ust
ust_sol
Tarih

Dünya Tarihi, Eski Türk Tarihi, İslam Tarihi, Osmanlı Tarihi, Çağdaş Tarihi

Medeniyet

Kültür-Sanat, Tarih Bilim, Tarih-Din, Tarih-Muftak, Tarih-Giyim, Tarih Mimari, Yaşam

Belge-Vesika

Tarihi Arşiv belgeleri, Mecmua nüshaları, Taştan vesikalar, Kitabe ve Yazıtlar

Harita

Tarih coğrafi haritalar, Tarih Atlaslar, Tarih planlar, Tarih Arşiv, Tarih haritalar

Video

Tarih Belgeseli, Tarih Film, Söyleşi, Röportaj, Tarih Marş, Mehter ve Musiki

Ana Sayfa » Arşiv

Gönderiler: Mürekkep

Eyfel’in Yıkılması Düşünülmüştü! Eyfel’in Yıkılması Düşünülmüştü!

Paris’in sembolü konumunda olan Eyfel, bütün ihtişamıyla her yıl milyonlarca turisti kendisine çeker. Bu âbidevi eserin yapılış tarihi 1889’lara rastlar. Bu yönüyle tam yüz yıl önce gerçekleşen Fransız İhtilali ile bir ilgilisi olduğu düşünülebilir. Evet …

Ermeni’den Daha Nankör Millet Tasavvur Edilemez! Ermeni’den Daha Nankör Millet Tasavvur Edilemez!

Not: Bu satırlar Ermeni meselesinin yaşandığı devirlerde Van milletvekili olan İbrahim Arvas Bey’in hatıralarından sadeleştirilerek alınmıştır. O devir için söylenmiş sözlerdir, bugünkü Ermenilere mal edilemez.
***
Ermeni siyasi partileri iki tane idi. Birisi Taşnak, diğeri Hınçak idi. …

Harem Bahçesine Düşen Cirit Harem Bahçesine Düşen Cirit

 Osmanlı padişahlarından bazıları sahip olduğu meziyetler ile ön plana çıkarlar. Bilhassa silahşörlük alanında daha gençlik yıllarından itibaren iyi bir eğitim aldıkları bilinir. Fatih Sultan Mehmed’in Belgrad seferinde, yalın-kılıç düşman ordusunun içerisine daldığı ve pek çok …

Dişi Arslan da Arslandır! Dişi Arslan da Arslandır!

Tabiyat ve yaratılış itibariyle kadın ile erkek farklı alanlarda şüphesiz ki kendilerine has hususiyetlere sahiptir. Her iki tarafı ‘eşitlik’ kavramından yola çıkarak mukayeseye tâbi tutma ve birbirlerine üstünlük yükleme uğraşı fuzuli bir çabadır. Çünki kadın …

Bizans’a Mektup! Bizans’a Mektup!

Bizans ismiyle adlandırılan Doğu Roma İmparatorluğu, Roma Devleti’nin ikiye ayrılmasından sonra başkent İstanbul olarak 1453′e kadar devamiyetini sürdürdü. Fakat bu tarihten önce İstanbul çok sayıda kuşatmaya şahit olmuş, başta Türkler olmak üzere Araplar, Bulgarlar ve …

Kedinin Ölümüne Yazılan Bir Mersiye: Ah Pisi Vah Pisi Kedinin Ölümüne Yazılan Bir Mersiye: Ah Pisi Vah Pisi

Felidae olarak adlandırılan kedigiller büyük bir famiyadır. Reisleri, aynı zamanda ormanların hâkimi olarak bilinen aslandır. Şark kültüründeki kuvvetli bir rivâyet, bugünkü kedilerin aslanın burnundan çıktığına dâirdir. Ve zamanla dünyanın her tarafına yayılmışlardır. Öyle ki bunlardan bazısı insanlar üzerinde derin tesirler bırakmıştır. Bunlardan biri de 16. asır Osmanlısında yaşayan Meâlî mahlaslı şairimizdir.

Deli Taklidi Yaptı, Hâkimlikten Kaçtı Deli Taklidi Yaptı, Hâkimlikten Kaçtı

Bugünlerde Anayasa’nın yeniden düzenlenmesine dâir haberlere televizyonda sık sık rastlıyoruz. Eskiler için söyleyecek olursak, onlar değil kanun yapmaktan, hazır kural ve kâideler üzerinden hüküm vermeye bile çekinmişlerdir. Fakat şüphe yok ki, düzenin devam etmesi için birilerinin bu işi illâki yapması gerekmektedir. Fakat tarihi dönem içerisinde adâletle hükmetmenin ve bu işin mesuliyetinin ne kadar ağır olduğunu bilen bazı kimseler yükünün diğerlerine nispeten daha hafif olmasını ihtiyar etmişler, yine onların tabiriyle müşârün-ileyh yani parmakla gösterilen kişi olmaktan çekinmişlerdir. Adâletiyle meşhur Hazret-i Ömer’e senden sonra oğlun halife olsun dediklerinde “Bir evden, bir kurban yetişir” diyerek tarihî bir cevap vermiştir. İşte geçmişte hem trajik, hem komik, hem de ibret-âmiz bir hâkim mülâkâtı…

