-said-pasa" width="208" height="249" /></a><p class="wp-caption-text">Said Paşa&#39;nın Çemberlitaş II. Mahmud Türbesindeki Mezarı</p></div>
<p style="text-align: justify;">Görevlerinde, İngiliz basınının daima ilgisini çeken Paşa’ya “<strong>İngiliz Said</strong>” denmesi de hiç şüphesiz bir tesadüf değildir. Nitekim ülkesinden döndükten sonra Osmanlı Devleti’nde İngiliz etkisinin en çok hissedildiği kurum olan, Bahriye’de görevlendirilmesi bağlamda değerlendirilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte Said Paşa’nın hayatı çok farklı bir çizgide seyretmiştir. Uzun yıllar İngiltere’de bulunduğundan genellikle İngiliz tesirine açık noktalardaki vazifelere getirilir. Öncelikle İngiliz nüfuzunun en çok kendisini hissettirdiği bahriyede, İngiliz desteğine ihtiyaç duyulduğu dönemde Mâbeyn’de görevlendirilir. İngiliz basınına bakıldığında bu görevlendirmelerin memnuniyetle karşılandığı veya azledilmesinin teessüfe yol açtığı görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan, üzerinde açık bir Avrupa desteği olan Midhat Paşa’nın azli ve sürgününü, Tersâne Konferansı kararlarının hafifletilmesini veya <strong>Ayastefanos Anlaşması</strong><strong>’</strong>nın, Kıbrıs verilerek Berlin anlaşmasında baypas edilmesini Sultan II. Abdülhanmid, hep Said Paşa eliyle gerçekleştirmiş, böylece İngiliz desteğini veya tepkisini, asgariye taşımaya çalışmıştır.</p>
<p style="text-align: center;">Nitekim Sultan Hamid, <strong>Zeytun Ermeni olaylarında</strong> “İngilizleri yemlemek” için yine Said Paşa’nın eline ihtiyaç duymuş,  İngilizlerin atanan her görevliyi şikâyet konusu ettiği bir anda son bir hamleyle Said Paşa sahaya sürmüştür.</p>
<blockquote>
<table class="shutter" style="width: 550px; height: 345px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: justify;">
<p style="text-align: left;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/ingiliz-said-pasa.-eginli-said-pasa.-jurnali.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-13226" title="ingiliz said pasa. eginli said pasa. jurnali" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/ingiliz-said-pasa.-eginli-said-pasa.-jurnali.jpg" alt="ingiliz.said.pasa" width="212" height="312" /></a><strong>Said Paşa&#8217;nın Günlüğü (Jurnal)</strong></p>
<p style="text-align: left;">&#8230;<strong><br />
</strong></p>
<p>Said Paşa, Mâbeyn’de göreve başlamasının hemen ardından “<strong>Jurnal</strong>” adını verdiği bir günlük tutmaya başlamıştır. Olayları günü gününe işlediği bu eser, gerek İstanbul, gerekse taşradaki faaliyetlerini, gözlem ve tahlillerini içerir. Zeytun Ermeni olaylarına dair önemli bilgiler verdiği gibi Taif’e sürülen Damat Mahmud Paşa’nın Taif mektupları veya Konya valilik yılları gibi pek çok konuyu işler.  Yakın dönem tarihi kaynakları arasında sayılabilecek niteliktedir.</p>
<p>&#8230;<br />
Olayları günü gününe anlatan eser, Tanzimat’tan sonra neredeyse moda haline gelerek, pek çok devlet adamı, edebiyatçı, hekim, hatta memurun kaleme aldığı hâtırât özelliklerinden farklıdır. Kendi zamanı içerisinde oldukça nâdir ve Avrupaî bir tür niteliğindedir.</p>
<p>&#8230;<br />
Yanda, Said Paşa&#8217;nın Jurnal adlı bir eserinden bir klişesi görülmektedir. Eserden önemli kısımlar yeni harflere çevrilerek &#8220;İngiliz Said Paşa ve Günlüğü&#8221; adlı kitap içierisine eklenmiştir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</blockquote>
<blockquote>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/ekutuphane345" title="Bu dosya 453 kez indirildi.">Kitabın Jeneriğini İndirmek İçin (453)</a></span></strong></p>
</blockquote>
<blockquote>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=568996">TEŞHİR SAYFASI İÇİN TIKLAYIN </a></span></strong></p>
</blockquote>
<div id="attachment_13258" class="wp-caption aligncenter" style="width: 546px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/Konya-Hukumet-Konagi.jpg"><img class="size-full wp-image-13258" title="Konya Hukumet Konagi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/10/Konya-Hukumet-Konagi.jpg" alt="ingiliz.said.pasa.ve.gunlugu" width="536" height="322" /></a><p class="wp-caption-text">İngiliz (Eğinli) Said Paşa&#39;nın Konya Valiligi Döneminde Yaptırdığı Konya Valilik Binası </p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2010/10/ingiliz-said-pasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soy Ağacı Nasıl Çıkarılır ?</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2010/06/soy-agaci-nasil-cikarilir/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2010/06/soy-agaci-nasil-cikarilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 04:28:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=11587</guid>
		<description><![CDATA[ 
Bismark’ın “ Birinci kuşak kurar, ikinci kuşak yönetir üçüncü kuşak sanat tarihi okur “ sözüne atfen o “Sanat tarihi” okuyan neslin devrinde yaşadığımız Tarih ve Medeniyet’e bolca gönderilen “Nasıl soy ağacımı çıkartabilirim” sorularından anlaşılıyor.  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/Soy-agaci-Kopya.jpg"><img class="size-full wp-image-11589 alignleft" title="Soy agaci " src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/Soy-agaci-Kopya.jpg" alt="" width="231" height="297" /></a><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span class="cap" title="B">B</span>ismark’ın “ Birinci kuşak kurar, ikinci kuşak yönetir üçüncü kuşak sanat tarihi okur “ sözüne atfen o “Sanat tarihi” okuyan neslin devrinde yaşadığımız <strong>Tarih ve Medeniyet’e</strong> bolca gönderilen <strong>“Nasıl soy ağacımı çıkartabilirim”</strong> sorularından anlaşılıyor.  Biz de bu genel ilgiye bir yazıyla cevap vermelim istedik.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Toplumda tarihin ve tarihsel şahsiyetlerin popüler hale gelmesi,   globalleşmeyle beraber bireyselliğin  ön plana çıkması, soyuna alaka duyan ve bu konularda araştırmalar yapmak isteyenlerin sayısını gün geçtikçe artırıyor. Özellikle insanlar ekonomik bakımdan rahatladıkça böyle romantik uğraşlara yönelmeye fırsat buluyorlar. Fransa, Almanya ve Rusya’da adım başı şecereleriyle övünerek, soyluluk iddiasında bulunan birine rastlanıyor ki bunlar nezaket ve kültürleriyle “<strong>entel</strong>” muamelesi görüp, çevresinin ilgi odağı oluyorlar.<span id="more-11587"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Ezelden beri Avrupa ve Amerika’da çok revaç bulan geneoloji çalışmaları son zamanlarda ülkemizde de ilgi uyandırmaya başladı. Peki, Türkiye’de soy araştırması nasıl yapılır, şecere nasıl çıkartılır?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong>Soyağacı Çıkarırken:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Şecere Arapça ağaç anlamına gelir. Bu günkü kullanımla soyağacı demektir. Kişinin soy cetvelini, silsilesini bir ağaç şeklinde gösterir. Bir sonraki kuşaklar bir öncekilerin dalı ve meyvesi sayıldığından bu ismi almıştır. Soy araştırmacısı bu ağacı resmederken bu günden başlayarak ulaşabildiği kadar geriye doğru gider, zamanla yeni bulgularla eklemeler yapar ve ağaç şekillenmeye başlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong><img class="size-full wp-image-11595 alignright" title="Secere soycetveli" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/Secere-soycetveli.jpg" alt="" width="232" height="287" />Türkiye’de Soyağacı</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Ne yazık ki Türk toplumunda nesep tutma, soy ağacı yazma geleneği yok denecek gibidir. Bunun en önemli sebebi doğu toplumlarında yazılı değil sözlü geleneğin hâkim olmasıdır. Diğer yandan imparatorluk çökerken oluşan kaos da böyle lükslere de imkan bırakmamıştır. Ayrıca göçler, savaşlar ve salgın hastalıklar da nesiller arası kopukluklara sebep olmuş kültürel aktarımı kesintiye uğratmıştır. Mamafih Osmanlı toplumunda kişinin nesebine değil ahlak ve kültürüne önem verilmesi de bu neviden adetleri 2. hatta 3. plana atmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Kemal Karpat’a göre imparatorluğun çöküşü ile Anadolu’ya göç eden Türk ve Müslüman nüfus 9 milyon civarındadır, J.McCarthy ise bu rakamı 7 milyon olarak verir. Böylesine büyük bir hareketlilik ve göç’ün yaşandığı coğrafyada muhacirlerin şecerelerini tutabilmesi ise pek de kolay değildir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Her şey bir yana 1928’den önce kayıtlar eski harflerle tutulduğundan araştırma yapacak kişinin mutlaka Osmanlıca bilmesi yahut bilen birisinin refakatinde çalışmasını yürütmesi gerekmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Soy ağacı çıkarmak ilk bakışta faydasız ya da zaman kaybı gibi görünse de araştırmacılığı arttırmak, okuma ve bilgi edinme kabiliyetini geliştirmek, kültürel ve soysal yanı arttırmak ve akrabalarla yakın münasebet kurmak gibi daha pek çok faydası vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/aile-arsivi.png"><img class="size-full wp-image-11598 alignleft" title="aile arsivi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/aile-arsivi.png" alt="" width="275" height="253" /></a></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Özel Arşiv Kaynakları</strong><span style="font-size: small;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">1-      Ailenin Yaşlıları</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Soy ağacı çıkarmak isteyen araştırmanın yapacağı ilk iş ailenin yaşlılarıyla konuşmak bunların anlattıklarını kayda almaktır. Eskiden erkeklerden ziyade kadınlar daha konuşkan ve meraklı olduklarından bilhassa yaşlı kadınlarda “yakası açılmadık” çok kıymetli bilgiler olabilir. Yaşlıların anlatacağı şeyler bazen çok önemli ipuçları vereceği gibi fakat bazen de piri fâni olmuş veya zihinleri bulanmış olduklarından hadiseleri karıştırabilirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Ayrıca yaşlılar genelde hissi davranarak olayları ve kişileri istedikleri gibi anlatırlar. Bu sebeple aynı kişiyi uzun zaman aralıklarıyla tekrar konuşturmalı ifadelerin çelişkili olup olmadığına bakmalıdır. Yakın geçmişte yaşanan harp,  göç gibi felaketler sebebiyle bir nesil baba ve dedelerini tanımadan büyümüş ve kuşaklar arasında kültürel aktarım çok noksan kalmıştır. Dolayısıyla ihtiyarların verdiği bilgileri başka yerlerden de teyit etmedikçe şüpheyle bakmak gerekir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/aile-arsivi-ve-resimleri.png"><img class="alignright size-full wp-image-11610" title="aile arsivi ve resimleri" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/aile-arsivi-ve-resimleri.png" alt="" width="256" height="244" /></a>Yaşlıların kullandıkları takvim tabirlerini de iyi anlamak lazımdır. Tarihlemeler genellikle o zaman meydana gelen meşhur hadiselere göre yapılmaktadır. Mesela; “Babam,  Yemen askeri giderken ölmüş” (1905 ), “seferberlikte doğmuşum “(1914), “muhacirlikte evlenmişler” (1916), “Yunan giderken ben doğmuşum” (1922),  “dedem öldüğünde ben oturuyormuşum” (6 aylık), Anadolu da kullanılan; “filanca geldiğinde filanca danaları otlatıyormuş” (6-7 yaşında ki ancak bu yaşta bir çocuk danaları otlatabilir) gibi tabileri iyi anlamak lazımdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">İhtiyarlarca aylar da farklı şekilde isimlendirilmektedir. Anadolu’da Karakış (Aralık), Zemherir (Ocak), Gücük (Şubat),  Avril (Nisan), Kiraz ayı (Mayıs veya Haziran) , Orak ayı (Temmuz), Harman ayı (Ağustos),  Avare ayı (Ekim), Koç ayı (Kasım)’dır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Her yerin iklim ve ziraat özelliklerine göre ayların ismi ve başlangıcı değişir. Tütüne göre, fındığa göre, buğdaya göre,  incire göre, pancara göre aylar tayin edilir. Yaylaya çıkış, yayladan dönüş, bağ bozumu hep böyle tarihlerdir. Tarihleri tespit ederken, bu gibi hadiseler hakkında bölgeye göre bilgi sahibi birini bulunmak gerekir.</span></p>
<div id="attachment_11612" class="wp-caption alignright" style="width: 218px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/hisse-senedi-eshan.jpg"><img class="size-full wp-image-11612" title="hisse senedi eshan" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/hisse-senedi-eshan.jpg" alt="" width="208" height="262" /></a><p class="wp-caption-text">Şirketi Hayriye Hisse Senedi (Sehime)</p></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Memur çocuklarının doğumu genel olarak nüfus kayıtlarına doğru yazılmıştır. Bir de Cumhuriyetin ilk yıllarında ailelerin 5. çocukları günü gününe kayıt edilmişlerdir. Zira 1950’ye kadar devam eden yol vergisi için önemli miktar tutan 6-7 liralık vergiyi vermek veya her sene 15 gün yol inşasında amelelik yapmak mecburiydi. Fakat nüfusu artırma çabaları ile 5 çocuğu olanlar bundan muaf tutuluyorlardı. Bu sebeple kişiler mükellefiyetten düşmek için 5. çocukları doğar doğmaz bunları nüfusa kayıt ettirirlerdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">2-      Aile Arşivi</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Soy ağacı çıkarmada ailenin özel arşivi de çok önemlidir. Bu arşivde aileyle alakalı tapular, mektuplar, diplomalar, senetler, hatıratlar, günlükler, arkası tarihli &#8211; yazılı kartpostallar veya fotoğraflar yahut bu çeşit evraklar bulunabilir. Her biri ailenin soy ağacını çıkarmada birer ipucu niteliğindedir. Ancak Türkiye’de yakın zamanda yaşanan büyük göçler, uzun savaşlar, salgınlar ve afetler sebebiyle pek çok ailenin arşivi olmadığı gibi olanlarda harap durumdadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/mezartasi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-11614" title="mezartasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/mezartasi.jpg" alt="" width="164" height="257" /></a><strong>3-      Mezar Taşları ve Kitabeler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Soy ağacı çıkarırken müracaat edilmesi gereken en önemli kaynaklardan birisi de mezar taşlarıdır. Bunlardan dedelerin isimleri, vefat tarihleri hatta eski mezar taşlarından meslekleri ve meşreplerini öğrenmek mümkündür. Bunun için sabrederek, mezarlıklar arasından saatlerce hatta günlerce dolaşmak gerekebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Ancak 1930’larda başlayan asri mezarlık furyası ile Anadolu’nun muhtelif yerlerinde çoğu şehirler içindeki mezarlıklar kaldırılarak iskâna açılmış yahut üzerine park yapılmıştır. Bunların taşları ya toprağa gömülmüş ya da kanalizasyon veya kaldırım taşı olarak kullanılmış, öğütülerek çakıl yapılmış nihayet mezarcılar tarafından kazınarak yeni taş olarak satılmıştır. Dolayısıyla milletin hafızası, vatanın tapusu sayılan mezarlıklar bakımından ülkemiz hiç de iyi durumda değildir. <span style="color: #000000;">(<a href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/edirnede-bir-cesme-kitabesi/">Kitabe ve hikayesi için tıklayınız</a>) </span><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">4-      Soy isimleri</span></strong></p>
<div id="attachment_284" class="wp-caption alignright" style="width: 234px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_0286.JPG"><img class="size-full wp-image-284" title="Edirne cesmesi kitabesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_0286.JPG" alt="" width="224" height="169" /></a><p class="wp-caption-text">Edirne Çeşmesi Kitabesi (Tıklayınız)</p></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Dolayısı ile aynı aileden gelenlerin hatta kardeşlerin her birinin farklı soyadı aldığı olmuştur. Ayrıca eskiden her ailenin bir lâkabı vardır ki bu lakapların soyadı olarak alınmasına da umumiyetle engel olunmuştur. Çoğu yerde ise soyadını şahıslar almamış resmi makamlar tarafından hiçbir esasa dayanılmadan rastgele iliştirilmiştir. Bu sebeple Türkiye’de soyadları aile tarihi hakkında neredeyse hiçbir fikir vermez. Ancak çok az sayıda aile uyanık davranarak meslek, köy ve atalarını hatırlatacak soyadları almayı başarmıştır.  Nalbant, Tangal, Karaalioğlu gibi…</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small;"><strong>A- </strong><strong>) Resmi Arşiv Kaynakları </strong></span></p>
