Tarih
28 Haziran 1648 günü güneş batmadan evvel ani ve korkunç bir uğultu işitilir. Ardından uğultu ile beraber 3 kez şiddetli bir sarsıntı olur. Deniz üzerindeki gemileri birbiriyle çarpıştıracak kadar şiddetli bu sarsıntı evleri, haneleri, hanları hamamları, türbeleri, çeşmeleri yıkmakla bırakmaz adeta savurur. Bütün minareler savrularak yıkılır. Fatih Camii ağır hasar görür.
Tarihimizde en çalkantılı dönemlerden biri olarak görebileceğimiz Tanzimat devri, gerek getirmeye çalıştıklarıyla, gerekse de içerisinde barındırdığı avangard simalarla bir devre damgasını vurmuştur. Her şeye rağmen yapılmak istenenlerde belki başarı sağlanabilmiştir; fakat
tevfikfikretTanzimat dönemi edebiyatçıları, bu devre en az siyasîler kadar damgasını vurmuşlardır. Belki de yer yer, devrin edip ve şairlerinin yazdıkları ve söyledikleri dönemin siyaset adamlarının bile yapmaya cüret edemediği bazı oluşumları beraberinde getirmiştir.
Sultan II. Abdülhamid General Grant’ı Yıldız Sarayı’nda saat 12.00’de kabul etti. İstanbul’daki ABD’li temsilcilerinin de katıldığı toplantıda Sultan Abdülhamid, Ulysses Grant’ın başkanlığı döneminde ilişkilerin geliştirilmesi için yaptığı katkıları övdü. Grant’da gördüğü yakın ilgiden memnuniyetini dile getirdikten sonra son yıllarda artan münasebetlerin devam ettirilmesi dileğinde bulundu.
Osmanlı devletinde taşra idaresi 1864 yılına kadar eyalet (beylerbeylik) sistemine dayanıyordu.Timar uygulamasının bozulması, iltizam usulünün yaygınlaşması ve taşrada ayanların ortaya çıkmasıyla eyalet sisteminde de çözülme aksamalar başladı. Girişilen reformalarla eyalet sistemi terk edilerek vilayet sistemine geçiş yapıldı.
İşitildi yine gülzâr-ı sühanda ma’hûd
Bülbül-i herze-edânın yeni bir zemzemesi
Lâl eder bir gün onu aksederek âfâka
Yine bir bâz-ı fezâ-yı edebin demdemesi
Hiç şüphesiz 1839 senesinde ilan edilen Tanzimat Fermanı, tarihimizde çok büyük değişikliklere sebebiyet vermiştir. …
İstanbul’un meşhur ağaçlarından birisi de Sultanahmed meydanında ki büyük çınardı. Kanlı çınar da denilen bu uğursuz ağaç pek çok dehşetli hadiseye şahit olmuştur. Bunların en ibretli ve vahametlilerinden birisi Sultan İbrahim devrinde yaşanandır.
Cihan Devleti doruktan inmeye başlarken, ekonomik istikrar da bozulmaya yüz tutmuştu “Akça” denilen para birimindeki gümüş oranının azalmasıyla baş gösteren ilk büyük enflasyon 1593′tedir. Yinede, 1912 Balkan felâketine kadar, halk belirli bir ölçüde refah içinde yaşamış, bundan sonra her şey tepetaklak olmuştur.
Osmanlı Akıncısı, at binmeyi binlerce yıllık tecrübeden sonra öğrendi. Binlerce yıl önce dünyanın en iyi at koşumlarını, çizmelerini yapmış bir ırktan geliyordu. Pasifik ile Atlantik arasında daha bin yıl önce at koşturmuştu. Dünyanın hiç şüphesiz birinci süvarisi idi..Akıncı, öncüdür. Piyoniyedir, gönüllüdür, fedaidir, dalkılıç ve kelle koltuktadır. Yolu o açar ve o gösterir. Ardından ordu yürür.
