ust
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Ana Sayfa » Kategoriler

Medeniyet

Kırk Yıllık Kâni Olur Mu Yani! Kırk Yıllık Kâni Olur Mu Yani!

Osmanlı şairleri arasında veciz sözleriyle ve hikmetli deyişleriyle nam salmış çok sayıda zevât dikkati çeker. En basit şekliyle söyleyecek olursak, lise ders kitaplarından hatırda kalan “Nâbi hikmet şairidir”, “Nedim bir aşk şairidir” gibi tekdüze tasnifler …

Osmanlı’da Cadılar Vampirler ve Büyücüler Osmanlı’da Cadılar Vampirler ve Büyücüler

Her konuda anlatacak bir hikâyesi olan Evliya Çelebinin elbette “sihir”, “büyü” ve “cadılar” hakkında da anlatacak bir şeyleri vardır. Seyahati boyunca karşılaştığı pek çok egzotik hikâyeyi, şahit olduğu tılsım, cadı, büyü, büyücü olaylarını ve gözlemlediği doğaüstü varlıkları eserinde anlatır.

Haleb Orda ise, Arşın Burda! Haleb Orda ise, Arşın Burda!

Not: Bu yazı, Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin 18 Nisan 2012 Çarşamba günü Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan yazısıdır.
İngilizler, daracık meclisinden soldan trafiğine kadar her şeyde “elden ayrıksı” oldukları gibi, ölçüleri de başkalarınkine benzemez. Onlar gibi bir imparatorluk olduğu …

Eyfel’in Yıkılması Düşünülmüştü! Eyfel’in Yıkılması Düşünülmüştü!

Paris’in sembolü konumunda olan Eyfel, bütün ihtişamıyla her yıl milyonlarca turisti kendisine çeker. Bu âbidevi eserin yapılış tarihi 1889’lara rastlar. Bu yönüyle tam yüz yıl önce gerçekleşen Fransız İhtilali ile bir ilgilisi olduğu düşünülebilir. Evet …

Harem Bahçesine Düşen Cirit Harem Bahçesine Düşen Cirit

 Osmanlı padişahlarından bazıları sahip olduğu meziyetler ile ön plana çıkarlar. Bilhassa silahşörlük alanında daha gençlik yıllarından itibaren iyi bir eğitim aldıkları bilinir. Fatih Sultan Mehmed’in Belgrad seferinde, yalın-kılıç düşman ordusunun içerisine daldığı ve pek çok …

Dişi Arslan da Arslandır! Dişi Arslan da Arslandır!

Tabiyat ve yaratılış itibariyle kadın ile erkek farklı alanlarda şüphesiz ki kendilerine has hususiyetlere sahiptir. Her iki tarafı ‘eşitlik’ kavramından yola çıkarak mukayeseye tâbi tutma ve birbirlerine üstünlük yükleme uğraşı fuzuli bir çabadır. Çünki kadın …

Bizans’a Mektup! Bizans’a Mektup!

Bizans ismiyle adlandırılan Doğu Roma İmparatorluğu, Roma Devleti’nin ikiye ayrılmasından sonra başkent İstanbul olarak 1453′e kadar devamiyetini sürdürdü. Fakat bu tarihten önce İstanbul çok sayıda kuşatmaya şahit olmuş, başta Türkler olmak üzere Araplar, Bulgarlar ve …

Kedinin Ölümüne Yazılan Bir Mersiye: Ah Pisi Vah Pisi Kedinin Ölümüne Yazılan Bir Mersiye: Ah Pisi Vah Pisi

Felidae olarak adlandırılan kedigiller büyük bir famiyadır. Reisleri, aynı zamanda ormanların hâkimi olarak bilinen aslandır. Şark kültüründeki kuvvetli bir rivâyet, bugünkü kedilerin aslanın burnundan çıktığına dâirdir. Ve zamanla dünyanın her tarafına yayılmışlardır. Öyle ki bunlardan bazısı insanlar üzerinde derin tesirler bırakmıştır. Bunlardan biri de 16. asır Osmanlısında yaşayan Meâlî mahlaslı şairimizdir.

Deli Taklidi Yaptı, Hâkimlikten Kaçtı Deli Taklidi Yaptı, Hâkimlikten Kaçtı

Bugünlerde Anayasa’nın yeniden düzenlenmesine dâir haberlere televizyonda sık sık rastlıyoruz. Eskiler için söyleyecek olursak, onlar değil kanun yapmaktan, hazır kural ve kâideler üzerinden hüküm vermeye bile çekinmişlerdir. Fakat şüphe yok ki, düzenin devam etmesi için birilerinin bu işi illâki yapması gerekmektedir. Fakat tarihi dönem içerisinde adâletle hükmetmenin ve bu işin mesuliyetinin ne kadar ağır olduğunu bilen bazı kimseler yükünün diğerlerine nispeten daha hafif olmasını ihtiyar etmişler, yine onların tabiriyle müşârün-ileyh yani parmakla gösterilen kişi olmaktan çekinmişlerdir. Adâletiyle meşhur Hazret-i Ömer’e senden sonra oğlun halife olsun dediklerinde “Bir evden, bir kurban yetişir” diyerek tarihî bir cevap vermiştir. İşte geçmişte hem trajik, hem komik, hem de ibret-âmiz bir hâkim mülâkâtı…