<div id="attachment_11621" class="wp-caption alignleft" style="width: 253px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/aile-arsivi-21.png"><img class="size-full wp-image-11621" title="aile arsivi 2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/aile-arsivi-21.png" alt="" width="243" height="182" /></a><p class="wp-caption-text">Aile Arşivi Sandığı</p></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>1-      Nüfus Defterleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Türkiye’de nüfus kayıtları maalesef çok da eski değildir. Avrupa’da asalet ve soyluluk önemli bir statü olduğundan nüfus kayıtlarının tutulmasına dikkat edilmiştir. Ayrıca kiliselerce tutulan vaftiz kayıtları, evlilik kayıtları ve belediye teşkilatının erken kurulmasıyla tutulan vergi kayıtları çok şeyi açığa çıkarır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Batı’daki nüfus kayıtları bu bakımdan doğudan ileridir. Fakat  bu din değil gelenekle alakalı bir şeydir. Doğuda da Hristiyan ve Musevilerin şecere tespiti Müslümanlarınki kadar zordur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">İlk Nüfus Sayımı </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de ilk nüfus sayımı II. Mahmud dönemine aittir. 1834’de yapılan sayım askeri maksatlar taşıdığından yalnız erkekler sayılmıştır. Köyler hanelere ayrılmış her hanedeki erkek nüfus kaydedilmiştir. Sultan Mahmud’un son yıllarında başlayıp Abdülmecid’in ilk yıllarında tamamlanan 1839 sayımı da aynı usulde yapılmıştır. Bu kayıtların tutulduğu defterler tasnif edilmemiş halde Başbakanlık Osmanlı Arşivindedir ve <strong>milli güvenlik </strong>gerekçeleriyle incelemeye açık değildir.</p>
<div id="attachment_11623" class="wp-caption alignright" style="width: 245px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/vakfiye.jpg"><img class="size-full wp-image-11623" title="vakfiye" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/vakfiye.jpg" alt="" width="235" height="256" /></a><p class="wp-caption-text">Vakfiye</p></div>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">II. Abdülhamid Devri</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Bunlardan sonra 1887 tarihli II. Abdülhamid döneminde yapılan sayımlar vardır ki en esaslı ve düzenli onlarıdır. Burada her hane kadınlarla beraber yazılmış ayrıca hane reisinin lakabı, babasının adı, varsa erkek ve kız kardeşleri, yeğenleri, amcazadeleri yazılmış sonra varsa annesi ve ceddesi (büyükannesi) eklenmiştir. Bilahire bu sayımdan sonra doğanlar da eklenmiştir. Herkesin doğum tarihi vardır. Kızlardan sayımdan sonra evlenenlerin evlendikleri mahalle ya da köy ile sicildeki hane numaraları eklenmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Soy araştırmacısı bu defterlerden 1887 de hayatta bulunan dedesinin babasını ve akrabalarını öğrenebilir. Bu defterler Ankara’ya nüfus arşivlerine gönderilmiştir. Gönderilmeyip mahaldeki nüfus müdürlüğünün arşivinde kalanlar da vardır. Soy araştırmacısı için pek çoğu yanmış ve yıpranmış olan bu eski Türkçe defterleri, her halükarda birinin aracılığı ile <strong>rica minnet </strong>bulup tetkik etmek çok faydalı olacaktır. Zira devlet, bir takım siyasî sebeplerle, bu kayıtları da araştırmacılara açmamaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/ailevi-dokuman.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-11629" title="ailevi dokuman" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/ailevi-dokuman.jpg" alt="" width="266" height="355" /></a>Sonraki sayım yine II. Abdülhamid dönemine ait olup 1905 tarihlidir. Bu kayıtlar 1887 defterlerinden daha temiz ve ayrıntılıdır. Bugünkü sicillerin ve kimlik numarası sistemi MERMİS projesinin de temelini teşkil etmektedir. Buradan da 1905 de yaşayan dedelerin babalarını öğrenmek mümkündür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">1905 sayımı defterlerinin bazı kısımları Balkan savaşında, Dünya savaşında, Yunan savaşında çıkan yangınlar ve baskınlarla ya da başka sebeplerle harap olmuştur. MERMİS projesinde harapların yerine 1925’de yapılan şifahi sayım esas alınmıştır. Bu takdirde soy araştırmacısı 1905 de hayatta olan dedelerin babasını ve akrabalarını tespit edebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Fakat bu son kayıtlarda (1925)  erkeklerin doğum tarihine çok itibar etmemelidir. Savaşların çok olduğu bir kuşak için Askere geç gitsin; o zamana kadar hem evlenip çocuğu olsun; hem çalışıp aileye bir faydası dokunsun; hem de gücü kuvveti yerine gelsin ki askerlik meşakkatlerini göğüsleyebilsin gibi sebeplerle 8 yıl kadar küçük yazılanlar vardır. Kızlarınkiler ise genellikle doğrudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong>Dışarıdaki Kayıtlar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Yakın bir tarihte nüfus sicilleri başka bir yere aldırılmışsa önceki nüfus kayıtlarının da incelenmesi gerekmektedir. Bu konuda Rumeli &#8211; Balkan ve Kafkas göçmenleri ile 1924 Selanik mübadilleri en şanssız olanlardır. Hele Selanik’ten mübadele ile gelenler Türkiye deki kayıtlardan ancak 1924’de yaşayan akrabalarının babasını öğrenebilirler. Fakat yurt dışındaki nüfus defterlerine ulaşmak da çok zor değildir hem bunlar bizdekinden çok daha muntazam ve temiz durumdadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/defteri-atik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-11627" title="defteri atik" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/defteri-atik.jpg" alt="" width="219" height="223" /></a>Diğer Nüfus Kayıtları </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Nüfusu Ceride (Yoklama) Defterleri</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Ayrıca nüfus sayımlarından başka Başbakanlık Osmanlı arşivinin değişik fonlarında Nüfusu Ceride adıyla rastlanan defterler de nüfus tutanaklarını içermektedir. 6 aylık doğum ve ölüm kayıtlarını içeren bu defterlerde soy araştırmacısı için önemli kaynaklardandır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">1904 öncesi bölgesel olarak yapılan nüfus sayımlarının defterleri de il nüfus müdürlüklerinin arşivlerinde mevcuttur. Ulaşılabildiği takdirde bu kayıtları incelemekte de faydalıdır. Fakat pek çoğu savaş, işgal ve yangınlar sebebiyle harap olmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Nüfus defterlerinde tarihler Rumi takvimle kayıt edilmiştir. 1925’den sonra yeni takvim kullanılmıştır. Bu Rumi tarihleri Miladiye çevirmek için artık internette pek çok program vardır. Bunlardan istifade edilebilir.<sup> [<a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/06/soy-agaci-nasil-cikarilir/#footnote_0_11587" id="identifier_0_11587" class="footnote-link footnote-identifier-link" title="Faik Reşit Unat,Hicr&icirc; Tarihleri Mil&acirc;d&icirc; Tarihe &Ccedil;evirme Kılavuzu, TTK 1988">I</a>]</sup></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">Temettuat Defterleri</span></strong></p>
<div id="attachment_11632" class="wp-caption alignleft" style="width: 212px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/tapu-senedi.jpg"><img class="size-full wp-image-11632" title="tapu senedi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/tapu-senedi.jpg" alt="" width="202" height="275" /></a><p class="wp-caption-text">Tapu Senedi</p></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Vergilendirme kaygısıyla tutulmuş fakat böylesine tafsilatlı bilgi veren bu defterler günümüz tarihçilerinde pek çok alanda faydalanılan kaynaklardır.  Soy araştırmacısı da bazı ipuçları elde ettikten sonra bu defterler üzerinden cedlerine ait çeşitli bilgilere ulaşabilir. Ancak bu vergilendirme Osmanlının doğu vilayetlerini kapsamadığından o bölgelere ilişkin de herhangi defter yoktur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Bu defteler Başbakanlık Osmanlı Arşivinde tasnif edilerek araştırmacıya açılmış durumdadır. Bilgisayar üzerinden araştırılan bölgeye hatta vilayet ve nahiyeye dair defterleri, tarayarak bulmak ve arşivden istetmek mümkündür. Hiç şüphesiz ki bunları okumak ileri düzeyde eski Türkçe bilgisi gerektirmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">Sicill-i Ahval Defterleri</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">1879-1909 tarihleri arasında Osmanlı Devletinde Görev yapmış memurlara ait biyografik bilgileri içeren defterlerdir. Kayıtlarda geçen şahsın adı, baba adı, ailesi, doğum yeri, sülalesi, milliyeti, tahsil durumu, liyakati vs pek çok ayrıntılı bilgileri bulunmaktadır.  Burada Toplam 201 defterde 92.000 memurun sicil kayıtları mevcuttur.  Bu defterlerin hepsi Başbakanlık Osmanlı Arşivinde tasnif edilmiş ve bilgisayara aktarılmış durumdadır. Aranılan isim bilgisayardan taranarak ilgili defterin sayfasına anında bakmak mümkündür. Ancak bunları okumakta ortalama düzeyde Osmanlıca bilgisi gerektirir.</span></p>
<div id="attachment_544" class="wp-caption alignright" style="width: 221px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/DH_SAID_00002_0315.jpg"><img class="size-full wp-image-544" title="DH_SAID" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/DH_SAID_00002_0315.jpg" alt="" width="211" height="263" /></a><p class="wp-caption-text">Sicilli Ahval defterinden bir sayfa: &quot;Hacı Sa&#39;id Efendi; Diyar-ı Bekir eşrâf ve ulemâsından hacı Arif Bey’in mahdûmu&quot; </p></div>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">Tapu Tahrir Defterleri</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Osmanlı devletinde 15. ve 16. asırda Timar sisteminin bir gereği olarak bölgedeki gelir kaynaklarının tespiti maksadıyla sayım yapılmıştır. Tahrir denilen bu işlemde şehir, kasaba, köy ve çiftlikler birer birer dolaşılarak buralarda oturan vergi mükellefleri, içlerinde vergiden muaf olanlar varsa hangi vergiden ne sebeple muaf oldukları yapılmış; bunun yanında topraklı ve topraksız köylüler,  evli ve bekâr haneler, meslek gurupları, ilmiyeye mensupları, ihtiyar ve sakatlar ayrı ayrı kaydolunmuştu. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Her köyün merası, ormanı, korusu, yaylağı, kışlağı, çayırı cins cins gösterilerek yetiştirilen mahsuller ve senede vermekle mükellef olunan vergi miktarı deftere geçirilirdi. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Soy araştırmacısı yakın nesebini tespit edebildiği taktirde eski yüzyıllardaki bu kayıtlara da başvurarak daha da gerilere gidebilir. Özellikle orta Anadolu bölgelerinde bu defterler sayesinde çok derin geçmişini tespit edebilen aileler vardır. Fakat bu defterlerin bazısında isimler lakapları ile beraber yazılmadığından araştırmacıya güçlük çıkarabilir. Binaenaleyh bu defteri okumanın derin Osmanlıca bilgisi gerektirdiği de açıktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">Vakıf Arşivleri</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"> </span></p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 201px"><img src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Bosna-livasi-mufassal-tahrir-defteri-2.jpg" alt="" width="191" height="238" /><p class="wp-caption-text">Bosna livası mufassal tahrir defterinden bir sayfa</p></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Şer’iyye Sicilleri [ Kadı Sicilleri – Mahkeme Kayıtları  ]</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Kadı Sicilleri; her türlü dava tutanakları, mukavele senet, satış,  vekâlet, kefâlet, verâset, borçlanma, nikah, boşanma ve taksim gibi hukuki işlemleri içeren resmi yazıları, esnaf teftişine ait notları, hatta  yangın, sel, fırtına, deprem, salgın hastalık gibi olayların kayıtlarını günlük olarak işleyen defterlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Osmanlıda aile için meselelerin mahkemeye intikal ettiği nadirattan olsa da  hiç yokta denilemez. Aile arşivinden yahut ailenin ihtiyarlarından böyle mahkemeye intikal etmiş herhangi bir davanın bilgisine ulaşıldığı takdirde kadı sicillerinden de ayrıntılı bilgi edinilebilir. Özellikle son yıllarda bu siciller yoğun olarak yeni harflere çevrilmiştir. Soy araştırmacısı bunlardan faydalanabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">Tereke Defterleri</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Bu günkü veraset ilamı benzeri, kişinin vefatı halinde menkul, gayrimenkul servetinin, alacak ve borçlarının ve varislerinin kaydedildiği defterlerdir. Bu defterlerde soyağacı çıkarırken istifade edilecek kaynaklar arasında zikredilebilir. Kadı sicilleri içerisinde yer alır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">ATASE (Genel Kurmay Arşivleri)</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/webvakfiye.jpg"><img class="size-full wp-image-11637 alignright" title="vakfiye" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/webvakfiye.jpg" alt="" width="219" height="454" /></a>Kırım Savaşı sonrasında tutulan askeri kayıtlar ve belgeleri içeren arşivde askeri görevli ve şahsiyetler hakkında tafsilatlı bilgi bulmak mümkündür. Fakat bu arşive girmek milli güvenlik gerekçeleri ile zorlaştırılmış durumdadır. Aylar sonrasına verilen özel izinle ve çok zor şartlarda ancak birkaç saat araştırma yapmak mümkün olabilir. Herhangi işe yarayacak evrak bulunduğunda fotokopisinin alınıp alınamayacağı görevlinin inisiyatifine kalmış durumdadır. Ailesinde tespit ettiği askeri şahsiyetler hakkında araştırma yapmak isteyen soy araştırmacısının bu arşivden faydalanması güçtür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">Araştırma Eserleri ve Biyografik Çalışmalar</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Şayet aileden meşhur bir şahsiyet ya da onunla ilişkili bir şahıs tespit edilirse bu alanda yapılmış biyografik çalışmaları dikkatlice incelemek gerekir. Bu alanda genel olarak Sadrazamlar, Şeyhülislamlar, Ulema, Kaptan Paşalar, Reisülküttaplar, Hattatlar, Şuara Tezkireleri vs olmak üzere pek çok çalışmalar vardır.( Eser adları için bkz. Mübahat S. Kütükoğlu-Tarih Araştırmalarında Usul) Ayrıca pek çok yüksek lisans ve doktora tezinden de bu konuda istifade edilebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Diğer yandan ailenin yaşadığı bölge üzerine yapılmış araştırma eserlerini incelemek de faydalıdır. Ailenim bağlı olduğu boy, aşiret ya da cemaat biliniyorsa mutlaka tetkik edilmelidir. Bu hususta geçtiğimiz günlerde Yusuf Halaçoğlu’nun TTK tarafından yayınlanan “Anadolu&#8217;da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar” adlı kitabına da müracaat edilebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;">MERMIS Projesi<br />
</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/sicilli-umumi-defteri.png"><img class="alignleft size-full wp-image-11639" title="sicilli umumi defteri" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/06/sicilli-umumi-defteri.png" alt="" width="231" height="257" /></a>Esasında MERMIS projesi kapsamında pek çok ailenin mensuplarına 1900’lü yılların başına kadar ulaşmak mümkündür. Bunların her biri sisteme kayıt edilmiş ve mevt olsalar bile birer kimlik numarası atanmıştır. Ancak diğer aile efradına ve mensuplarına aidiyeti addedilen bu bilgiler  özel hayatın gizliliğini koruma ilkesinden dolayı, nüfus müdürlüklerince verilmemekte yahut kısıtlı olarak verilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Ancak Kimlik beyanı ve bir dilekçe ile bağlı olunan nüfus müdürlüğünden hane döküm listesi istenebilir.  İlgili kurumun öncelik verdiği başka işler münasebeti ile bu isteğin cevaplandırılması gecikse de 3. veya 4. istemeden sonra sonuç alınabilmektedir. Elde ettiğiniz bu hane döküm listesiyle ilk aşamada hatırı sayılır bir soyağacı oluşturabilir yukarıda izah edilen metotlarla da bunu genişletebilirisiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Soyağacı çıkarmada tarif edilen bütün bu yöntemlerin; sebat gerektiren,  uzun soluklu, uğraştırıcı fakat zevkli bir çalışma olduğunda ise hiç şüphe yoktur.</span></p>
<div id="bio_mavi">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong>Bibliyografya</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Ekrem Buğra Ekinci, “Soyağacı (Şecere) nasıl hazırlanır ?” <em>Dünden bugüne</em> Türkiye Gazetesi, 5 aralık 2007; İlber Ortaylı, Tarihimiz ve Biz, Timaş yayınları, 2008, S. 21-22; Yılmaz Öztuna, Büyük Tarih Ansiklopedisi, “Soyluluk” C.2, s.631 Bateş yay.; Serin, Mustafa, “Osmanlı Arşivinde Bulunan Temettuat Defterleri”, T.C. Başbakanlık I. Milli Arşiv Şurası, 20-21 Nisan 1998, Tebliğler &#8211; Tartışmalar, s. 717- 728, Ankara,; S.Faroqhi, Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir ?, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, IST 2001 , s46-58; M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü,  Tahrir  Maddesi ,MEB, İst – 1983, , c.III, s.376;  Necati Gültepe, “Osmanlılarda Bürokrasi: Merkezi Yönetimi “ Osmanlı Ansiklopedisi , c.6, s.241-255; Osmanlı İdaresinde Kıbrıs ( Nufus-Arazi dağılımı ve Türk Vakıfları), Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı, Yayın no:43, ANK 2000; Bahaeddin Yediyıldız, “Vakıf “ , İA,  C.13, Eskişehir, 2001, s153-172; Bahaeddin Yediyıldız,”Türk Vakıf Kurucularının Sosyal Tabakalaşmadaki Yeri”, Osmanlı Araştırmaları, C3, 1982, S.143-164; Said Öztürk, İstanbul tereke defterleri, Osmanlı Araştırmaları Vakfı yayınları sayı 7, IST 1995, S. 97-105; Justin McCarthy, Ölüm   ve Sürgün, İnkılâp Kitabevi, Ist 1998; Kemal Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830-1914) Demografik ve Sosyal Özellikleri, Çev. Bahar Tırnakçı, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, IST 2003; Etnografya, folklor, dil, tarih v.d. konularda makaleler ve incelemeler, Hamit Zübeyr Koşay, Ayyıldız Matbaası, 1974; Faik Reşit Unat,Hicrî Tarihleri Milâdî Tarihe Çevirme Kılavuzu, TTK 1988</span></p>