Osmanlı tarihini öğrendiğimiz en eski yerli kaynaklar “ziyc” dediğimiz takvimler ve Ahmedi adlı bir bilginin kaleme aldığı Büyük İskenderiin savaşlarını ve maceralarını anlatan İskendername adlı eseridir. Yazar bu eserin sonuna Osmanlı beyliği ile ilgili bazı …
İnsanlın o güne değin tecrübe ettiği, dünyanın en dehşetli harbinde propaganda da önemli bir yer tutuyordu. Kartpostallar, afişler, postapulları birer propaganda vesilesi olarak 4 bir yana yayıldılar.İşte Almanların ittifak adına bastığı bazı kartpostal, afiş ve posta pullarından bazıları ….
Esasen Yavuz’un Mısır Seferi, İslam Birliği Projesini gerçekleştirmek amacı güdüyordu. İran’ın Şii hilafet propagandasının Türkiye’yi tehdit’e başlaması da bu projenin gerçekleştirilmesini acil bir gereklilik haline getirmişti. Zaten o dönemde Türkiye çapında devleşen bir devletin şu veya bu şekilde manevi sahadaki üstünlüğü eline alması gerekiyordu
Osmanoğulları denen yüce hanedanın bir geleneği vardır. Padişah veya şehzade bir Osman oğlu tahtından indirildi veya öldürüldü yahut hakaret gördü ise onun intikamını almak ailenin başı olan padişaha aittir. Bunun hiçbir istisnası yoktur. Eski hükümdarların …
1931 yılı Mayısında, asla affedilmesi ve unutulması mümkün olmayan bir gaflet neticesi, dünya arşivcilik tarihinde tek örnek olarak, Osmanlı dönemi arşiv malzemesi, millî hafızamızın bir bölümü, sorumsuz, kültür ve şuurdan habersiz bir iki kişinin gayretiyle …
Dolmabahçe Sarayı’nın camlarına çarpan yağmurun tıkırtıları arasında tarihi bir an yaşanıyor. Boğaz’ın sularıyla birlikte Abdülmecit’ın mavi gözleri de buğulanmıştı. Dile kolay, altı yüz yıl süren bir egemenlik döneminden sonra kendilerine “kapı gösteriliyor…” Perdeleri kapalı bir otomobille saraydan uzaklaştırılırken Abdülmecit, hâlâ Mustafa Kemâl’den gelecek bir telgrafla yapılan yanlışlığın düzeltileceği umudundadır…
Osmanlı da ise korsanlar deniz komando sınıfı olup en büyük üsleri Cezayirdi. Hemen bütün büyük Türk amiralleri bu sınıftan yetişmişlerdir. Zira levendlerin (Bahriyeli) en gözü pek, zeki ve bilgili kısmı bu sınıfa geçiyordu. Ekserisi bir kaç Avrupa dili konuşurdu. En büyük korsan amirali Turgut Paşa’dır. Barbaros kardeşlerde korsanlıktan yetişmekle beraber, onlar daha çok devlet kurucu fatihlerdir.
Sultan II. Mahmud han başta Yeniçeriler olmak üzere Kapıkulu ocakları’nı kaldırmak için tam 17 yıl bekledi. Yunan İsyanıyla bile başa çıkamayan bir ordunun, her an yeniden yeniye patlaması muhtemel bir Rus savaşında ne yapabileceği, artık yalnız padişahı değil, bütün devlet adamlarını hatta Yeniçeri generallerini düşündürür durumdaydı.
Meşrutiyetçi milisler (Jön Acemler)
Tarihler 22 Haziran 1908’i gösterirken İran’ın başşehri Tahran’da yer yerinden oynuyordu. İran millet meclisi olarak hizmet veren Beharîstan Sarayı, çevresini saran topçu birlikleriyle delik deşik edilmekteydi. Bir kaç dakika öncesine kadar içeride …

Şaşırtıcı Osmanlı Okları 