Yirmili Yaşlarda Padişah Hocası Olmak Yirmili Yaşlarda Padişah Hocası Olmak

Eskilerin çok güzel bir sözü var: Şerefü’l-insan bi’l-ilmi ve’l-edeb / Lâ bi’l-mâli ve’l-haseb… Yani demek isterler ki, “İnsanın şerefi sahip olduğu ilim ve edep sebebiyledir. Yoksa üstünlük, mal ve soy ile değildir. Bunun içindir ki âlime ve ilme hürmet eden toplumlar her zamanda pâyidar kalmışlar, bu erdemden mahrum kaldıkları gün ise yok olmaya yüz tutmuşlardır. Tarih boyunca nâmlı hükümdarın yanında her zaman işlerini danıştıkları, onların fikirleriyle karar verdikleri bir bilge kişilik göze çarpmaktadır. İstanbul’un fatihi II. Mehmed’in ise çok sayıda hocası vardır. Fakat bunlardan biri, henüz 20’li yaşlarda bu makama ulaşacaktır…

En Güzel Hediyeyi Verdi En Güzel Hediyeyi Verdi

Tarihimizde tozlu sayfalar arasında kalmış ve bugün için belki de garip addedebileceğimz satırlar bulunmaktadır. Bu sayfalar karıştırıldığı takdirde karşımıza çıkan bazı anekdotlar kimi zaman heyecan verici olabilmektedir. Bizim kültürümüzde herkesçe beğenilen bir gelenek vardır ki,  …

Şair Bir Sultan: I. Ahmed Han (Bahtî) Şair Bir Sultan: I. Ahmed Han (Bahtî)

Dünya imparatorlukları içindeki hükümdarlar eğer bir tasnife tâbi tutulacak olurlarsa, şurası bir gerçektir ki, hiçbir devletin hükümdarları Osmanlı padişahları kadar edebiyata ve şiire ilgi göstermemişlerdir. Zira Osmanlı sultanlarının hemen hepsi edebiyat ve bilhassa şiirle yakından ilgilenmişler ve bu sebeple Klasik Edebiyatta bir çok usta şairle boy ölçüşebilecek derecede manzumeler kaleme almışlardır. İstanbul’un Fâtih’i (Avnî), oğlu II. Bâyezid (Adlî), Yavuz Sultan Selim (Selîmî), Kanuni Sultan Süleyman (Muhibbî), III. Murad Han (Muradî) ve III. Selim (İlhâmî) mahlaslarıyla bu meydanda kalem oynatmışlardır. Bu “Şiirin Sultanları” arasında ayrı bir yere sahip olan I. Ahmed Han ise Bahtî ismiyle şiirlerini söylecektir…

İlme Gösterilen Hürmet İlme Gösterilen Hürmet

Tarihte çok garip hadiselerle karşılaşmak mümkündür. Bu yaşanan olaylar kimi zaman kendisinden sonraki nesillere ibret-âmiz mesajlar bırakabilir. Bunun için tarih, yaşanan vakalar olarak tekerrür etse de, bu noktada mühim olan, söz konusu anekdotlardan dersler çıkarabilmektir. Nitekim bunlardan biri, 15.asır ilim adamları arasında sayabileceğimiz ve Kâdızâde-i Rûmî ismiyle şöhret bulan âlimin, bir devletin başkanı ve aynı zamanda astronomi-metematik âlimi Uluğ Bey arasında yaşanan bir olay ve aralarında geçen diyalogtur…

Damak Tadımızın Jeopolitiği Damak Tadımızın Jeopolitiği

Türk mutfağı, Fransız, Çin ve Meksika mutfağı ile birlikte dünyanın sayılı lezzetleri arasında yer alır. Ancak Türk mutfağını diğerleriyle kıyaslamak pek de doğru sayılmaz. Zira bu mutfak binlerce yıllık tekâmül ile zenginleşmiş, çeşitli milletlerle olan …

İstanbullular Nasıl Beslenirdi? İstanbullular Nasıl Beslenirdi?

Tarih boyunca büyük devletlerin her zaman bir metropol kenti vardı. Buralarda her cinsten, ırktan ve dilden insan manzaraları karşımıza çıkar. Osmanlı Devleti için de söz konusu durum gerçerlidir. Nitekim en bariz bir şekilde on altıncı …

‘Muhteşem Yüzyıl’da Göze Takılanlar
Tarih: 23 Ocak 2011 – 04:22 | Yorumlar Kapalı
‘Muhteşem Yüzyıl’da Göze Takılanlar

Tarihî filmlerin tarihi sevdirerek öğrettiğine şüphe yok. Bu işte en ileri olan da bence İngilizlerdir. 1950’lerde parlak Hollywood prodüksiyonlarını da yabana atmamak lâzım. Biz maalesef bu hususta geriyiz. Geçenlerde çok konuşulan Muhteşem Yüzyıl dizisine de …

Nakîbüleşraflık Nedir ? Nakîbüleşraflık Nedir ?

Nakîbüleşraf biyografileri ilk defa Ahmed Rifat Efendi tarafından tarafından 19. yüzyılda bir araya getirilmiş ve Devhatü’n-Nukabâ ayıla (İstanbul 1283) adıyla basılmıştır.
Dolayısıyla Osmanlı Devletinde nakibüleşraflar hakkındaki ilk biyografik eserdir. Eser 1500′den  itibaren 1800′lü senelere kadar Nakîbü’l-eşrâflık …

Osmanlı Tarihini Yazan Elçi Osmanlı Tarihini Yazan Elçi

İgnatius Mouradgea D’Ohsson’un Türkçe ve Arapça bilgisi ve Türk yetkililerle olan, çoğu dostluk derecesine varan yakın ilişkileri, onun birçok Müslüman kaynağa kolaylıkla ulaşmasını sağlamış, bu sayede Osmanlı toplumunun ve Müslüman halkların uygarlığının, özellikle de hukuk …