</div>
<ol class="footnotes"><li id="footnote_0_11587" class="footnote"></span>Faik Reşit Unat,Hicrî Tarihleri Milâdî Tarihe Çevirme Kılavuzu, TTK 1988</li></ol>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2010/06/soy-agaci-nasil-cikarilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlıca &#8211; Yeniçeri Ocağını Söndüren Kitabe</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2010/01/osmanlica-yeniceri-ocagini-sonduren-kitabe/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2010/01/osmanlica-yeniceri-ocagini-sonduren-kitabe/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 03:11:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=8294</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı Devletin üst düzey memurlarından olan ve Yeniçeri Ocağının en kıdemli generali sayılan Yeniçeri Ağası maiyeti ile birlikte Ağa Kapısı adı verilen yerde ikamet eder, çalışmalarını buradan sürdürürdü. [I] Mekan; Süleymaniye Cami’nin kuzeyinde haliç ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_7207" class="wp-caption aligncenter" style="width: 453px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Fetvahane.jpg"><img class="size-full wp-image-7207" title="Fetvahane" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Fetvahane.jpg" alt="" width="443" height="296" /></a><p class="wp-caption-text">Ağa Kapısı Sonradan Meşihat</p></div>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı Devletin üst düzey memurlarından olan ve Yeniçeri Ocağının en kıdemli generali sayılan Yeniçeri Ağası maiyeti ile birlikte Ağa Kapısı adı verilen yerde ikamet eder, çalışmalarını buradan sürdürürdü.<sup> [<a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/01/osmanlica-yeniceri-ocagini-sonduren-kitabe/#footnote_0_8294" id="identifier_0_8294" class="footnote-link footnote-identifier-link" title="Eskiden beri doğu devlet geleneği olarak y&uuml;ksek bir makamı ifade etmek i&ccedil;in kapı veya b&acirc;b kelimesi kullanılmıştır&nbsp; Padişah Kapısı, Ağa Kapısı, Şehazade Kapısı, Paşa Kapısı veya B&acirc;b-ı Defteri, B&acirc;b-ı As&acirc;fi, B&acirc;b-ı Meşihat vs&hellip; gibi">I</a>]</sup> Mekan; Süleymaniye Cami’nin kuzeyinde haliç ve boğaza nâzır inşa edilmiş adeta hünkar sarayı gibi çeşitli köşkleri, daire ve idare odaları, atölyeleri bulunan büyük bir kompleks hüviyetindeydi.</p>
<div id="attachment_7231" class="wp-caption alignright" style="width: 307px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/istanbul-universitesi-giris-kapisi1.jpg"><img class="size-full wp-image-7231" title="istanbul universitesi giris kapisi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/istanbul-universitesi-giris-kapisi1.jpg" alt="" width="297" height="213" /></a><p class="wp-caption-text">Bugün İstanbul Üniversitesi&#39;nin bulunduğu Eski Saray&#39;ın yerine Seraskerlik taşınmış ilerleyen zamanda Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) olmuştu</p></div>
<p style="text-align: justify;">Bu büyük ahşap saray manzumesinin etrafı ise yüksek duvarlarla çevriliydi. Burası başta Genç Osman olayı olmak üzere nice hararetli hadiselere sahne olmuş, pek çok darbe ve ihtilal buradan planlanmıştı. Karıştığı bu karanlık olaylar sebebiyle pek hayırla anılır bir nâmı da yoktu.</p>
<p style="text-align: justify;">1826 ‘da Yeniçeri ocağı söndürülünce bu 465 senelik kurumla bağlantılı diğer teşkilatlarda lağv edildi. Yeniçeriliğin hatıralarını silmek için dört bir yanda değişiklikler yapıldı. En başta bu değişiklikten ocağın merkez komutanlığı olan Ağa Kapısı etkilendi.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeniçeriliğin yerine, Âsakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kurulup ordunun başındaki en yetkili kumandana da Serasker denilerek ikametine Ağa Kapısı tahsis edildi.  Fakat buranın asırlardın zihinlerde buraktığı kötü hatırasını silmek için adı değiştirildi ve buraya Bâb-ı Seraskeri (Serasker Kapısı) denildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat yapının ahşap olması sebebiyle yeni kurulan modern orduya hizmet edemeyeceği düşünülerek Sadrazam Mehmed Selim Paşa, II. Mahmud’a sunduğu bir takrirde Seraskerliğin Eski Saray’a naklini Ağa Kapısı’nın ise şeyhülislamlara tahsisini arz etti. O zaman kadar şeyhülislamlar diğer ilmiye sınıfına mensup yüksek dereceli bürokratlar gibi resmi işlerini kendi konaklarında sürdürüyorlardı.</p>
<div id="attachment_7237" class="wp-caption aligncenter" style="width: 679px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/askeri-isler-dairesi.jpg"><img class="size-full wp-image-7237" title="askeri isler dairesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/askeri-isler-dairesi.jpg" alt="" width="669" height="129" /></a><p class="wp-caption-text">İstanbul Üniversitesi merkez kampüsünün giriş kapısı eski Harbiye Nezareti ( Savaş Bakanlığı) - Seraskerlik Kapının üzerindeki kitabede; Dâire-i Umur-u Askeriye (Askerlik İşleri Dairesi)</p></div>
<p style="text-align: justify;">II. Mahmud bu isteğin uygun olduğunu belirttiği hattı hümayununda Yeniçeriliğin hatıralarının silinmesi, hatta kazınması için Ağa Kapısı lafzını tamamen yasaklayarak Şeyhülislama tahsisinden sonra buraya Fetvahane denilmesini istiyor ısrarla belirtiyordu.</p>
<div id="attachment_7345" class="wp-caption alignleft" style="width: 190px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Musa-Kazim-Efendi.jpg"><img class="size-full wp-image-7345" title="Musa Kazim Efendi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Musa-Kazim-Efendi.jpg" alt="" width="180" height="200" /></a><p class="wp-caption-text">Bab-ı Meşihatta işgören şeyhülislamlardan Musa Kazım Efendi</p></div>
<p style="text-align: justify;">Padişah yeniçerilikten illallah eder üsluptaki hattında “<em>Yeniçeri nâmı mahv ve ilga oldup yerine Âsakir-i mansure-i muhammediyye kullanıldığı gibi Ağa Kapısı lafzıda lisanlardan silinir</em>” diyor buranın Fetvahane yapılmasının bu işe vesile olmasını temenni ediyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece çok az bir süre Ağa Kapısı’nda kalan Seraskerlik o zaman Eski Saray olan bugünkü İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsnün bulunduğu yere taşındı.Dolayısı ile Seraskerlik (Sonradan Harbiye Nezareti)  burası oluyor Ağa Kapısı ise Fetvahane<sup><sup> [<a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/01/osmanlica-yeniceri-ocagini-sonduren-kitabe/#footnote_1_8294" id="identifier_1_8294" class="footnote-link footnote-identifier-link" title="B&acirc;b-ı Meşihat">II</a>]</sup></sup> adı ile Şeyhülislam’a tahsis ediliyordu.Osmanlı reform asrının önemli gelişmelerinden biri olarak devlet kurumlarının devamlı ofislere sabit bürolara kavuşması Şeyhülislam içinde tahakkuk ederek tarihlerinde ilk defa sabit bir mekana kavuştu.Böylece başlıca şer’i ve hukuki kurumlar bir yerde toplanmış oldu.</p>
<div id="attachment_7222" class="wp-caption alignright" style="width: 189px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Hatt-i-Humayun.jpg"><img class="size-full wp-image-7222" title="Hatt-i Humayun" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Hatt-i-Humayun.jpg" alt="" width="179" height="179" /></a><p class="wp-caption-text">II. Mahmud&#39;un Ağa Kapısı&#39;nın Fetvahaneye çevrilmesine dair Hatt-ı Hümayunu</p></div>
<p style="text-align: justify;">Fakat Şeyhülislam tam Ağa Kapısı’na taşınacakken çıkan Hocapaşa yangını ile İstanbul’un pek çok mahallesi ve Bâbıâli zarar gördü. Bunun üzerine Fetvahane bir süre Babıâli olarak kullanıldı. Bâbıâli’nin eski yerine taşınması üzerine yaklaşık 1 yıllık gecikmeyle Şeyhülislam ve mahiyeti de artık eskiden Ağa Kapısı denilen Fetvahaneye yerleşti.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüzyıllarca Yeniçeri ocağının en büyük generaline ikametgâh olmuş, türlü ihtilal ve ayaklanmaların ev sahibi mekân Şeyhülislamlara tahsis edilince şair Keçecizâde İzzet Molla tün bu tarihi safahatı resmeden bir şiir kaleme aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu şiir eski Ağa Kapısı yeni Fetvahane olan mekanın giriş kapısı üzerine  Yesarizade Mustafa İzzet’in  hattıyla büyük bir kitâbe olarak yerleştirildi.</p>
<div id="attachment_7192" class="wp-caption aligncenter" style="width: 670px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Mesihat-Kitabesi.jpg"><img class="size-full wp-image-7192 " title="Mesihat Kitabesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Mesihat-Kitabesi.jpg" alt="" width="660" height="189" /></a><p class="wp-caption-text">Ağa Kapısı Fetvahane Olunca Giriş Kapısı Üzerine Yerleştirilen, Metni Keçecizade&#39;ye Ait Kitâbe</p></div>
<p>Kitabede;</p>
<div style="width: 90%; margin: auto; padding: 0; background: url(/wp-content/plugins/wow-blockquotes/tr.gif) no-repeat right top;"><div style="margin: 0; padding: 0; background: url(/wp-content/plugins/wow-blockquotes/tl.gif) no-repeat left top"><div style="margin: 0; padding: 0; background: url(/wp-content/plugins/wow-blockquotes/br.gif) no-repeat right bottom"><div style="margin: 0; padding: 0; background: url(/wp-content/plugins/wow-blockquotes/bl.gif) no-repeat left bottom;"><div style="margin: 0; padding: 5px 13px 7px 13px;"><p>1- ) Devleti dâim ola hazret-i Han Mahmud’un / Sâyesinde olup âsûde hemîşe ulemâ /<br />
Seyf ü hâmeyle idüp destini Mevlâ teyîd / Bir eline kılıç aldı bir eline Fetva</p>
<p>2-) Hakk-ı nimet ne imiş bilmeyenlerin hali budur / Âb-ı tîğ u kalemi kıldı ocağı itfâ /<br />
Nice nush itdiler ol şirzime-i mekrûha /  Ulemanın sözünü eylemediler isgâ</p>
<p>3-) Âkibet yerlerin Allah nasîb etti bize /  Dar-ı Fetvaları itmiş idi anlar yağma /<br />
Ömrü olcukça mübarek ide bi’l-istihkâk /  Müfti-i a’lem olan Tahir efendi’ye Hüdâ</p>
<p>4-) Nûr-ı adli ile mahv itti zalâm-ı zulmü /  Rûz u şeb eyleyelimn hüsrev-i devrâna dua /<br />
Melce-i ümmet ide  haşre kadar bâbını Hak /  Dura ol şâh-ı cihân tâ dura şer’-i Mevlâ</p>
<p>5-) Hâk-i pây-i şeh-i devrâna teşekkür kıldı /  İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ /<br />
Ağa Kapısı’nı virdi bize Sultan Mahmud /  Bâb-ı tezvir idi hak kıldı makam-ı iftâ (1241)</p></div></div></div></div></div><div class="clear">&nbsp;</div>
<table class="shutter" style="width: 670px; height: 459px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<blockquote><p><strong>Kısmen Günümüz Türkçesi İle</strong></p>
<div id="attachment_7299" class="wp-caption alignright" style="width: 211px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/tarihce2.jpg"><img class="size-full wp-image-7299" title="tarihce2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/tarihce2.jpg" alt="" width="201" height="146" /></a><p class="wp-caption-text">Fetvahane&#39;ye çevrildikten sonra Ağa Kapısı</p></div>
<p>Kılıç ve kalemini<sup><sup> [<a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/01/osmanlica-yeniceri-ocagini-sonduren-kitabe/#footnote_2_8294" id="identifier_2_8294" class="footnote-link footnote-identifier-link" title="Eskiden beri kalem ilmin, kılı&ccedil; ise ordunun sembol&uuml; sayılarak devleti ayakta tutan unsurlar olarak g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş dolayısı ile padişahlar &ldquo;sahib-i seyf &uuml; kalem&rdquo; diye vasıflandırılmıştır.">III</a>]</sup></sup> kuvvetlendirip mevla<br />
Bir eline kılıç aldı bir eline fetva<br />
Hakkın nimeti neymiş bilmeyenlerin hali bu<br />
Kılıç ve kaleminin suyu<sup><sup> [<a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/01/osmanlica-yeniceri-ocagini-sonduren-kitabe/#footnote_3_8294" id="identifier_3_8294" class="footnote-link footnote-identifier-link" title="&Acirc;b-ı hayat ve ayrıca kılıcın dayanıklılığını arttırmak i&ccedil;in su verilir">IV</a>]</sup></sup> söndürdü ocağı</p>
<p>Nice nasihat ettilerse de o kerih topluluğa<br />
Alimlerin sözünü dinlemediler asla<br />
Akibet ki Allah yerlerini nasip etti bize<br />
Fetvahaneleri etmişti onlar yağma</p>
<p>Ömrü oldukça mübarek ede hakkıyla</p>
<p>alemin müftüsü Tahir efedniye Hüda<br />
Adl’in nuru ile yok etti zulmün karanlığını <sup> </sup>((Adli Sultan Mahmud’un da mahlasıdır))<br />
Gece gündüz dua edelim zamanın Sultanına<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Babi-mesihat-kapisi.jpg"><img class="size-full wp-image-7250 alignright" style="border: 1px solid black;" title="Babi mesihat kapisi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Babi-mesihat-kapisi.jpg" alt="" width="217" height="143" /></a></p>
<p>Dura o dünya Sultanı, Şer’-i Mevla durana dek<br />
Devrin şahının ayağının toprağına  teşekkür kıldı<br />
İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ<br />
Ağa Kapısı’nı verdi bize Sultan Mahmud</p>
<p>Bozguncu Kapısı idi hak kıldı makamı fetva – 1826<br />
Ümmete sığınak ede haşre kadar bu kapıyı hak</p></blockquote>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">Cumhuriyetten sonra şeyhülis­lâmlık kaldırılıp Diyanet İşleri kurulunca Ağakapısı’da bu kuruma bağlı İstan­bul Müftülüğüne verildi. Kompleksin en gösterişli bölümü ise İstanbul Kız Lisesi yerleştirildi. Daha sonra bir yangınla harap olan bu bölümün yerinde İstanbul Üniversitesi’nin Botanik Ens­titüsü binası yapılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/ekutuphane311" title="Bu dosya 660 kez indirildi.">II.Mahmud’un bu konudaki Hatt-ı Hümayunu ve Latince transkripsiniyonu için tıklayın (660)</a></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Bibliyografya:</strong><br />
Semavi Eyice , “<em>Ağakapısı</em>”, İA, C.1<br />
Mehmet İpşirli, “Bâb-ı Meşihat”, DİA ,C. 4<br />
Abdülkadir Özcan, “Bâb-ı Seraskerî”, DİA,  C.4<br />
İ. Ortaylı, “<em>Tanzimat Devrinde İdari Yapı</em>”,Osmanlı Devleti Tarihi, Editör; E. İhsanoğlu, İRCİCA, İst. 1999Bilgin Aydın,İlhami Yurdakul,İsmail Kurt , Şeyhülislamlık (Bâb-ı Meşihat) Arşiv Defter Kataloğu, İSAM yayınları, 2006<br />
Yeniçeri Ocağının Kaldırılışı ve II. Mahmud’un Edirne Seyahati, Mehmed Daniş Bey, Haz. Şamil Mutlu, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi . İst.1994</span></p>
<ol class="footnotes"><li id="footnote_0_8294" class="footnote">Eskiden beri doğu devlet geleneği olarak yüksek bir makamı ifade etmek için kapı veya bâb kelimesi kullanılmıştır  Padişah Kapısı, Ağa Kapısı, Şehazade Kapısı, Paşa Kapısı veya Bâb-ı Defteri, Bâb-ı Asâfi, Bâb-ı Meşihat vs… gibi</li><li id="footnote_1_8294" class="footnote"></sup>Bâb-ı Meşihat<sup></li><li id="footnote_2_8294" class="footnote"></sup>Eskiden beri kalem ilmin, kılıç ise ordunun sembolü sayılarak devleti ayakta tutan unsurlar olarak görülmüş dolayısı ile padişahlar “sahib-i seyf ü kalem” diye vasıflandırılmıştır.<sup></li><li id="footnote_3_8294" class="footnote"></sup>Âb-ı hayat ve ayrıca kılıcın dayanıklılığını arttırmak için su verilir<sup></li></ol>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2010/01/osmanlica-yeniceri-ocagini-sonduren-kitabe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahın Çamaşır Leğenleri</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/11/padisahin-camasir-legenleri/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/11/padisahin-camasir-legenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 02:24:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Arşiv Vesikaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=5100</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı&#8217;da  Kayıt ve Arşiv Geleneği
Kuş kaçtı, Süt taştı, bardak kırıldı kavilinden gelişmeler bile kaydedilir olaylar günü gününe yazılarak saklanırdı.Çoğu zaman  tetkiki sıkıcı ama kimi kısımlarında son derece önemli olaylar kayıtlı ruzanameler (günlük) böyledir.

