Medeniyet
Kitabında pompalardan bahsettiği bölümde su gücüne işaret ettiği gibi, buhar gücünün de pekâlâ kullanılabileceğini belirtip, buharlı makinin keşfinden yaklaşık 100 yıl önce bu alanda yazılar yazmıştır.Takiyüddin Raşid’in aynı zamanda kağıt üretimi ve metal işlemede kullanılan aletlere de ilham kaynağı olmuştur…
Şehzâde Ertuğrul Osman Efendi, dedelerinin hanesi sayılan Topkapı Sarayı’na birkaç adım mesafede, yine dedelerinin yaptırıp vakfettiği bir selâtin camiinde ancak ve ancak bir namazlık saltanat sürdükten sonra dedesi Sultan II. Abdülhamid’in türbe eşiğine defnedildi. Kendisi …
Fatih Sultan Mehmed çizimlerini bizzat kendisinin yaptığı devrin en büyük topunu evvelce Bizans hizmetinde bulunan Urbain isimli bir Macar yahut Ulah mühendisine, döktürmüştü. Bu topun Edirne’de dökülmesinde Mimar Muslihiddin Ağa , Saruca Paşa ve Urbain beraber çalışmışlardı.
Üç ayda dökülen bu topun büyüklüğü ve çapı hakkında muasır tarihçiler muhtelif bilgiler vermektedirler.
Teknik ilerlemeye çok önem veren ve birçok şahsi teknik buluşu da olan Fatih Sultan Mehmed ne kadar büyük gemi yapmanın kâbil olduğunu anlamak istedi . Bu amaçla 3.000 tonluk bir gemi yaptırdı. Zırhlı olmayan ve asıl malzemesi ahşap – tahta olan 3.000 tonluk gemi muazzam bir gemidir ki dünya tarihinde o güne kadar böyle bir gemi yapılmamıştı.
Fatih’in bu gemsi tersane tezgâhından indirilince battı. Bu zamana kadar görülmemiş en büyük çapta topların
Fetihten önce Bizanslılar İstanbul’a Kostantinopolis demekteydiler. Şehir halkı ise bu ismin kısaltılmışı olan “Stin-polis” tabirini kullanırdı. İşte İstanbul ismi bu tabirden çıkmıştır.
Milattan beş asır önce Megaralı Byzans tarafından kurulan şehrin ilk ismi kurucusuna izafetle Byzantion idi. Marcus Avrelius’un hâkimiyeti devrinde şehir, bu hükümdarın manevi babası Antonius’un
Esasen Yavuz’un Mısır Seferi, İslam Birliği Projesini gerçekleştirmek amacı güdüyordu. İran’ın Şii hilafet propagandasının Türkiye’yi tehdit’e başlaması da bu projenin gerçekleştirilmesini acil bir gereklilik haline getirmişti. Zaten o dönemde Türkiye çapında devleşen bir devletin şu veya bu şekilde manevi sahadaki üstünlüğü eline alması gerekiyordu
Sistem dikine açılan pek çok kuyunun yatay bir tünel ile birbirine bağlanması şeklindeydi. Açılan kuyular artezyen gibi çalışmaz, dikine kazılan kuyulardan katmanlar boyunca sızan su tabanda birikir ayrıca terleme yoluyla da suyun toplanması sağlanırdı. Kuyuları birbirine bağlayan yeraltı kanallarının uzunluğu onbinlerce kilometreye ulaşmakla birlikte, pek çoğu bir kaç kilometreden ibaretti.
Endişeli Bekleyiş
Hanedan ve saray muhiti şubat 1924’de Ankara’dan gelen haberlerle epey heycanlıydı. Hilafetin kaldırılacağı hanedanın erkek mensuplarının Türkiye dışına sürgüne gönderileceği çeşitli yerlerde yazılır, konuşulur olmuştu.
Hanedan mensupları bu dedikodular yoğunlaştıkça daha da heyecanlanıyor ve ürkekleşiyordu. …
Milattan sonra 1 yüzyıl başlarında Yunan mühendis Hero’nun ilk kez rüzgar enerjisinin kullanımı tanımlayarak iptidai manada yel değirmenini tarif ettiği, ardından sistemin İran’da geliştiği, coğrafyacı İstahrî’nin kayıtlarında geçer. Bu değirmen sistemi Hazreti Ömer döneminde geliştirilmiş, …
Osmanoğulları denen yüce hanedanın bir geleneği vardır. Padişah veya şehzade bir Osman oğlu tahtından indirildi veya öldürüldü yahut hakaret gördü ise onun intikamını almak ailenin başı olan padişaha aittir. Bunun hiçbir istisnası yoktur. Eski hükümdarların …
Dolmabahçe Sarayı’nın camlarına çarpan yağmurun tıkırtıları arasında tarihi bir an yaşanıyor. Boğaz’ın sularıyla birlikte Abdülmecit’ın mavi gözleri de buğulanmıştı. Dile kolay, altı yüz yıl süren bir egemenlik döneminden sonra kendilerine “kapı gösteriliyor…” Perdeleri kapalı bir otomobille saraydan uzaklaştırılırken Abdülmecit, hâlâ Mustafa Kemâl’den gelecek bir telgrafla yapılan yanlışlığın düzeltileceği umudundadır…
Costantinopolis patrikliği idarî bir makam yani dinî işlerin yürütülmesinde devlete muhatap ve mesul yegâne merci idi. Ancak havari kilisesi değildi. (Havârî kilisesi, Hazret-i Îsâ’nın 12 havârisinden biri tarafından kurulan kilise demektir. ) “Tek kilise, tek devlet” prensibine uygun olarak zamanın imparatoru, 381 tarihli İstanbul konsilinde, İstanbul Patrikliği’nin diğer beş patriklik ile eşit statüde olduğunu, hatta eşitler arasında birinci (Primus İnter Pares) olduğunu ruhanilere kabul ettirdi.
Dondurmanın keşfi, üretimi, saklanması, ortadoğu ve tüm Akdenize yaygınlaşması…
Aslında bu süreç sanıldığı kadar yeni değil millattan uzun yıllar öncesine dayanıyor !

İdam Ettiren Şiir



