Klasik Çağ
Otranto ve Apulia’daki Osmanlı hakimiyeti sadece on üç ay sürmüştür. Buna rağmen, hakimiyetten onlarca yıl sonra, XVI. yüzyıl Yunan vakanüvisi, Osmanlıların Adriyatik’in batı kıyısına çıkmasının, Hristiyan Batı Alemi’nde nasıl bir endişeyle karşılandığından bahsederek Fatih Sultan Mehmed ölmeseydi Apulia’ya geçip, …
Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak kabul ettiğimiz rüya, hiç şüphesiz insanoğlu üzerinde bazen müsbet bazen de olumsuz tesirler bırakır. Bunun için bizim geleneğimizde kötü rüyaları kimseye anlatmamak, iyi rüyaları ise “hayra yormak” esastır. Bununla beraber tarih boyunca perde önündeki simaların gördükleri rüyalar meşhur-ı âlem olmuş, herkese ulaşmıştır. Güzelliği ile tanınan Hazret-i Yusuf’un rüya tabir etmede ayrı bir meziyete sahip olduğu kitaplarda geçer. Firavun ise bütün saltanatını kaybedeceğini rüyada görmüş ve tâbircilerin ifadeleri doğrultusunda zalimâne tedbirlere başvurmuştur. Fakat bütün bu önlemler onun gördüğü rüyanın künhünü (özünü) değiştirememiştir. Osmanlı padişahlarından Sultan I. Ahmed’in rüyası ve Aziz Mahmud Hüdâyi’nin tâbiri meşhurdur. Fakat bu kez biraz daha öncesine, yani Yavuz Sultan Selim’in gördüğü bir rüyaya ve ardından yaşananlara göz atalım…
Tarihte siyasi hâdiselerin yanında gündelik hayata dair çok sayıda vak’a yaşanmıştır. Fakat bu hususiyet çoğu zaman unutulur ve tarihin daha çok savaşlar ve barışlardan müteşekkil bir bilim dalı olduğuna inanılır. Halbuki tarihî kaynaklarda yer alan sosyal olaylar azımsanacak kadar az değildir. Bu tarz anekdotlara hukukî anlaşmazlıkların tutulduğu kadı defterlerinde, günlük olayların kaydedildiği rûznâmelerde tesadüf edilebileceği gibi o dönemin şahidi olan tarih kitaplarında da rastlanabilir. 16. yüzyıl sonlarında bir Baruthane’ye düşen yıldırımda olduğu gibi…
İstanbul’un Türklerin eline geçişini dünya tarihinin en mühim hâdiseleri arasında saymak gerekir. Zîra bu fetihle beraber yalnızca şehir düşmemiş, bunun akabinde bir daha belini doğrultamayacak olan Doğu Roma İmparatorluğu tarih sahnesinden silinmiştir Hiç şüphe yok ki tarihte büyük zaferlerin habercisi, her zaman öncesinde yapılan büyük hazırlıklar olmuştur. Bu noktada İstanbul için de aynı şeyi söylemek gerekecektir.
Bir Osmanlı Kalyonunun Yapım Teknolojisi ve Şehbâz-ı Bahrî Örneği
Şehbaz-ı Bahrî
“XVIII. Yüzyılda Kalyon Teknolojisi ve Osmanlı Kalyonları” adlı teziyle İstanbul Üniversitesi Akdeniz Dünyası Araştırmaları Yüksek Lisans Programı mezunu Sinan Dereli tarafından Osmanlı gemi inşa teknolojisine dair …
17. yüzyıl Mısır’ından ilginç bir tablo… Osmanlı mahkeme kayıtlarından bir tüccarın biyografisi çıktı. Prof. Nelly Hanna, yaptığı araştırma ile Mısır’daki ticarî faaliyetleri ve bu faaliyetlerin içinde olan Ebu Takiyye adındaki Halep’ten Kahire’ye göçmüş bir tüccarın yaşayışını, sosyal, ekonomik ve kültürel faaliye…
Osmanlı modernleşmesi tam olarak nedir? Modernleşme hareketleri neye dayanır, bu modernleşme mefhumu salt Batı taklitçiliği midir, Japon yahut Rus modernleşmesi bizim için model oluşturabilir mi, oluşturmalı mıdır?
Lale Devri olarak isimlendirilen devir Batıyı sadece kasırlar, eğlence, …
Bu eser, dönemin şeyhülislamı tarafından “doğruya sevk eden bir kitap” şeklinde de vasıflandırılmıştır. Bu nokta çok mühimdir. En azından tam bir entelektüel kişiliğe sahip Çelebi’nin, dönemin umumi atmosferi içinde hangi sahalarda söz sahibi olduğunu bizlere hatırlatır.
Fatih’in ölümü ile Osmanlı Devleti’nin başına kimin geçeceği henüz bilinmiyordu. Fatih Sultan Mehmet hayattayken, oğlu Şehzade Mustafa’yı tutuyordu ve onu taht için düşünüyordu. Fakat genç şehzadenin erken yaşta beklenmedik ölümü, planları tehir etmişti. Bunun üzerine Fatih de ani bir şekilde vefat edince, iki şehzade, Bayezid ve Cem arasında taht mücadelesi başladı.


Kral Artur - Efsane mi Gercek mi ?