Adâletlü ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı&#8217;da  Kayıt ve Arşiv Geleneği<br />
Kuş kaçtı, Süt taştı, bardak kırıldı kavilinden gelişmeler bile kaydedilir olaylar günü gününe yazılarak saklanırdı.Çoğu zaman  tetkiki sıkıcı ama kimi kısımlarında son derece önemli olaylar kayıtlı ruzanameler (günlük) böyledir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/11/Osmanli-Turkcesi-Belge.JPG" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-5101" style="border: 1px solid black;" title="Osmanli Turkcesi Belge" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/11/Osmanli-Turkcesi-Belge.JPG" alt="Osmanli Turkcesi Belge" width="642" height="479" /></a><span id="more-5100"></span></p>
<blockquote><p>Adâletlü ve müruvvetlü <span style="color: #0000ff;">Pâdişâh-ı Zillullâh</span> hazretlerinin rikâb-ı hümâyûnlarına arz-ı hâl budur ki,<br />
Sa‘âdetlü Pâdişâhımın çamaşır leğenleri köhne olup isti’mâli mümkin olmadığı<br />
Ecilden ve hem serây-ı âmire mühimmâtı içün altı kantar bakır ve has bağçede<br />
Olan bostancı kullarınun bazı levâzımları içün bir kantar bakır<br />
Recâ olınur. Bâkî emr-i fermân sa‘âdetlü pâdişâhımındur</p></blockquote>
<blockquote><p>Sol üst köşede Padişah&#8217;ın &#8221; Verdim&#8221; (virdüm) yazılı izni görülmektedir.<br />
Saygının ifadesi olarak  <span style="color: #0000ff;">&#8220;</span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #0000ff;">Padişah-ı Zillullah&#8221;</span> <span style="color: #000000;">kelmesi normal cümle yerinde boşluk bırakılarak  en üste yazılmıştır.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #800000;">Günümüz Türkçesi ile :</span></span></span></p>
<table class="shutterset" style="width: 306px; height: 236px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="right">
<tbody>
<tr>
<td>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="271" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/83QSJkBvOdM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="271" src="http://www.youtube.com/v/83QSJkBvOdM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">Padişahıma arz ederim ki;  çamaşır leğenleri çok eskimiş olup kullanması mümkün değildir. altı kantar ve bostancıların bazı ihtiyaçları  için bir kantar bakır rica olunur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;">Kayıt Tutma Geleneği</span></p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlılarda kayıt tutma ve bunları saklama düşüncesinin devletin ilk yıllarından beri mevcut olduğunu bugüne kadar muhafaza edilegelen milyonlarca vesikadan anlamak mümkündür. Hiç şüphesiz bu kayıt tutma ve saklama fikri yani arşivcilik geleneği Osmanlılara eski Uygur, Selçuk, İlhan ananesinden, Emevi-Abbasi tesiri ve Bizans etkisinden gelen bir sentezin sonucuydu.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlılar kayıt sistemleri bu günkü dosyalama usulünün karşılığı diyebileceğimiz defter usulüne dayanıyordu. Zihniyette kağıt hele hele yazılı kağıt saygı duyulan bir meta olduğundan en küçük vesika hatta müsveddeler bile atmadan saklanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Vesikaların saklanması bugünkü modern arşivleme anlayışına benzememekle birlikte, ilk devirlerden itibaren gerek duyulduğunda belgeye gayet süratli ve hızlı ulaşabilecekleri bir sistem kurulmuştu. İşi biten belgeler kadife veya atlas keselerde aylık olarak toplanarak üzerine ayı yazılır, keseler yıl sonunda torbalara konur ve üzerine ait olduğu yıl işlenerek sandıklanırdı. Sandıklar içerisine kurt, böcek ve güvelere karşı DDT serpilerek ait olduğu evrak türüne göre (örneğin maliye belgeleri eski Çadır Mehterleri kışlasında) Selatin camilerini mahzenlerinde, tomruk dairesinde, dış hazine dairesinde, Saray-ı Atîk” denilen mahzende depolanırdı.</p>
<div id="attachment_5126" class="wp-caption aligncenter" style="width: 540px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/11/derterhane-nezareti1.png"><img class="size-large wp-image-5126" title="derterhane nezareti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/11/derterhane-nezareti1-1024x408.png" alt="derterhane nezareti" width="530" height="211" /></a><p class="wp-caption-text">Okunuşu : Defter-i Hakanî Nezareti  - Önce Defterhane sonra  Derter-i Hakanî Nezareti denilen enson Tapu umum müdürlüğüne çevrilen Osmanlı arazi kayıtları arşivi. Cumhuriyetle beraber topu ve kadastro genel müdürlüğü</p></div>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: justify;">Fetihten sonra ilk arşiv Yedikule’de kurulmuştu. Bu eski kayıtlara ihtiyaç duyulduğunda izin alınarak mahzenlerden çıkarılıyordu. Padişahlar bile kendi hatt-ı hümâyûnlarını görmek istediklerinde kendilerine emaneten verilip işi bittiğinde alıp yerine konurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu titiz kayıt ve arşiv geleneği sayesinde günümüze Anadolu, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya’nın geçmiş yüzyıllarına dair tarihini yazabilecek milyonlarca belge intikal etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda resmi görülen vesika basit bir saray yazışmasının dahi titizlikle saklandığını göstermesi bakımından ibretliktir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #800000;"><strong>Konuyla ilgili Bir Hikaye “ Cemaziyülevvelini bilmek”</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda da anlattığımız gibi Osmanlıda evrak ay sonunda atlas yahut kadife keselere konur üzerine o zamanki takvimce ait olduğu ay yazılırdı. ( Şaban, Muharrem, Safer,  Cemaziyelahir, Cemaziyelevvel gibi  Bunlar da yıllık olarak torbalara, torbalar sandıklara konarak depolanırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün defterhanede çalışan katiplerden birisi kadife keselerden birini alıp evine götürerek kendisine bir iç çamaşırı (don) diktirir. Ancak dona çevrilen kesenin üzerinde kırmızı mürekkeple yazılı “Cemaziyelevvel” yazısını yıkamakla çıkarması bir türlü mümkün olmaz ve öylece kullanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün bizim katip hamama gider ve diğer katip arkadaşlarından biriyle karşılaşır. Arkadaşı tesadüfen katibin donundaki  “Cemaziyelevvel” yazısını görür, güler ama ses çıkarmaz! Gel zaman git zaman arkadaşlar arasında bir münakaşa mevzu olunca hahamda gördüğüne atfen  de söylenir. <strong>“</strong>suus suuus ben senin cemaziyilevvelini bilirim <strong>“ </strong></p>
<p style="text-align: justify;">
</blockquote>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Bibliyografya</strong><br />
Mubahat S. Kütükoğlu, Osmanlı Belgelerinin Dili (Diplomatik), Kubbealtı Neşriyat, IST 1994 S.1-5<br />
“Osmanlı Arşivciliğinin Tarihsel Gelişimi”, Belgelerle Arşivcilik Tarihimiz Osmanlı Dönemi, , Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ANK 1999<br />
İshak Keskin, Ortaçağ İslam Dünyası’nda Arşivcilik; Fatımi Dönemi Arşivciliğine ve Arşivcilik Uygulamalarına Dair Bir Değerlendirme<br />
S.Faroqhi, Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, IST 2003 s,46-47,80-83<br />
M.Z. Pakalın, TDVTS, “Defterhane”, MEB, IST.1983, C.1 S.149</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/11/padisahin-camasir-legenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitâbe ve Kütüphâne</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/kitabe-ve-kutuphane/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/kitabe-ve-kutuphane/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 12:09:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezartaşı-Kitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=3132</guid>
		<description><![CDATA[Ne yazık ki Orta Asya’dan Endülüs’e kadar olan memleketlerde kurulmuş kütüphanelerin pek çoğu İspanyol ve Moğol istilası sırasında yok edildiler. Zamanın bilim ve kültür merkezi olan Bağdat şehrini işgal eden Moğollar şehri harap ederek kitapları ya yaktı ya da Dicle Nehrine attılar. Dicle Nehrinin günlerce]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_3131" class="wp-caption aligncenter" style="width: 574px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/beyazit-kutuphanesi.jpg"><img class="size-full wp-image-3131" title="beyazit-kutuphanesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/beyazit-kutuphanesi.jpg" alt="beyazit-kutuphanesi" width="564" height="342" /></a><p class="wp-caption-text">Bugünkü Adıyla Beyazıt Devlet Kütüphanesi ( 1900&#39;de)</p></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kütüphanelerin mazisi yazının varlığı kadar eskidir. Asur, Bâbil ve Hitit medeniyetlerinden günümüze ulaşan ve yazı yazmak için kullanılan kil tabletler çok eski devirlere ait kitap ve kütüphanecilikle ilgili bilgiler vermektedir. Bu medeniyetlerde zamanla yazılı tabletlerin korunması, saklanması için odalar teşkil edilmiş böylece kütüphaneler oluşmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kütüphaneyle ilgili olarak yapılan araştırmalar ve kazılarda elde edilen bilgiler M.Ö. 2400 yıllarına kadar uzanmaktadır. Asur Devleti Hükümdarı Asurbanipal tarafından M.Ö. 625 yılında kurulan Ninova Kütüphânesi bilinen en eski kütüphanedir. Romalılar tarafından yakılan Mısırdaki meşhur İskenderiye Kütüphanesi ise devrinin en büyük kütüphanesi statüsündeydi.<span id="more-3132"></span></span></p>
<table class="shutter" style="width: 263px; height: 334px;" border="0" align="right">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center;">
<blockquote>
<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Kutuphane-i-umumi-Osmanii-.JPG"><img class="size-large wp-image-3134 aligncenter" title="Kutuphane i umumi Osmanii" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Kutuphane-i-umumi-Osmanii--1024x840.jpg" alt="Kutuphane i umumi Osmanii" width="275" height="210" /></a><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: small;">&#8221; Kütüb-hâne-i Umûmî-i Osmânî 1300 &#8220;</span></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu günkü Beyazıt Devlet Kütüphanesine ait bu kitabede kütüphanenin ilk adı yazıyor &#8220;Kütübhane-i Umumi Osmani&#8221; olarak.</p>
<p style="text-align: justify;">Şahıslar dışında, ilk defa devlet eli ile kurulan küpühanedir Kütübhane-i Umumi Osmani. Sultan Hamid devrinde 1882&#8242;de başlayan çalışmalar <span id="_ctl0_MainContent__ctl0_Details"> 24 Haziran 1984</span> neticelenerek hizmete açılmıştır.</p>
</blockquote>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam Kültürüyle yayılan kitap merakı ise pek çok kütüphane kurulmasına ve bir kütüphanecilik geleneği oluşmasına önayak olmuştur.  Bu gelenek Emeviler<sup></sup> , Abbasiler<sup></sup>,  Endülüs Emevileri<sup></sup>, Selçukîler<sup></sup> vs Türk ve İslam devletlerinde gelişerek yaygınlaşmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ne yazık ki Orta Asya’dan Endülüs’e kadar olan memleketlerde kurulmuş kütüphanelerin pek çoğu İspanyol ve Moğol istilası sırasında yok edildiler. Zamanın bilim ve kültür merkezi olan Bağdat şehrini işgal eden Moğollar şehri harap ederek kitapları ya yaktı ya da Dicle Nehrine attılar. Dicle Nehrinin günlerce mürekkep renginde aktığı rivayet edilir. Bu katliamı sebebiyle tek nüsha olan pek çok orijinal kitap günümüze ulaşamadı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Osmanlılar döneminde ilk kütüphane Osman Bey zamanında İznik’te, ikincisi ise Edirne’de Lala Şahin Paşa tarafından kuruldu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Daha sonraki dönemlerde de İstanbul ve Amasya, Edirne, Bursa, Manisa, Trabzon ve başka şehirlerde de büyük kütüphaneler açılmıştır. Topkapı Sarayı bünyesinde kurulan Saray Kütüphanesi, Ayasofya, Süleymaniye, Şehzadebaşı ve Bayezid kütüphaneleri sürekli zenginleştirilerek zamanımıza kadar gelmişlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1882’de “ Kütüphne-i Umûmî-i Osmanî “ adıyla bir nizamname çıkarılarak herkesin faydalanabileceği umumi kütüphaneler oluşturuldu. Bayezid Devlet Kütüphanesi, İzmir, Kayseri, Konya, Eskişehir, Diyarbakır ve Bursa’da Millî Kütüphane adıyla kütüphaneler kurulmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yüzyıllar boyunca yazılan ve bugün basılan milyonlarca kitap kütüphanelerimizi doldurmakla birlikte Osmanlılar ve daha önceki devirlerde yazılmış olan kitapları okuyacak, anlayacak pek az kimse kaldığı ve galiba fişe ve kabloya fazlasıyla güvendiğimizden buralara rağbet gittikçe azalmaktadır.</span></p>
<div id="attachment_3151" class="wp-caption aligncenter" style="width: 492px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Tamam-oldu-kutuphane.JPG"><img class="size-large wp-image-3151" title="Tamam oldu kutuphane" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Tamam-oldu-kutuphane-1024x616.jpg" alt="Tamam oldu kutuphane" width="482" height="290" /></a><p class="wp-caption-text">Bir Kütüphâne Kitabesi : &quot;Tamam Oldu Kutubhâne Sene h. 1284&quot;  (m. 1867 - 68) yazıyor</p></div>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #800000;">Bazı Tarihi Kütüphaneler :</span></strong>
<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-43-3132">


	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-777" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/nuruosmaniye-kutuphanesi1.jpg" title="Nuruosmaniye kütüphanesi" class="shutterset_set_43" >
								<img title="nuruosmaniye-kutuphanesi1" alt="nuruosmaniye-kutuphanesi1" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_nuruosmaniye-kutuphanesi1.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-778" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/nuruosmaniye-kutuphanesi-eskiz.jpg" title="Nuruosmaniye kütüphanesi eskiz " class="shutterset_set_43" >
								<img title="nuruosmaniye-kutuphanesi-eskiz" alt="nuruosmaniye-kutuphanesi-eskiz" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_nuruosmaniye-kutuphanesi-eskiz.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-779" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/koprulu-kutuphanesi.jpg" title="Köprülü Kütüphanesi " class="shutterset_set_43" >
								<img title="koprulu-kutuphanesi" alt="koprulu-kutuphanesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_koprulu-kutuphanesi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-780" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/atif-efendi-kutuphanesi.jpg" title="Atıf Efendi Kütüphanesi " class="shutterset_set_43" >
								<img title="atif-efendi-kutuphanesi" alt="atif-efendi-kutuphanesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_atif-efendi-kutuphanesi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-781" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/beyazit-kutuphanesi.jpg" title="Beyazıt Devlet Kutuphanesi " class="shutterset_set_43" >
								<img title="beyazit-kutuphanesi" alt="beyazit-kutuphanesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_beyazit-kutuphanesi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-782" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/milletckutuphanesi.jpg" title="Millet Kutuphanesi " class="shutterset_set_43" >
								<img title="milletckutuphanesi" alt="milletckutuphanesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_milletckutuphanesi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-783" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/ziyabey-kutuphanesi.jpg" title="Ziya bey kütüphanesi " class="shutterset_set_43" >
								<img title="ziyabey kutuphanesi " alt="ziyabey kutuphanesi " src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_ziyabey-kutuphanesi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-784" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/ragip-pasa-kutuphanesi.jpg" title="Ragıp Paşa Kütüphanesi " class="shutterset_set_43" >
								<img title="ragip pasa kutuphanesi" alt="ragip pasa kutuphanesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_ragip-pasa-kutuphanesi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-785" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/ragip-pasa_kutuphanesi.jpg" title="Ragıp Paşa Kütüphanesi iç detay" class="shutterset_set_43" >
								<img title="ragip-pasa_kutuphanesi" alt="ragip-pasa_kutuphanesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_ragip-pasa_kutuphanesi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-786" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/atif-efendi-kutuphanesi2.jpg" title="Atıf Efendi Kütüphanesi Eskiz" class="shutterset_set_43" >
								<img title="atif-efendi-kutuphanesi2" alt="atif-efendi-kutuphanesi2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/thumbs/thumbs_atif-efendi-kutuphanesi2.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-787" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/kutuphane/nuruosmaniye-kutuphanesi2.jpg" title="Nuruosmaniye Kütüphanesi yandan görünüş" class="shutterset_set_43" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class='ngg-navigation'><span>1</span><a class="page-numbers" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/kitabe-ve-kutuphane/?nggpage=2">2</a><a class="next" id="ngg-next-2" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/kitabe-ve-kutuphane/?nggpage=2">&#9658;</a></div> 	
</div>

</p>
<table class="aligncenter" style="width: 1247px; height: 36px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<hr style="text-align: justify;" size="1" />
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"> İslâm târihindeki ilk kütüphâne de hazreti Muâviye’nin halîfeliği zamânında kuruldu.<br />
</span><span style="color: #000000;"> Abbâsî Halîfesi Hârun Reşîd’in kurdurduğu Beytü’l-Hikme adlı bir kütüphâne meşhurdur.<br />
 Avrupa’da meydana gelen Rönesans hareketlerinde Endülüs Emevilerinin bu konuda payı vardır.<br />
 Misalen Anadolu Selçukilerinin inşa ettiği Sadreddin-i Konevi Kütüphanesi ki günümüze 100’e yakın eseri ulaşabilmiştir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #000000;">Bibliyografya :<br />
<span style="color: #000000;">*</span></span></span> <span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/ekutuphane92" title="Bu dosya 366 kez indirildi.">Osmanlılarda Kütüphane Kültürü ve Bilimsel Yaşama Etkisi (366)</a></span><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">, VI. Uluslararası Türk Kültürü Kongresi , Ankara , 2005</span><br />
</span>*8. Yüzyıl Kütüphanelerinden İki Örnek: İstanbul Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi ve İstanbul Feyzullah Efendi Kütüphanesi,  Zerrin Köşklü, AÜ. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi,  2000<br />
*İslâm Dünyasında Kütüphaneciliğin Doğuşu ve İlk Örnekleri (Beytü’l-Hikme’den Daru’l-Hikme’ye),  Necati Avcı,  Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,  Sayı: 30.*<br />
*Kütüphaneciliğin Tarihçesi ve İlk Kütüphaneler, Alar, Halis, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi,2001</span></p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 542px; width: 1px; height: 1px;"><span style="font-size: medium;">Kütüb-hâne-i Umûmî-i Osmânî </span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/kitabe-ve-kutuphane/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Mutekaid&#8217;in Mezar Taşı (Osmanlıca)</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/bir-mutekaidin-mezar-tasi-osmanlica/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/bir-mutekaidin-mezar-tasi-osmanlica/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 01:35:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezartaşı-Kitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=2863</guid>
		<description><![CDATA[Eyüp Sultan meydanından Piyer loti tepesine çıkan arnavut kaldırımlı yolda, yokuş başından bir bel bükümü, bir soluk tüketimi uzakda; sağda: Bir mütekadin kitabesi! 1 küsür asırdır şehri İstanbul'u mest-i temaşa eden bu mezarın taşında : ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mutekaid-mazartasi-kartpostal.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2867" style="border: 1px solid black;" title="Mutekaid mazartasi kartpostal" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mutekaid-mazartasi-kartpostal-300x187.jpg" alt="Mutekaid mazartasi kartpostal" width="443" height="278" /></a></p>
<table class="aligncenter" style="width: 733px; height: 46px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mutekaid-mazartasi.JPG"><img class="alignright size-medium wp-image-2868" title="Mutekaid mazartasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mutekaid-mazartasi-200x300.jpg" alt="Mutekaid mazartasi" width="200" height="344" /></a>Eyüp Sultan meydanından Piyer Loti tepesine çıkan arnavut kaldırımlı yolda,<br />
Yokuş başından bir bel bükümü, bir soluk tüketimi uzakta<br />
sağda:<br />
Bir mütekadin kitabesi!<br />
Bir küsür asırdır şehri İstanbul&#8217;u mest-i temaşa eden bu mezarın başında:<span id="more-2863"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mutekaid-mazartasi2.JPG"><img class="alignright size-medium wp-image-2870" title="Mutekaid mazartasi2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mutekaid-mazartasi2-200x300.jpg" alt="Mutekaid mazartasi2" width="200" height="223" /></a>&#8221; Huve’l-Bâkî<br />
Ziyâretteden murâd bir duâdır<br />
Bugün bana ise yarın sanadır<br />
Hazine-i Celile Muhâsebe-i Umûmiyesi<br />
Tedkîk kalemi hulefasından<br />
Mütekâid Ahmed Cemal Efendi<br />
Ruhiyçün Fâtiha</p>
<p style="text-align: justify;">Sene 1315<br />
Teşrin-i sâni 29 &#8220;  [ 11 Aralık 1899]</p>
<p style="text-align: justify;">Tarihli  veciz ifadesi.</p>
<p>Geçtiğimiz asırda insan ömrünün çok da uzun olmadığı düşünülürse, bu zatın mütekaid olup, emekliliğe erişebilmesi belki de en derin arzusuydu. Nitekim yüzden ziyade seneler sonra da ‘Ben mütekaidim!’ diye ziyaretçilerine seslenebilmekte…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/bir-mutekaidin-mezar-tasi-osmanlica/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tahrir Sistemi ve Tapu Tahrir Defterleri</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/tahrir-sistemi-ve-tapu-tahrir-defterleri/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/tahrir-sistemi-ve-tapu-tahrir-defterleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 22:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Arşiv Vesikaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=2803</guid>
		<description><![CDATA[Bölgenin askeri, ekonomik ve sosyal yönünü ortaya koyan tahrir defterleri imparatorluk denilen bu muazzam makinenin çarklarının nasıl işlediğini anlamak bakımından çok önemlidir. Ayrıca üç kıtaya yayılmış İmparatorluğun topraklarında bugün kurulan yeni devletlerin tarihini tam olarak yazmak da ancak bu defterlerle mümkündür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/defter.JPG"><img class="alignleft size-medium wp-image-2810" title="defter" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/defter-300x273.jpg" alt="defter" width="227" height="234" /></a>Osmanlı devletinde fethedilen yerlerde uygulanacak idari teşkilat ve sistem çerçevesinde, tayin olunan heyetler marifetiyle nüfus, arazi ve emlakin tespit ve kaydedilmesi işlemine <strong>tahrir</strong> bu bilgilerin kaydedildiği deftere de <strong>tapu tahrir defteri</strong> denirdi. Bu kayıtlar muntazam suretle tutulur ve fethi müteakip ilk tahrirden sonra umumi değişiklikler, vergi gelirlerinde ki artış &#8211; azalışlar yada yeni bir padişahın tahta çıkması gibi sebeplerle yenilenirdi. Uzun süren saltanat dönemlerinde tahririn 30 yılda bir tekrarlanması kanundu.<span id="more-2803"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Arazi tahrir sistemi Osmanlılardan önce İslam, Türk-İslam ve Moğol  devletlerinde de uygulanmaktaydı. Ortadoğu devlet yapısında gelenekselleşen bu sistemi Araplar Mısır ve İspanya’da,  Selçuklular İran’da, İlhanlılar İranve Hint’te uygulamışlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tahrir en başta timar sisteminin bir gereği olarak bölgedeki gelir kaynaklarının tespiti maksadına dayanıyordu. Tahrirde şehir, kasaba, köy ve çiftlikler birer birer dolaşılarak buralarda oturan vergi mükellefleri, içlerinde vergiden muaf olanlar varsa hangi vergiden ne sebeple muaf oldukları yazılır; bunun yanında topraklı ve topraksız köylüler,  evli ve bekar haneler, meslek gurupları, ilmiyeye mensupları, ihtiyar ve sakatlar ayrı ayrı kaydolunurdu.  Her köyün merası, ormanı, korusu, yaylağı, kışlağı, çayırı cins cins gösterilerek yetiştirilen mahsuller ve senede vermekle mükellef olunan vergi miktarı deftere geçirilirdi.</p>
<div id="attachment_2827" class="wp-caption alignright" style="width: 198px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/kerkük-tahrir-defteri.jpg"><img class="size-medium wp-image-2827" title="kerkük tahrir defteri" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/kerkük-tahrir-defteri-207x300.jpg" alt="kerkük tahrir defteri" width="188" height="194" /></a><p class="wp-caption-text">Kerkük Livası mufassal tahrir defteri (Kanuni devri)</p></div>
<p style="text-align: justify;">Ancak bir bölgenin tahriri oranın yalnızca gelirlerinin tespitinden ibaret değildi. Bunun yanı sıra bölgedeki vakıfların, konar-göçer teşekküllerin, piyade ve müsellemlerin ayrı ayrı tahrirleri de yapılır ve bunlara ait defterler hazırlanırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tahrir işlemi merkezi bürokraside Tevki‘nin (Nişancı) nezareti altında yürütülür, bölgede tahrir işlemini idare edene de il-yazıcısı, tahrir emini, vilâyet kâtibi, mübâşir veya muharrir denirdi. İl yazıcısının riyasetinde defterin yazılması ve düzenlenmesini üzerine alan, işin tekniğini iyi bilen bir de kâtipler bulunmaktaydı. Ayrıca tahrir işlemi her bölgenin kâdısının da gözetimi ve denetimi altında yürütülmekteydi</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işlemde il-yazıcısının istediği bütün yardımı devletin mali idari ve adli teşkilatı yapmağa mecburdu. Tahrir de tutulan ve İl yazıcısının elinde merkeze götürülen deftere <strong>mufassal</strong>  defter denirdi. Bundan sonra mufassal defterin kısaltılmış şekli olarak köylerdeki reâyâ ile kasaba ve şehir halkı isimlerinin kalem kalem yazılmadığı ancak teşkilat, köy adları ve  yıllık hasılatın toplu olarak kaydedildiği <strong>icmâl</strong> veya <strong>mücmel</strong> [öz-özet] defteri hazırlanırdı.</p>
<div id="attachment_2818" class="wp-caption alignleft" style="width: 275px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/hazine-i-evrak.JPG"><img class="size-medium wp-image-2818" title="hazine-i evrak" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/hazine-i-evrak-300x242.jpg" alt="hazine-i evrak" width="265" height="213" /></a><p class="wp-caption-text">Hazine-i evrak ( devlet arşivi ) I. Depo , sabit camekanlı dolaplar </p></div>
<p style="text-align: justify;">Bundan başka bir bölgede iki tahrir arasında geçen zaman zarfında yapılan muamelelerin, idari değişikliklerin ve timar tevcihlerinin, verilen vergi muafiyetlerinin vs sürekli işlendiği icmal defteri benzeri <strong>rûznâmçe</strong> yada derdest  adı verilen bir defter tutuluyordu. Bu defteler Dîvân-ı hümâyûn’un tahvil kaleminde muhafaza edildiğinden sonradan tahvil defterleri olarak anılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tahrir usulünün 16. asır sonuna kadar muntazam bir şekilde devam ettiği, on yedinci yüzyıl ortalarından itibaren çeşitli sebeplerle yavaş yavaş terk edilerek yerini yeni usullere bıraktığı anlaşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dört beş yüzyıl önce İmparatorluk Türkiye’sinin her köşesindeki sipahiyi,  toprağa bağlı köylüyü, yollar üzerindeki derbentleri bekleyen, yol ve köprü tamir eden yahut kervansaraylara hizmet eden insanları, madenci,  güherçileci, şapçı, yağcı, tuzcu vb türlü mükellefiyetleri olan halkı ve nihayet üretilen mahsulleri, alınan vergileri, pazar ve gümrük mahallerini bu defterler sayesinde görmek; imparatorluk denilen bu muazzam makinenin çarklarının nasıl işlediğini anlamak bakımından çok önemlidir.</p>
<div id="attachment_2820" class="wp-caption alignright" style="width: 168px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mufassal-i-Eyalet-i-Kamanice-1.jpg"><img class="size-medium wp-image-2820" title="Mufassal-i Eyalet-i Kamanice" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Mufassal-i-Eyalet-i-Kamanice-1-228x300.jpg" alt="Mufassal-i Eyalet-i Kamanice" width="158" height="168" /></a><p class="wp-caption-text">Kamaniçe (Podolya) Eyaleti (Ukrayna) Mufassal Defteri, Tıpkıbasım </p></div>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca üç kıtaya yayılmış İmparatorluğun topraklarında bugün kurulan yeni devletlerin tarihini tam olarak yazmak da ancak; bölgenin askeri, ekonomik ve sosyal yönünü ortaya koyan bu defterlerle mümkündür</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün elde mevcut bulunan tapu tahrir defterleri Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) ile Ankara Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivinde bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small;">Bibliyografya<br />
İ.H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti’nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı, ttk, ank., 1988<br />
S.Faroqhi, Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir ?, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, IST 2001 , s46-58</span><span style="font-size: x-small;"><br />
M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü,  MEB, İst – 1983, <em>Tahrir  Maddesi</em>, c.III, s.376</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Salto.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-548" title="Salto" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Salto-300x24.jpg" alt="Salto" width="300" height="24" /></a></p>
<div id="attachment_2813" class="wp-caption alignleft" style="width: 155px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Bosna-livasi-mufassal-tahrir-defteri.jpg"><img class="size-medium wp-image-2813" title="Bosna livasi mufassal tahrir defteri" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Bosna-livasi-mufassal-tahrir-defteri-214x300.jpg" alt="Bosna livasi mufassal tahrir defteri" width="145" height="171" /></a><p class="wp-caption-text">Bosna livası mufassal tahrir defterinden bir sayfa</p></div>
<div id="attachment_2815" class="wp-caption alignleft" style="width: 157px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Bosna-livasi-mufassal-tahrir-defteri-2.jpg"><img class="size-medium wp-image-2815" title="Bosna livasi mufassal tahrir defteri 2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Bosna-livasi-mufassal-tahrir-defteri-2-214x300.jpg" alt="Bosna livasi mufassal tahrir defteri 2" width="147" height="173" /></a><p class="wp-caption-text">Bosna livası mufassal tahrir defterinden bir sayfa</p></div>
<div id="attachment_2831" class="wp-caption alignleft" style="width: 157px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Hersek-livasinin-Propoli-kazasi-nufus-ve-hasilatini-gosteren-mufassal-tahrir-.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2831" title="Hersek livasinin Propoli kazasi nufus ve hasilatini gosteren mufassal tahrir" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/Hersek-livasinin-Propoli-kazasi-nufus-ve-hasilatini-gosteren-mufassal-tahrir--214x300.jpg" alt="Hersek livasinin Propoli kazasi nufus ve hasilatini gosteren mufassal tahrir" width="147" height="154" /></a><p class="wp-caption-text">Hersek livasının Propoli kazasi nüfus ve hasılatını gösterir mufassal tahrir defterinden </p></div>
<table style="width: 727px; height: 24px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div id="attachment_2844" class="wp-caption alignleft" style="width: 168px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/16-yuzyilda-harput.jpg"><img class="size-medium wp-image-2844" title="16 Yüzyilda Harput (1518-1566)" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/16-yuzyilda-harput-235x300.jpg" alt="16 yuzyilda harput" width="158" height="191" /></a><p class="wp-caption-text">Tahrir defterlerinden de istifadeyle hazırlanmış bir araştırma ; 16 Yüzyilda Harput (1518-1566)</p></div>
<div id="attachment_2845" class="wp-caption alignleft" style="width: 172px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/16-yuzyilda-larende.jpg"><img class="size-medium wp-image-2845" title="16 yuzyilda larende" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/09/16-yuzyilda-larende-227x300.jpg" alt="16 yuzyilda larende" width="162" height="187" /></a><p class="wp-caption-text">Tahrir defterlerinden yararlanılarak hazırlanmış bir araştırma; XVI.Yüzyil Larende (Karaman) Kazasında Yerleşme ve Nüfus</p></div>
<table style="width: 1181px; height: 53px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek makaleler için tıklayınız :</strong></p>
<p>1526 tarihli Maraş Mufassal  ve 1527  tarihli İcmal Defteri Maraş Tapu Tahrir Defteri esas alınarak hazırlanmış bir makale &#8220; <span style="font-size: small;"><span style="color: #0000ff;"> </span><a href="http://tarihvemedeniyet.org/ekutuphane89" title="Bu dosya 590 kez indirildi.">XVI. Yüzyılda güvercinlik kazâsı,İbrahim Solak (590)</a></span><span style="color: #0000ff;"> </span><span style="color: #0000ff;"> </span><br />
Tapu tahrir ve maliyeden müdevver defterlerden istifade edilerek hazırlanmış bir makale : <span style="color: #0000ff;"> </span><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/ekutuphane90" title="Bu dosya 666 kez indirildi.">Tapu tahrir ve maliyeden müdevver defterlere göre Rumeli’de ihtida hareketleri (1432-1482),  Hava Selçuk (666)</a></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/ekutuphane91" title="Bu dosya 1663 kez indirildi.">Tahrir defterleri yayın bibliyografyası (1663)</a></span><span style="font-size: small;"><span style="color: #0000ff;"> için tıklayınız </span><br />
</span></p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 1441px; width: 1px; height: 1px;">
<table style="width: 1181px; height: 24px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/09/tahrir-sistemi-ve-tapu-tahrir-defterleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türklerde ve Osmanlılarda Arma &#8211; Osmanlı Arması</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/turklerde-ve-osmanlilarda-arma-osmanli-armasi/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/turklerde-ve-osmanlilarda-arma-osmanli-armasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 16:30:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=2060</guid>
		<description><![CDATA[Armanın eski Türkçe karşılığı ise ”ongun”dur. Farsça  “nişan” ve Arapça “alâmet” de aynı anlama gelmektedir. Türklerde arma kullanmı yaygın bulunmamakla  birlikte yerine tuğ, bayrak ve tuğra mevcuttur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp" style="text-align: justify;">
<dl id="attachment_2067" class="wp-caption alignleft" style="width: 195px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Arma-ilk-osmanli-armasi.JPG" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2067" title="Arma ilk osmanli armasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Arma-ilk-osmanli-armasi-150x300.jpg" alt="Arma ilk osmanli armasi" width="185" height="184" /></a></dt>
<dd class="wp-caption-dd"><span style="font-family: verdana,geneva;"><span style="font-size: x-small;">II. Mahmud zamanında kullanılan Osmanlı armasının ilk şekli</span></span></dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: justify;">Arma silah anlamına gelmekte olup denizcilik terimleri arasında kullanımı yaygındır. Istılahi anlamı ise, bir şahsa bir aileye bir şehre, bir hükümdar veya devlete mahsus ve değişik anlamlar ifade eden renkli, şekilli alamet demektir. Türkçe de arma sözcüğünün hem kelime hem de ıstılahî manası kullanılmaktadır. Fakat silah anlamında kullanılabilmesi için özellikle 3 parça silah (tüfek, kılıç, mızrak) olması ve duvarda asılı durması gerekir. Bu manadaki armanın eski Türkçe karşılığı ise ”ongun”dur. Farsça  “nişan” ve Arapça “alâmet” de aynı anlama gelmektedir.<span id="more-2060"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Türklerde Avrupa da yaygın olduğu şekilde bir arma usulü bulunmamakla  birlikte, arma olarak kabul edilebilecek bazı nişan ve alametler vardır. Ancak Türk boylarında arma olarak hangi şekil ve nesnelerin kullanıldığına dair pek fazla malumat yoktur. Fakat arma yerine kullanıldığını söyleyebileceğimiz tuğ, bayrak ve tuğra mevcuttur.</p>
<p style="text-align: justify;">Tuğ, adet bakımından hanın alâmeti hüviyetindeydi. Hakan yani hanların hanı, dokuz tuğ sahibiydi.  Tuğ Osmanlılarda aynı hususiyeti muhafaza ederek kullanılmıştır. Padişah yedi, sadrazam beş, vezirler üç, beylerbeyi iki sancak beyleri ise bir tuğ sahibiydiler.</p>
<div class="mceTemp" style="text-align: justify;">
<dl id="attachment_2078" class="wp-caption alignleft" style="width: 214px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/arma-i-osmani.jpg"><img class="size-medium wp-image-2078" title="arma-i osmani" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/arma-i-osmani-265x300.jpg" alt="arma-i osmani" width="204" height="193" /></a></dt>
<dd class="wp-caption-dd"><span style="font-family: verdana,geneva;"><span style="font-size: x-small;">II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Arması</span></span></dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: justify;">Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânü Lügati’t-Türk adlı eserinde, savaşta hanın yanında çalınan kös veya davul olarak mana verdiği tuğ, genel olarak kumaş veya atkuyruğundan yapılmış bayrak anlamı taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hemen hemen bütün Türk boylarında görülen kumaştan yapılmış bayrakların üzerinde bulunan şahin, kurt başı, hilal ve ay yıldız gibi şekiller birer arma hüviyetindedir. Sultan II. Mahmud zamanında ilk olarak tanzim edilen Osmanlı Arması Sultan Abdülmecid ve Sultan II. Abdülhamid zamanlarında yeniden düzenlenerek “Osmanlı Arması” ihdâs edimlş ve kullanımı yaygınlaştırılmıştır.  Bu armalar inşa edilen bazı binalara naşk edildiği gibi 1914’de Londra’da basılan 1 kuruşluk pulların üstüne de tab edilmiştir.  Sultan II. Abdülhamid zamanında son şekli almış olan Osmanlı armasının muhteviyatı şöyledir:</p>
<p style="text-align: justify;">Armanın göbeğini beyzî (oval) şeklinde olan ve “kalkan” tabir edilen bir şekil teşkil eder. Ortasında bir gül motifi vardır.  Etrafına “<em>Abdülhamid Han Melikü’Devleti’l Osmâniye el Müstenid Bi Tevfîkâti’r Rabbaniye</em>” ibaresi yazılmıştır.</p>
<div id="attachment_2073" class="wp-caption alignright" style="width: 175px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/arma-sultan-hamidin-hususi-armasi.JPG"><img class="size-medium wp-image-2073" title="arma sultan hamidin hususi armasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/arma-sultan-hamidin-hususi-armasi-208x300.jpg" alt="arma sultan hamidin hususi armasi" width="165" height="207" /></a><p class="wp-caption-text">II. Abdülhamid&#39;in kendi hususi arması </p></div>
<p style="text-align: justify;">Beyzî şeklin yüzünde iki hilal, on altı yıldız, üstünde sorguçlu bir kavuk, iki yanında biri kırmızı (Türk bayrağı) biri yeşil (Hilafet sancağı) ay yıldızlı iki bayrak, bayrakların üzerinde birer mızrak ve armanın üst tarafını teşkil eden güneş şualarının ortasında padişah tuğrası bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sol tarafta sengü, teber (balta) tabanca çiçekler küçük bir topuza asılı terazi, terazinin altında iki kitap;  sağ tarafta iki teber, bir mızrak, iki kılıç, bir top ve bir kalkan bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Beyzî şeklin altında ikinci bir küçük arma iki ok, bir sadak ( ok torbası ) ve meşale vardır. Armanın en altında motiflere asılmış beş nişan bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;">Saltanatın ilgası ve cumhuriyetin ilanı ile Osmanlı arması da kaldırılmıştır. 1927 yılında açılan bir müsabakayla “Türkiye Arması” tesisi cihetine gidilmiş, ancak birinci gelen Namık İsmail’in arması resimleştirilmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-39-2060">


	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-689" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-sultan-hamidin-hususi-armasi.jpg" title="II.  Abdülhamid'in kendi hususi arması " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-sultan-hamidin-hususi-armasi" alt="arma-sultan-hamidin-hususi-armasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-sultan-hamidin-hususi-armasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-690" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-sultan-mecid-donemi.jpg" title="Sultan Abdülmecid dönemi Osmanlı Arması" class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-sultan-mecid-donemi" alt="arma-sultan-mecid-donemi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-sultan-mecid-donemi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-691" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-ilk-osmanli-armasi.jpg" title="II. Mahmud devrinde kullanılan ilk Osmanlı arması " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-ilk-osmanli-armasi" alt="arma-ilk-osmanli-armasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-ilk-osmanli-armasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-692" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-ikinci-abdulhamid-devri.jpg" title="II. Abdülhamid devri Osmanlı arması " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-ikinci-abdulhamid-devri" alt="arma-ikinci-abdulhamid-devri" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-ikinci-abdulhamid-devri.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-693" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-dolmabahce-arma.jpg" title="Arma - Dolmabahçe sarayı " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-dolmabahce-arma" alt="arma-dolmabahce-arma" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-dolmabahce-arma.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-694" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma.jpg" title="Arma " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma" alt="arma" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-695" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-topci-armasi.jpg" title="Topcu Arması " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-topci-armasi" alt="arma-topci-armasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-topci-armasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-696" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-uluslar-arasi-anlasmalarda-basilan.jpg" title="Uluslar arası anlaşmalarda sıcak mum üstüne basılan Osmanlı devlet Arması " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-uluslar-arasi-anlasmalarda-basilan" alt="arma-uluslar-arasi-anlasmalarda-basilan" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-uluslar-arasi-anlasmalarda-basilan.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-697" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-i-osmani.jpg" title="II. Abdülhamid devri Osmanlı arması " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-i-osmani" alt="arma-i-osmani" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-i-osmani.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-698" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-anlasmalara-basilan-osmanli-armasi.jpg" title="Uluslar arası anlaşmalarda sıcak mum üstüne basılan Osmanlı devlet Arması " class="shutterset_set_39" >
								<img title="arma-anlasmalara-basilan-osmanli-armasi" alt="arma-anlasmalara-basilan-osmanli-armasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/thumbs/thumbs_arma-anlasmalara-basilan-osmanli-armasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-699" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/arma-oguz-damgalari.jpg" title="Birer arma hüviyetindeki Oğuz boyu aşiretlerinin damgaları " class="shutterset_set_39" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-708" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/tug.png" title="Tuğ" class="shutterset_set_39" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-709" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/tug.jpg" title="Tuğ" class="shutterset_set_39" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-710" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/armaosmani.jpg" title=" " class="shutterset_set_39" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-711" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/tug_0.png" title=" " class="shutterset_set_39" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-712" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/tug2.jpg" title=" " class="shutterset_set_39" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-713" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/armalar/tuglar.jpg" title=" " class="shutterset_set_39" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class='ngg-navigation'><span>1</span><a class="page-numbers" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/turklerde-ve-osmanlilarda-arma-osmanli-armasi/?nggpage=2">2</a><a class="next" id="ngg-next-2" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/turklerde-ve-osmanlilarda-arma-osmanli-armasi/?nggpage=2">&#9658;</a></div> 	
</div>

</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/turklerde-ve-osmanlilarda-arma-osmanli-armasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fatih Türbesinde Osmalıca İbare</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/fatih-turbesinde-osmalica-ibare/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/fatih-turbesinde-osmalica-ibare/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 15:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>
		<category><![CDATA[Mezartaşı-Kitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=2029</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed türbesi 18. asır sonunda İstanbul'u tahrip eden büyük zelzelede yıkılmış , III. Mustafa tarafından devrin üslubuna göre yeniden inşa ettirilmiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Fatih-turbesi2.JPG" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2417" style="border: 1px solid black;" title="Fatih turbesi2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Fatih-turbesi2-300x245.jpg" alt="Fatih turbesi2" width="416" height="340" /></a></p>
<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Fatih-turbesi-giris-kapi-kitabesi-1.JPG" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-2030" style="border: 1px solid black; margin-left: 5px; margin-right: 5px;" title="Fatih turbesi giris kapi kitabesi 1" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Fatih-turbesi-giris-kapi-kitabesi-1.JPG" alt="Fatih turbesi giris kapi kitabesi 1" width="312" height="255" /></a>Fatih&#8217;de , Sultan Mehmed&#8217;in semt&#8217;e adını veren türbesinde, camekanlı bölünden türbeye girişte üstte !&#8230;<br />
Bir ibare;</p>
<p><span style="font-size: medium;">&#8220;Hüve&#8217;l  hallâk&#8217;ul-bâki&#8221;<br />
&#8220;Küllü nefsin zâikatul mevt&#8221;</span>    yazıyor..</p>
<p>Altına ise Osmanlıca olarak ;</p>
<p><span style="font-size: medium;">Cenâb-ı hazreti Abdülhamid han kıldırub tahrîr<br />
Bu pür-nûr  merkade bu âyeti vaz etti ibred-gîr</span> 1199<br />
ifadesi yer alıyor.<span id="more-2029"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Fatih Sultan Mehmed türbesi 18. asır sonunda İstanbul&#8217;u tahrip eden büyük zelzelede yıkılmış , III. Mustafa tarafından devrin üslubuna göre yeniden inşa ettirilmiştir. Bundan sonra 1782 yılında çıkan büyük İstanbul yangınında Türbenin pek çok bölümü yanmış, bu kez I. Abdülhamid tarafından inşa tarzı değiştirilmeden özellikle ahşap kısımları yenilenmek suretiyle yaptırılmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Fatih-turbesi-giris-kapi-kitabesi-21.JPG" target="_blank"><img class="size-large wp-image-2048 aligncenter" title="Fatih turbesi giris kapi kitabesi 2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Fatih-turbesi-giris-kapi-kitabesi-21-1023x274.jpg" alt="Fatih turbesi giris kapi kitabesi 2" width="655" height="123" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu inşa sırasında kapının iç tarafına I. Abdülhamid tarafından mermer üzerine yazılmış yukarıdaki ibare konulmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/fatih-turbesinde-osmalica-ibare/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hatt-ı Hümâyun</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/hatt-i-humayun/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/hatt-i-humayun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 14:32:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=1629</guid>
		<description><![CDATA[Padişahın kendi el yazısı ile yazılmış emirlere ise Hatt-ı hümâyun denir. Uzun hatt-ı hümâyunlarda yazının paragraf aralarına taştığı da vâkidir. V. Murad ve IV. Mehmed gibi çocuk yaşta tahta çıkanların yazı kaligrafi ve imlâlarında çok kere bozukluk görülür. Hattatlıkları dolayısıyla III.Ahmed ve II. Mahmud'un hattları yazılan padişah yazıları içinde belki de en güzelleridir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hat Arapça yazı demektir.  Padişahın kendi el yazısı ile yazılmış emirlere ise Hatt-ı hümâyun denir. Dolayısı ile Padişahın ihtiyaç halinde verdiği yazılı emirler hakkında kullanılır bir tabirdir. “ Hatt-ı şerif” de denir.</p>
<div id="attachment_1640" class="wp-caption alignleft" style="width: 251px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/III.-Ahmedin-hatti-2.jpg"><img class="size-medium wp-image-1640" title="III. Ahmedin hattı (2)" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/III.-Ahmedin-hatti-2-300x211.jpg" alt="III. Ahmedin hattı (2)" width="241" height="199" /></a><p class="wp-caption-text">III. Ahmed&#39;in Hatt-ı desti ile muharrer  </p></div>
<p style="text-align: justify;">Hatt-ı hümâyunların büyük ekseriyeti padişahların kendi el yazısı olmakla beraber zaman zaman Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibi yahut sarayda bir vazifelinin hattıyla kaleme alınmış olanları da vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Devlet işleriyle ilgili mühim meselelerde yazılan hatt-ı hümâyunların müsveddeleri ise reîsülküttâb, kaptanpaşa gibi önemli mevkileri işgal edenlerce hazırlanırdı. Bununla birlikte başka bir elden çıkanların da hiç değilse padişahın kontrolünden geçmiş olduğu muhakkaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hatt-ı hümâyunlarda genellikle tarih bulunmaz. Bu durum çok defa belgenin değerlendirilmesinde zorluklarla karşılaşılmasına sebep olur.  Sultan I. Abdülhamid&#8217;in, diğer padişahlara nazaran tarih atma konusunda oldukça hassas davrandığı,  hatt-ı hümâyunlarının bir kısmında tarih bulunmasından anlaşılmaktadır.<span id="more-1629"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Uzun hatt-ı hümâyunlarda yazının paragraf aralarına taştığı da vâkidir. V. Murad ve IV. Mehmed gibi çocuk yaşta tahta çıkanların yazı kaligrafi ve imlâlarında çok kere bozukluk görülür. Hattatlıkları dolayısıyla III.Ahmed ve II. Mahmud&#8217;un hattları yazılan padişah yazıları içinde belki de en güzelleridir.<br />
Bazı istisnaî haller dışında padişahın bizzat kaleme aldığı hatt-ı hümâyunlar, <strong>ünvanına</strong>, <strong>beyaz üzerine</strong> ve<strong> telhis veya takrir</strong> üzerine yazılanlar olmak üzere üç grupta toplanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Unvanına Hatt-ı Hümâyunlar. </strong></p>
<div id="attachment_2512" class="wp-caption alignright" style="width: 252px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IV.-mustafanin-hatti.JPG" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2512" title="IV. mustafanin hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IV.-mustafanin-hatti-300x232.jpg" alt="IV. mustafanin hatti" width="242" height="187" /></a><p class="wp-caption-text">IV. Mustafa&#39;nın Hattı </p></div>
<p style="text-align: justify;">Ferman ve beratların önemli olanlarında tuğranın üst sağ veya sol tarafında padişahın hattıyla, &#8220;Mûcebince amel oluna&#8221; ve &#8220;Mûcebince amel ve hilafından hazer oluna&#8221; gibi, ferman veya beratta yer alan hususların kusursuz yerine getirilmesini bildiren emre denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Unvanına hatt-ı hümâyunlarda, emrin yerine getirilmesini bildiren kısımdan önce fermanın gönderildiği kişiler hakkında taltif edici sözlerin yazıldığı da vâkidir</p>
<p style="text-align: justify;">Nâdir olmakla beraber unvanına hatt-ı hümâyunlarda &#8220;Başın gerek ise mûcebiyle amel oluna&#8221; veya, &#8220;Mukaddem ettiğin gibi bir türlü taksiratın zuhur eder ise sağ kurtulman muhaldir, gözün açıp refakatinde bulunan guzât-ı muvahhidîn kullanma hizmet-i muhafazada kıyam edesin&#8221; vb. tehdit unsuruna da rastlanmaktadır.</p>
<div id="attachment_1642" class="wp-caption alignright" style="width: 252px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/II.-Mahmudun-hatti.jpg"><img class="size-medium wp-image-1642" title="II. Mahmudun hattı" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/II.-Mahmudun-hatti-300x212.jpg" alt="II. Mahmudun hattı" width="242" height="187" /></a><p class="wp-caption-text">II. Mahmud&#39;a (Adli) ait hatt-ı hümâyun</p></div>
<p style="text-align: justify;">Tuğranın değişik yerlerine yerleştirilen bu hatt-ı hümâyunlar bir çerçeve içine alınarak etrafı tezhip yapılabildiği gibi tuğranın tezhipli kısmı içinde de bulunabilir. Tezhibi bulunmayan tuğralarda ise hatt-ı hümâyunun sade bir şekilde kenara yazıldığı görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Beyaz Üzerine Hatt-ı Hümâyunlar. </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Padişahın bir arz olmaksızın herhangi bir konuda kendince verdiği emirlere denir. Bunlar devletin iç işleriyle ilgili olabileceği gibi yabancı bir devlet mensubuna yazılacak bir nâme hakkında, halkın iaşesi, birinin nefyini veya idamını bildirmek, sadrazam ve sadaret kaymakamına yazılanlar vs gibi hususlarda da olabilirdi. Sadrazama yazılan hatt-ı hümâyunlarda çok defa kullanılan elkâb &#8220;benim vezirim&#8221; şeklinde basit ve kısa idi.</p>
<div id="attachment_2512" class="wp-caption alignright" style="width: 257px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IV.-mustafanin-hatti.JPG"><img class="size-medium wp-image-2512" title="IV. mustafanin hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IV.-mustafanin-hatti-300x232.jpg" alt="IV. mustafanin hatti" width="247" height="190" /></a><p class="wp-caption-text">II. Abdülhamid&#39;in Hattı </p></div>
<p style="text-align: justify;">Tanzimat’tan sonra sistemdeki değişikliğe, yani genelde padişahla sadrazam arasındaki resmî haberleşmede araya Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibinin girmesine rağmen yüksek kademedeki tayin ve tevcihler gibi mühim konularda padişahlar beyaz üzerine hatt-ı hümâyunlar yazmaya devam etmişlerdir. Geç devir hatt-ı hümâyunlarının çoğunda tarih de bulunmaktadır. II. Abdülhamid&#8217;in geç devirlerdeki hatlarında imzası da vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çeşitli meselelerle ilgili olarak sadrazamın sunduğu telhis üzerine padişahın yazdığı emir veya kararına denir. Bu  hatt-ı hümâyun türünün  muhtevası  genelde  &#8220;verdim/verilsin&#8221;, &#8220;olmaz&#8221;, &#8220;varsın&#8221;, &#8220;yazılsın&#8221; gibi tek kelimelik; bazan da &#8220;malûm oldu / malûmum olmuştur&#8221;, &#8220;tedârik edesin&#8221;, &#8220;manzûrum oldu / manzûrum olmuştur&#8221;, &#8220;cevap verile&#8221;, &#8220;mukayyet olasın&#8221;, &#8220;tedârik görülsün&#8221;, &#8220;berhûrdâr olsunlar&#8221; gibi ikişer kelimelik olurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadrazamın telhisi üzerine hatt-ı hümâyun, II. Mahmud&#8217;un saltanatında. 1832-1834 yılları arasında yerini yavaş yavaş  Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibinin padişahın iradesini bildirmesine bırakmıştır. Böylece hatt-ı hümâyunların yerini irade almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-27-1629">


	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-504" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/i-abdulhamidin-hatti.jpg" title="I. Abdülhamid'in hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="i-abdulhamidin-hatti" alt="i-abdulhamidin-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_i-abdulhamidin-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-505" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/i-ahmedin-hatti.jpg" title="I. Ahmed'in hattı" class="shutterset_set_27" >
								<img title="i-ahmedin-hatti" alt="i-ahmedin-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_i-ahmedin-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-506" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/i-mahmiudun-hatti.jpg" title="I. Mahmud'un hattı" class="shutterset_set_27" >
								<img title="i-mahmiudun-hatti" alt="i-mahmiudun-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_i-mahmiudun-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-507" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/i-suleymanin-hatti.jpg" title="I. Süleyman'ın hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="i-suleymanin-hatti" alt="i-suleymanin-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_i-suleymanin-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-508" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/ii-abdulhamidin-hatti.jpg" title="II. Abdülhamid'in hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="ii-abdulhamidin-hatti" alt="ii-abdulhamidin-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_ii-abdulhamidin-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-509" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/ii-ahmedin-hatti.jpg" title="II. Ahmed'in hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="ii-ahmedin-hatti" alt="ii-ahmedin-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_ii-ahmedin-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-510" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/ii-mahmudun-hatti.jpg" title="II. Mahmud'un hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="ii-mahmudun-hatti" alt="ii-mahmudun-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_ii-mahmudun-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-511" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/iii-osmanin-hatti.jpg" title="III. Osman'ın hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="iii-osmanin-hatti" alt="iii-osmanin-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_iii-osmanin-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-512" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/iii-osmanin-hatti-2.jpg" title="III. Osman'ın hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="iii-osmanin-hatti-2" alt="iii-osmanin-hatti-2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_iii-osmanin-hatti-2.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-513" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/iv-mehmedin-hatti.jpg" title="IV. mehmed'in hattı " class="shutterset_set_27" >
								<img title="iv-mehmedin-hatti" alt="iv-mehmedin-hatti" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/thumbs/thumbs_iv-mehmedin-hatti.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-514" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/ii-mustafanin-hatti.jpg" title="II. mustafa'nın hattı " class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-515" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/ii-selimin-hatti.jpg" title="II. Selim'in Hattı " class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-516" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/ii-suleymanin-hatti.jpg" title="II. Süleyman'ın hattı " class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-517" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/iii-ahmedin-hatti.jpg" title="III Ahmedin hattı" class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-518" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/iii-ahmedin-hatti-2.jpg" title="III. Ahmed'in hattı " class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-519" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/iv-muradin-hatti.jpg" title="IV. Murad'ın hattı" class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-520" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/iv-mustafanin-hatti.jpg" title="IV. Mustafa'nın hattı " class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-521" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/sultan-abdulazizin-hatti.jpg" title="Sultan Abdülaziz'in hattı " class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-522" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/sultan-abdulmecidin-hatti.jpg" title="Sultan Abdülmecid'in hattı " class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-523" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/hatti-humayun/sultan-ibrahimin-hatti.jpg" title="Sultan İbrahim'in hattı" class="shutterset_set_27" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class='ngg-navigation'><span>1</span><a class="page-numbers" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/hatt-i-humayun/?nggpage=2">2</a><a class="next" id="ngg-next-2" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/hatt-i-humayun/?nggpage=2">&#9658;</a></div> 	
</div>

</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small;">Bibliyografya:<br />
M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü,  MEB, İst – 1983, <em>Hatt-ı Hümayun Maddesi</em>, c.I s.767<br />
Mübahat S. Kütükoğlu &#8220;Hatt-ı hümâyun&#8221; <em>DİA</em>, C. XVI (1997)</span></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/hatt-i-humayun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cağaloğlu Çeşmesi &#8211; Kitabe</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/cagaloglu-cesmesi-kitabe/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/cagaloglu-cesmesi-kitabe/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 04:50:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>
		<category><![CDATA[Mezartaşı-Kitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=1525</guid>
		<description><![CDATA[Istanbul Cağaloğlunda, Molla Fenari Sokak'dan Nuru Osmaniye Caddesine çıkarken solda ! Bir çeşme. Lülesiz yalaksız bu çeşmenin kitabesinde;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/babiali.JPG"><img class="aligncenter size-large wp-image-2465" title="babıali" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/babiali-1024x715.jpg" alt="babıali" width="467" height="307" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Istanbul Cağaloğlunda, Molla Fenari Sokak&#8217;dan Nuru Osmaniye Caddesine çıkarken solda, Bir çeşme !  Lülesiz yalaksız bu çeşmenin kitabesinde;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/cagaloglunda-bir-cesme.jpg" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-1526" style="border: 1px solid black; margin-left: 9px; margin-right: 9px;" title="cagaloglunda bir cesme" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/cagaloglunda-bir-cesme-225x300.jpg" alt="cagaloglunda bir cesme" width="225" height="300" /></a>Hüdâ mazhar ide tevfîkine dâim Hamîd hânı<br />
Esâs-ı milkine endişesi bânî-i sânidür</p>
<p style="text-align: justify;">İdüp ezcümle ihyâ çeşme-i Abbas Ağayı<br />
Şehenşâhın bu da bir nimet-i bî imtinanındur</p>
<p style="text-align: justify;">Emîn-i şehri abd-ı sadıkı Mazhar Paşa kim<br />
İmâr-ı hayra himmet milke hıdmet-i hâss şânıdur</p>
<p style="text-align: justify;">Suyun bu resme tevsif eylesin tevfik tarihin<br />
Akan Ab-ı revân sanma hayat-ı cavidandur</p>
<p style="text-align: justify;">1298 </p>
<p style="text-align: justify;"><br />
<span id="more-1525"></span></p>
<p><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/cagaloglunda-bir-cesme-2.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-1530 alignnone" style="border: 1px solid black;" title="cagaloglunda bir cesme 2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/cagaloglunda-bir-cesme-2-300x225.jpg" alt="cagaloglunda bir cesme 2" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;">-</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/cagaloglu-cesmesi-kitabe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuğra ve Pençe</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/tugra-ve-pence/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/tugra-ve-pence/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 00:34:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=1312</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı Padişahlarından tuğrayı ilk kullanan Orhan Gazi’dir. Başlangıçta oldukça sade olan tuğranın sanat değeri gittikçe yüksek seviyeye erişmiş, standart ve estetik bir seviyeye kavuşmuştur.adişahlardan başka vezir ve beylerbeylerinin de tuğraya benzer alametleri vardır ki bunlara “pençe” adı verilir.Pençe her ne kadar tuğraya benzese de  tuğradan kolay ayırt edilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1541" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-birinci-Ahmedin-tugrasi.jpg" target="_blank"><img class="size-thumbnail wp-image-1541" title="tuğra birinci Ahmedin tuğrası" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-birinci-Ahmedin-tugrasi-150x150.jpg" alt="tuğra birinci Ahmedin tuğrası" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">I. Ahmed&#39;in tuğrası </p></div>
<p style="text-align: justify;">Türk devletlerinde hükümdarların alameti olarak kullanılan tuğranın menşei Oğuz Han’a kadar dayandırılmaktadır. Kelimenin kökü ve manalarını şöyle zikredebiliriz:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Oğuz Han’ın isminin doğana benzeyen tuğrağ adlı bir kuşun kanatlarını açmış haline benzetilerek yazılmasından dolayı bu adı almıştır.<span id="more-1312"></span></li>
<li>Uygur Türkçesindeki  “tuğru” ( doğru) kelimesinden türemiş doğrulayıcı demektir.Fermanların sonunda bulunan “alâmet-i şerifeme i’timâd kılasız ” ibaresi buna işarettir.</li>
<li>Tuğ kökünden türemiş olabilir. Çünkü Tuğra padişahın müdür ve imzası demektir.Tuğ da devletin veya idarecinin alameti sayılmaktadır.</li>
</ol>
<div id="attachment_1540" class="wp-caption alignleft" style="width: 178px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-ucuncu-Selimin-tugrasi.jpg" target="_blank"><img class="size-thumbnail wp-image-1540" title="tugra üçüncü Selimin tuğrası" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-ucuncu-Selimin-tugrasi-150x150.jpg" alt="tugra üçüncü Selimin tuğrası" width="168" height="192" /></a><p class="wp-caption-text">III. Selim&#39;in tuğrası </p></div>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı Padişahlarından tuğrayı ilk kullanan Orhan Gazi’dir. Başlangıçta oldukça sade olan tuğranın sanat değeri gittikçe yüksek seviyeye erişmiş, standart ve estetik bir seviyeye kavuşmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece padişahlara mahsus olan tuğra Ferman ve beratlarda, paralarda, resmî dairelerin ana giriş kapılarının üst kısmında ve duvarlarında, madalyonlarda, bir kısım resmi evrakta ve kitapların kapaklarında kullanılmıştır. Tuğranın muhtelif isimleri vardır. Bunların bazıları Tevki’-i  hümâyûn, nişân-ı hümâyûn, nişân-ı şerif-i âlî-şân,  alâmet-i şerîf, misâl-i meymûn ve tuğra-yı garrâ</p>
<p style="text-align: justify;">Padişahlardan başka vezir ve beylerbeylerinin de tuğraya benzer alametleri vardır ki bunlara “pençe” adı verilir.Pençe her ne kadar tuğraya benzese de  tuğradan kolay ayırt edilir.</p>
<div id="attachment_1542" class="wp-caption alignright" style="width: 171px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-Corlulu-ali-pasanin-pencesi.jpg"><img class="size-medium wp-image-1542" title="tugra Çorlulu ali paşanın pençesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-Corlulu-ali-pasanin-pencesi-300x248.jpg" alt="tugra Çorlulu ali paşanın pençesi" width="161" height="133" /></a><p class="wp-caption-text">Çorlulu Ali Paşanın Pençesi</p></div>
<p style="text-align: justify;">Tuğralar her padişahın ve babasının adını ihtiva etmelerine, yani metin farklılığına sahip olmalarına rağmen, görünüşü itibariyle birbirine benzerlik arz etmektedir.  Bu benzerliğin sağlanabilmesi için metinle ilgili olmayan bazı işaretler kullanıldığı gibi bazı harf ve kelimelerin de tabii şekilleri değiştirilmektedir. Tuğralar dört ana bölümden oluşurlar.</p>
<p style="text-align: justify;">1-      <strong>Serre veya Kürsü</strong>: Tuğrada adı geçen padişahın ve babasının adı ile diğer ibarelerin yer aldığı metin kısımı</p>
<p style="text-align: justify;">2-      <strong>Beyzeler</strong> : Tuğranın sol kısmında bulunan ve dal ile nun harflerinin kavisli ve değişik bir şekilde çizilmesiyle oluşan kısım. Küçük beyzenin içinde kürsü’nün üst kısmında bulunan “el-muzaffer” sözünün devamı olan “dâimâ” kelimesi bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;">3-      <strong>Tuğlar</strong>: Tabii halinden fazla uzatılarak tuğ şekline dönüştürülen elif lâm ve tı harflerini bulunduğu kısım. Tuğların yanında bulunan kavislere  “ zülüf” adı verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">4-      <strong>Kollar</strong>:  Beyzelerin devamı olan ve tuğları keserek sağ tarafa doğru uzayan paralel iki çizgiye denir.Bir başka adı da “hançere”dir</p>
<div id="attachment_1546" class="wp-caption aligncenter" style="width: 413px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-sadrazam-koca-yusuf-pasanin-pencesi.jpg" target="_blank"><span style="font-size: large;"><strong><img class="size-medium wp-image-1546" title="tugra sadrazam koca yusuf paşanın pencesi - Kopya" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/tugra-sadrazam-koca-yusuf-pasanin-pencesi-Kopya-300x118.jpg" alt="tugra sadrazam koca yusuf paşanın pencesi - Kopya" width="403" height="131" /></strong></span></a><p class="wp-caption-text">Sadrazam Koca Ragıp Paşanın Pençesi</p></div>
<p style="text-align: center;">
<p><span style="font-size: large;"><strong>Pençe</strong></span></p>
<p>Osmanlılardan hangi tarihten itibaren kullanıldığı tam olarak bilinmeyen ve ilk örnekleri XV. yüzyıl ortalarında görülen pençe; sadrâzam, eyaletteki vezir, beylerbeyi ve sancak beylerinin; devlet ve idari işleriyle alâkalı yazılarında imza yerine kullandıkları alâmetlere denir. Pençer tuğraya benzer ve daima vesikanın sağ kenarına konurdu. Pençe çekilecek buyruldu veya mektup, batı dillerinden birisiyle yazılmışsa, o zaman pençe vesikanın sıl tarafına çekilirdi.</p>
<p>İlk pençelerde hükümdar tuğralarında olduğu gibi baba adının da yer alması bir kaide kabul edilirdi.  Pençeler tek kavisli olup çift kavisli olmak yalnızca tuğraya mahsustu ve padişahtan başkası katiyen çekemezdi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;">
<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-25-1312">


	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-470" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/ncu-selimin-tugrai.jpg" title="3. Selim'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="ucncu-selimin-tugrai" alt="ucncu-selimin-tugrai" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_ncu-selimin-tugrai.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-471" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/ncu-osmanin-tugrasi.jpg" title="3. Osman'ın tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="ucncu-osmanin-tugrasi" alt="ucncu-osmanin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_ncu-osmanin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-472" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/ncu-ahmedin-tugrasi.jpg" title="3. Ahmed'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="ucncu-ahmedin-tugrasi" alt="ucncu-ahmedin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_ncu-ahmedin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-473" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/sultan-mustafanin-tugrasi.jpg" title="Sultan Mustafa'nın tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="sultan-mustafanin-tugrasi" alt="sultan-mustafanin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_sultan-mustafanin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-474" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/sultan-ibrahimin-tugrasi.jpg" title="Sultan İbrahim'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="sultan-ibrahimin-tugrasi" alt="sultan-ibrahimin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_sultan-ibrahimin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-475" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/sultan-abdulazizin-tugrasi.jpg" title="Sultan Abdülaziz'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="sultan-abdulazizin-tugrasi" alt="sultan-abdulazizin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_sultan-abdulazizin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-476" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/kanuninin-tugrasi.jpg" title="Kanuni Süleyman'ın tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="kanuninin-tugrasi" alt="kanuninin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_kanuninin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-477" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/ikinci-suleymanin-tugrasi.jpg" title="II. Süleyman'ın tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="ikinci-suleymanin-tugrasi" alt="ikinci-suleymanin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_ikinci-suleymanin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-478" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/kinci-selimin-tugrasi.jpg" title="II. Selim'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="ikinci-selimin-tugrasi" alt="ikinci-selimin-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_kinci-selimin-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-479" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/kinci-mahmudun-tugrasi.jpg" title="II. Mahmud'un tuğrası" class="shutterset_set_25" >
								<img title="ikinci-mahmudun-tugrasi" alt="ikinci-mahmudun-tugrasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/thumbs/thumbs_kinci-mahmudun-tugrasi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-480" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/kinci-ahmedin-tugrasi.jpg" title="II. Ahmed'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-481" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/dorduncu-mustafanin-tugrasi.jpg" title="IV. Mustafa'nın tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-482" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/dorduncu-muradin-tugrasi.jpg" title="IV. Murad'ın tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-483" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/dorduncu-mehmedin-tugrasi.jpg" title="IV. Mehmed'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-484" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/birinci-mahmudun-tugrasi.jpg" title="I. Mahmud'un tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-485" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/birinci-ahmedin-tugrasi.jpg" title="I. Ahmed'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-486" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/birinci-abdulhamidin-tugrasi.jpg" title="I. Abdülhamid'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-487" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/abdulmecidin-tugrasi.jpg" title="Sultan Abdülmecid'in Tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-488" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/tugra-galerisi/abdulhamidin-tugrasi.jpg" title="II. Abdülhamid'in tuğrası" class="shutterset_set_25" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class='ngg-navigation'><span>1</span><a class="page-numbers" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/tugra-ve-pence/?nggpage=2">2</a><a class="next" id="ngg-next-2" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/tugra-ve-pence/?nggpage=2">&#9658;</a></div> 	
</div>

</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/tugra-ve-pence/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mühür ve Mühr-i Hümayun</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/muhur-ve-muhr-i-humayun/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/muhur-ve-muhr-i-humayun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 20:41:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=1297</guid>
		<description><![CDATA[Tarihte mühür kullanmayan hükümdar yok gibidir. Hele Hazret-i Süleyman'ın (mührü Süleyman) denilen mührü meşhurdur ki bu gün İsrail bayrağını teşkil eder.  Hazret-i Peygamber'in mührü ise yüzüğü üzerinde ve akik taşından idi. Hazreti Osman’a kadar halifeler tarafından da kullanıldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1565" class="wp-caption alignright" style="width: 221px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/muhr-osmanli-armasi-.JPG"><img class="size-medium wp-image-1565" title="mühr - osmanli armasi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/muhr-osmanli-armasi--300x243.jpg" alt="mühr - osmanli armasi" width="211" height="171" /></a><p class="wp-caption-text">Osmanlı armalı mühür</p></div>
<p style="text-align: justify;">Eski devirlerde imza yerine kullanılan ve basıldığı vakit düz çıkması için üzerine ters olarak isim unvan ve tarih kazınmış küçük alete mühür denir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mühr, süs boncuğu demek olan mühre kelimesinden alınmıştır. Çünkü genellikle akik, yeşim, necef gibi kıymetli taşlardan veya altın, gümüş, pirinç, bakır ve kurşun gibi madenlerden yapılırdı. Küçük bir sahaya üç beş kelime ustaca sığdırılması; bir de zarif kulp takılması, gerçekten büyük bir maharetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlılarda mühür kullanımı halk ile eşraf hatta ulema ile devlet adamları arasında pek yaygındı. Bu sebeple mühür kazıma ve mühürdeki ismin hattatlarca yazılmasındaki sana zevki oldukça ilerlemişti. Fevkalade istifli,  zaman zaman dini tasavvufi ve edebi değeri yüksek ibareler mühürcülüğün bir sanat dalı olarak var olmasını sağlamıştır.<span id="more-1297"></span></p>
<div id="attachment_1571" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Muhrusuleyman.jpg" target="_blank"><img class="size-thumbnail wp-image-1571" title="Mührüsüleyman" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Muhrusuleyman-150x150.jpg" alt="Mührüsüleyman" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Hz. Süleyman&#39;ın Mührü</p></div>
<p style="text-align: justify;">Tarihte mühür kullanmayan hükümdar yok gibidir. Hele Hazret-i Süleyman&#8217;ın (mührü Süleyman) denilen mührü meşhurdur ki bu gün İsrail bayrağını teşkil eder.  Hazret-i Peygamber&#8217;in mührü ise yüzüğü üzerinde ve akik taşından idi. Hazreti Osman’a kadar halifeler tarafından da kullanıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Vaktiyle mühür basılmamış vesika, itibar görmezdi. Padişahın, vekil-mutlâkı sıfatıyla sadrazama verdiği mühr-i hümâyûn üstünde kendi tuğrası kazılıdır. Yüzük şekline getirilmiş bir diğer mühürü de padişah kendisi taşırdı. Mühür vermek sadrazam yapmak olduğu gibi; mührü geri istemek de sadrazamlıktan azil manasına gelirdi. Bu iş için başyaver ve saray nâzırı mesabesindeki kapıcılar kethüdası vazifelendirilirdi. XVII. asırdan itibaren, padişahlar sadrazamlığa getirilenleri saraya çağırtarak mührü bizzat vermeye başladılar.</p>
<div id="attachment_4213" class="wp-caption alignleft" style="width: 204px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/hz-peygamberin-mührü.jpg"><img class="size-full wp-image-4213" title="hz peygamberin mührü" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/hz-peygamberin-mührü.jpg" alt="hz peygamberin mührü" width="194" height="144" /></a><p class="wp-caption-text">HZ Peygamberin Mührü</p></div>
<p style="text-align: justify;">Mühr-i hümayundan ayrılmak, sadrazamlıktan da ayrılmak manasına geldiğinden, sadrazamlar bunu yanlarından ayırmazlardı. Hatta Sultan Aziz devri sadrazamlarından Âli Paşa&#8217;nın hamama bile mühr-i hümayunla girdiği anlatılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eski mühürler üzerinde çok sayıda kelime bulundurmalarına ve büyük olmalarına karşılık, 19 asırda uzun ifadelerden vazgeçilmiş yalnızca isimler kazınmaya başlanmış bu sebeple mühürlerin ebadı küçülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Mühürlerin gördükleri önemli bir başka vazife de metinde yer alan tarihi vaka ve şahsiyetle, mühür basılan ve içerisinde tarihi belirlenemeyen resmi ve şahsi evrakın tarihlenmesinde aydınlatıcı unsur olmasıdır.</p>
<div id="attachment_1575" class="wp-caption alignright" style="width: 179px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_8686.JPG"><img class="size-thumbnail wp-image-1575" title="osmanlı armalı mühür" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_8686-150x150.jpg" alt="osmanlı armalı mühür" width="169" height="164" /></a><p class="wp-caption-text">devletler arası anlşamalarda kullanılan Osmanlı Armalı mühür</p></div>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı padişahları içinde Sultan I. Mahmud’un mühürcülük sanatıyla meşgul olduğu hatta kazıdığı mühürleri el altından sattırıp alın teriyle kazandığı bu parayı sadaka olarak muhtaçlara dağıttığı bilinir.</p>
<p style="text-align: justify;">Arap memleketlerinde, Hindistan’da Müslümanlar arasında mühür kullanmak âdeti devam etmekle birlikte mührün yerini imza aldıktan sonra mühürcülük sanat olarak yok olmuştur.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Tuğra ve Mühür</strong></p>
<div id="attachment_1576" class="wp-caption alignleft" style="width: 197px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_8710.JPG"><img class="size-medium wp-image-1576" title="mühr ve müdürdanlık" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_8710-300x207.jpg" alt="mühr ve müdürdanlık" width="187" height="163" /></a><p class="wp-caption-text">Mühürdanlık</p></div>
<p style="text-align: justify;">Çok kimse padişahın mührü deyince tuğrasını anlıyor. Binaenaleyh padişah mühürleri, bazen tuğra şeklinde kazınmıştır (hakkedilmiştir).  Ancak padişahın tuğrası başkadır; mührü başkadır. Tuğra, padişah tarafından yazılan resmî yazılar üzerine bizzat padişah değil, nişancı denilen yüksek bürokrat tarafından çekilirdi. Bu, yazıdaki muamelenin padişahın tasarrufu olduğunu gösterirdi. Osmanlı Devleti&#8217;nde kanunlar, kararlar, tayinler, aziller, arazi tahsisleri ve saire hep üstüne padişahın tuğrası çekilmiş ferman, hüküm, berat gibi vesikalar ile yürürlüğe girerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak:<br />
Ekrem Buğra Ekinci, <em>Dünden Bugüne</em>, Türkiye Gazetesi</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;">
<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-26-1297">


	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-502" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-sultan-ibrahim.jpg" title="Sultan İbrahim'in mührü" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-sultan-ibrahim" alt="muhr-sultan-ibrahim" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-sultan-ibrahim.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-501" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-sultan-abdulmecid.jpg" title="Sultan Abdülmecid'in mührü" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-sultan-abdulmecid" alt="muhr-sultan-abdulmecid" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-sultan-abdulmecid.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-500" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-sultan-1-ahmed.jpg" title="1. Ahmed'in mührü" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-sultan-1-ahmed" alt="muhr-sultan-1-ahmed" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-sultan-1-ahmed.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-499" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-silahdar-seyid-karavezir-rusdu-pasa.jpg" title="Silahdar Seyyid Karavezir Rüsdü Paşa'nın mührü" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-silahdar-seyid-karavezir-rusdu-pasa" alt="muhr-silahdar-seyid-karavezir-rusdu-pasa" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-silahdar-seyid-karavezir-rusdu-pasa.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-498" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-sehzade-mustafa.jpg" title="Kanuni'nin oğlu Şehzade Mustafa'nın Mührü " class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-sehzade-mustafa" alt="muhr-sehzade-mustafa" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-sehzade-mustafa.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-497" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-sadrazam-rusdu-pasa.jpg" title="Sadrazam Rüşdü Paşanın mührü" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-sadrazam-rusdu-pasa" alt="muhr-sadrazam-rusdu-pasa" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-sadrazam-rusdu-pasa.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-496" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-sadrazam-mehmed-sadik-pasa.jpg" title="Sadrazam Mehmed Sadık Paşanın mührü" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-sadrazam-mehmed-sadik-pasa" alt="muhr-sadrazam-mehmed-sadik-pasa" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-sadrazam-mehmed-sadik-pasa.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-495" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-osmanli-armali.jpg" title="Uluslar arası anlaşmalarda kullanılan Osmanlı devlet armalı mühür" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-osmanli-armali" alt="muhr-osmanli-armali" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-osmanli-armali.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-494" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-memlukler-donemi.jpg" title="Memlük devletine ait kelime-i tevhid yazılı mühür" class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-memlukler-donemi" alt="muhr-memlukler-donemi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-memlukler-donemi.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-493" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-memluk-vurulmus-belge.jpg" title="Memlük mührü vurulmuş belge " class="shutterset_set_26" >
								<img title="muhr-memluk-vurulmus-belge" alt="muhr-memluk-vurulmus-belge" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/thumbs/thumbs_muhr-memluk-vurulmus-belge.jpg" width="113" height="92" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-492" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-iv-murad.jpg" title="IV. Murad'ın mührü" class="shutterset_set_26" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-491" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-hakk-defteri.jpg" title="Hakkak Yümni'nin hakk defteri" class="shutterset_set_26" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-490" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-devleti-osmaniye.jpg" title="Devleti Osmaniyye mührü" class="shutterset_set_26" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-489" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/muhr-1-mustafa.jpg" title="1. Mustafa'nın mührü" class="shutterset_set_26" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
	<div id="ngg-image-503" class="ngg-gallery-thumbnail-box" style="display: none;" >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/gallery/muhurler/murh-ve-muhurdanlik.jpg" title="Mühür ve Mühürdanlık " class="shutterset_set_26" >
							</a>
		</div>
	</div>
	
	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class='ngg-navigation'><span>1</span><a class="page-numbers" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/muhur-ve-muhr-i-humayun/?nggpage=2">2</a><a class="next" id="ngg-next-2" href="http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/muhur-ve-muhr-i-humayun/?nggpage=2">&#9658;</a></div> 	
</div>

</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/muhur-ve-muhr-i-humayun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultan Mahmud Türbesi Haziresinde Kitabe</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/lofcali-ibrahim-dervis-pasa/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/lofcali-ibrahim-dervis-pasa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 20:46:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>
		<category><![CDATA[Mezartaşı-Kitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[Divanyolun&#8217;da bir protokol mezarlığı,  II.Mahmud Türbesi!  Türbe hazîresinde nereyedeyse İmparatorluk Türkiyesinin 19. asrı yatmakta. Hanedan mensupları, ünlü devlet adamları, şairler, mütefekkirler,  önemli bürokratlar ve sultanlar (Sultan II.Mahmud, Sultan Aziz, Sultan Hamid)&#8230;  Barok stilinin sona ermesiyle ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2421" class="wp-caption aligncenter" style="width: 518px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/II.-Mahmdu-Turbesi1.jpg" target="_blank"><img class="size-full wp-image-2421" title="II. Mahmdu Turbesi" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/II.-Mahmdu-Turbesi1.jpg" alt="II. Mahmdu Turbesi" width="508" height="318" /></a><p class="wp-caption-text">II. Mahmud Türbesi</p></div>
<p style="text-align: justify;">Divanyolun&#8217;da bir protokol mezarlığı,  II.Mahmud Türbesi!  Türbe hazîresinde nereyedeyse İmparatorluk Türkiyesinin 19. asrı yatmakta. Hanedan mensupları, ünlü devlet adamları, şairler, mütefekkirler,  önemli bürokratlar ve sultanlar (Sultan II.Mahmud, Sultan Aziz, Sultan Hamid)&#8230;  Barok stilinin sona ermesiyle mekanda empire uslubunun ince örnekleri uygulanmış, mezar mermerleri,  kitabeleri, lahitleri  dahi yapılırken bu üsluba sâdık kalınmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Yanda bu hazirede medfûn Lofçalı İbrahim Derviş Paşa&#8217;nın mezar kitabesi görlüyor, Kitabede;</p>
<div id="attachment_2423" class="wp-caption alignright" style="width: 181px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Mezartasilofcali_ibrahim_dervis_pasa2.JPG" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2423" title="Mezartasi,lofcalı_ibrahim_dervis_pasa2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Mezartasilofcali_ibrahim_dervis_pasa2-171x300.jpg" alt="Mezartasi,lofcalı_ibrahim_dervis_pasa2" width="171" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Kitabe 1</p></div>
<div id="attachment_2422" class="wp-caption alignright" style="width: 183px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Mezartasilofcali_ibrahim_dervis_pasa.JPG" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2422" title="Mezartasi,lofcalı_ibrahim_dervis_pasa" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Mezartasilofcali_ibrahim_dervis_pasa-204x300.jpg" alt="Mezartasi,lofcalı_ibrahim_dervis_pasa" width="173" height="301" /></a><p class="wp-caption-text">Kitabe 2</p></div>
<table class="shutter" style="width: 253px; height: 270px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-size: medium;">Hüve’l Hallaku’l Bâki<br />
Müşiran-ı izâm<br />
Ve mücâhidîn-i kirâm-ı<br />
Saltanat-ı seniyyeden<br />
Umum Rumeli<br />
Fevka&#8217;lade kumandanı<br />
Lofçalı İbrahim<br />
Derviş Paşa’nın<br />
Ruhuna lillahi’l Fatiha</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Tarih-i irtihali fi 10 Muharremü’l Haram<br />
sene 1314</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;">yazıyor&#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/lofcali-ibrahim-dervis-pasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sicill-i Ahval Dâiresi</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/sicill-i-ahval-dairesi/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/sicill-i-ahval-dairesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:38:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Arşiv Vesikaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=528</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı devletinde memurların sicil kaydı 1878-79 (1296) senesinden sonra tutulmaya başlamıştır. Memurlardan imzaları ile alınan hal tercümeleri (biyografileri) sıra numarası ile büyük deftere yazılıyor, bundan sonraki değişiklikler bu defter üzerinden yürütülüyordu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_546" class="wp-caption alignleft" style="width: 120px"><img class="size-thumbnail wp-image-546" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Sicili_ahval_kapak-150x150.jpg" alt="Sicili_ahval_kapak" width="110" height="110" /><p class="wp-caption-text">Sicil-i Ahval defterinden bir sayfa </p></div>
<p style="text-align: justify;">Memurların sicil kaydının tutulduğu daire. Osmanlı devletinde memurların sicil kaydı 1878-79 (1296) senesinden sonra tutulmaya başlamıştır.</p>
<div id="attachment_547" class="wp-caption alignright" style="width: 120px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili_osmani2.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-547" title="sicili_osmani2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili_osmani2-150x150.jpg" alt="sicili_osmani2" width="110" height="110" /></a><p class="wp-caption-text">Sicill-i Osmani  - Mehmed Süreyya</p></div>
<p style="text-align: justify;">Memurlardan imzaları ile alınan hal tercümeleri (biyografileri) sıra numarası ile büyük deftere yazılıyor, bundan sonraki değişiklikler bu defter üzerinden yürütülüyordu. Zamanla ortaya çıkan hadiseler şahısların sicil özetlerine ilave edilirdi. Dolayısı ile bu kayıltlar memurların hayatını ilgilendiren her türlü konuda başvuru kaynağı durumundadır. Bu şekilde devletin sonuna kadar tutulmuş olan ikiyüz’den fazla defter Başbakanlık Osmanlı arşivinde bulunmaktadır. Günümüzde Sicil-i Ahval defterlerinin hemen hepsi dijital ortama aktarılmış durumdadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bundan başka Mehmet Süreyya Bey ( ö.1908)  1987 senesine kadar yüksek dereceli Osmanlı memurlarının önemli bir kısmının biyografilerini Sicil-i Osmanî adlı eserinde vermektedir.  Mehmet Zeki Pakalın’ın Sicil-i Osmanî zeyli ve Son Osmanlı Büyükleri Ansiklopedisi ‘de bu konuda zikr edilebilir.</p>
<p><span id="more-528"></span></p>
<p><span style="font-size: x-small;">Bibliyografya<br />
Necati Gültepe, “Osmanlılarda Bürokrasi: Merkezi Yönetimi “ Osmanlı Ansiklopedisi , c.6, s.241-255<br />
M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü,  MEB, İst &#8211; 1983, <em>Sicilli Ahval Maddesi</em>, c.III, s.210</span></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Salto.jpg"><img class="aligncenter" title="Salto" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Salto-300x24.jpg" alt="Salto" width="300" height="24" /></a></p>
<p>Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki Sicil-i ahval defterlerindan bazı nüshalar aşağıdadır ;</p>
<div id="attachment_2886" class="wp-caption alignleft" style="width: 170px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili-ahval.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2886" title="sicilli ahval" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili-ahval-300x226.jpg" alt="sicili ahval" width="160" height="175" /></a><p class="wp-caption-text">Mehmed Kamil Bey</p></div>
<div id="attachment_2888" class="wp-caption alignleft" style="width: 170px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili-ahval-2.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2888" title="sicili ahval 2" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili-ahval-2-300x229.jpg" alt="sicili ahval 2" width="160" height="175" /></a><p class="wp-caption-text">Mehmed Ziver Efendi </p></div>
<div id="attachment_2887" class="wp-caption alignleft" style="width: 170px"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili-ahval-3.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-2887" title="sicili ahval 3" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/sicili-ahval-3-300x223.jpg" alt="sicili ahval 3" width="160" height="175" /></a><p class="wp-caption-text">Mehmed Vehbi Efendi </p></div>
<div id="attachment_546" class="wp-caption alignleft" style="width: 170px"> <a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/DH_SAID_00002_0315.jpg" target="_blank"><img class="size-thumbnail wp-image-546" title="Sicili_ahval_kapak" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/Sicili_ahval_kapak-150x150.jpg" alt="Sicili_ahval_kapak" width="160" height="175" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;Hacı Sa&#39;id Efendi; Diyar-ı Bekir eşrâf ve ulemâsından hacı Arif Bey’in mahdûmu&quot;</p></div>
<table style="width: 1264px; height: 217px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/sicill-i-ahval-dairesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne Çeşmesi &#8211;  Kitabesi</title>
		<link>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/edirnede-bir-cesme-kitabesi/</link>
		<comments>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/edirnede-bir-cesme-kitabesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 07:38:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>müteverrih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belge-Vesika]]></category>
		<category><![CDATA[Mezartaşı-Kitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihvemedeniyet.org/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[
Edirne&#8217;nin eski yerleşimleri arasında uzanan tarihi sokaklarından birinde  kesme taşdan bir duvar. Duvara da dikkat edince görülen eski bir kitabe var. Şimdi çöp konteynırlarına bekçilik eden duvarın kitabesi okununca bir zamanlar çeşme olduğunu söylüyor ! ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_0288.JPG" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-285" style="border: 1px solid black;" title="IMG_0288" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_0288.JPG" alt="IMG_0288" width="478" height="310" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Edirne&#8217;nin eski yerleşimleri arasında uzanan tarihi sokaklarından birinde  kesme taşdan bir duvar. Duvara da dikkat edince görülen eski bir kitabe var. Şimdi çöp konteynırlarına bekçilik eden duvarın kitabesi okununca bir zamanlar çeşme olduğunu söylüyor ! Kitabede ;</p>
<p style="text-align: justify;">Edirne eşrâfından sa&#8217;detlû Hacı Mustafa Beğ&#8217;in vâlidesi<br />
Atıyye Hanım ve pederi Hacı Mehmed Efendi haremi &#8216;Ârife, kerimesi Atıyye<br />
Kâ&#8217;in vâlidesi Hanife kainpederi Abdülkâdir ve mahdûmı, şehid<br />
Hacı Mehmed Nûri Beğ&#8217;in ceddi ruhları içün fâtiha (1324)</p>
<p style="text-align: right;">Diyor ve,  eski bir Edirne ailesini yâd ediyor kendince.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_0286.JPG" target="_blank"><img class="size-full wp-image-284 aligncenter" style="border: 1px solid black;" title="Edirne kitabesi yakın çekim " src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_0286.JPG" alt="IMG_0286" width="415" height="259" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihvemedeniyet.org/2009/07/edirnede-bir-cesme-kitabesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Page Caching using disk: basic

Served from: tarihvemedeniyet.org @ 2012-02-08 04:55:15 -->