Yavuz Sultan Selim’in Gördüğü Bir Rüya Yavuz Sultan Selim’in Gördüğü Bir Rüya

Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak kabul ettiğimiz rüya, hiç şüphesiz insanoğlu üzerinde bazen müsbet bazen de olumsuz tesirler bırakır. Bunun için bizim geleneğimizde kötü rüyaları kimseye anlatmamak, iyi rüyaları ise “hayra yormak” esastır. Bununla beraber tarih boyunca perde önündeki simaların gördükleri rüyalar meşhur-ı âlem olmuş, herkese ulaşmıştır. Güzelliği ile tanınan Hazret-i Yusuf’un rüya tabir etmede ayrı bir meziyete sahip olduğu kitaplarda geçer. Firavun ise bütün saltanatını kaybedeceğini rüyada görmüş ve tâbircilerin ifadeleri doğrultusunda zalimâne tedbirlere başvurmuştur. Fakat bütün bu önlemler onun gördüğü rüyanın künhünü (özünü) değiştirememiştir. Osmanlı padişahlarından Sultan I. Ahmed’in rüyası ve Aziz Mahmud Hüdâyi’nin tâbiri meşhurdur. Fakat bu kez biraz daha öncesine, yani Yavuz Sultan Selim’in gördüğü bir rüyaya ve ardından yaşananlara göz atalım…

Baruthâne Patladı! Baruthâne Patladı!

Tarihte siyasi hâdiselerin yanında gündelik hayata dair çok sayıda vak’a yaşanmıştır. Fakat bu hususiyet çoğu zaman unutulur ve tarihin daha çok savaşlar ve barışlardan müteşekkil bir bilim dalı olduğuna inanılır. Halbuki tarihî kaynaklarda yer alan sosyal olaylar azımsanacak kadar az değildir. Bu tarz anekdotlara hukukî anlaşmazlıkların tutulduğu kadı defterlerinde, günlük olayların kaydedildiği rûznâmelerde tesadüf edilebileceği gibi o dönemin şahidi olan tarih kitaplarında da rastlanabilir. 16. yüzyıl sonlarında bir Baruthane’ye düşen yıldırımda olduğu gibi…

Yirmili Yaşlarda Padişah Hocası Olmak Yirmili Yaşlarda Padişah Hocası Olmak

Eskilerin çok güzel bir sözü var: Şerefü’l-insan bi’l-ilmi ve’l-edeb / Lâ bi’l-mâli ve’l-haseb… Yani demek isterler ki, “İnsanın şerefi sahip olduğu ilim ve edep sebebiyledir. Yoksa üstünlük, mal ve soy ile değildir. Bunun içindir ki âlime ve ilme hürmet eden toplumlar her zamanda pâyidar kalmışlar, bu erdemden mahrum kaldıkları gün ise yok olmaya yüz tutmuşlardır. Tarih boyunca nâmlı hükümdarın yanında her zaman işlerini danıştıkları, onların fikirleriyle karar verdikleri bir bilge kişilik göze çarpmaktadır. İstanbul’un fatihi II. Mehmed’in ise çok sayıda hocası vardır. Fakat bunlardan biri, henüz 20’li yaşlarda bu makama ulaşacaktır…

En Güzel Hediyeyi Verdi En Güzel Hediyeyi Verdi

Tarihimizde tozlu sayfalar arasında kalmış ve bugün için belki de garip addedebileceğimz satırlar bulunmaktadır. Bu sayfalar karıştırıldığı takdirde karşımıza çıkan bazı anekdotlar kimi zaman heyecan verici olabilmektedir. Bizim kültürümüzde herkesçe beğenilen bir gelenek vardır ki,  …

İstanbul’un Fethine Hazırlık İstanbul’un Fethine Hazırlık

İstanbul’un Türklerin eline geçişini dünya tarihinin en mühim hâdiseleri arasında saymak gerekir. Zîra bu fetihle beraber yalnızca şehir düşmemiş, bunun akabinde bir daha belini doğrultamayacak olan Doğu Roma İmparatorluğu tarih sahnesinden silinmiştir Hiç şüphe yok ki tarihte büyük zaferlerin habercisi, her zaman öncesinde yapılan büyük hazırlıklar olmuştur. Bu noktada İstanbul için de aynı şeyi söylemek gerekecektir.

Şair Bir Sultan: I. Ahmed Han (Bahtî) Şair Bir Sultan: I. Ahmed Han (Bahtî)

Dünya imparatorlukları içindeki hükümdarlar eğer bir tasnife tâbi tutulacak olurlarsa, şurası bir gerçektir ki, hiçbir devletin hükümdarları Osmanlı padişahları kadar edebiyata ve şiire ilgi göstermemişlerdir. Zira Osmanlı sultanlarının hemen hepsi edebiyat ve bilhassa şiirle yakından ilgilenmişler ve bu sebeple Klasik Edebiyatta bir çok usta şairle boy ölçüşebilecek derecede manzumeler kaleme almışlardır. İstanbul’un Fâtih’i (Avnî), oğlu II. Bâyezid (Adlî), Yavuz Sultan Selim (Selîmî), Kanuni Sultan Süleyman (Muhibbî), III. Murad Han (Muradî) ve III. Selim (İlhâmî) mahlaslarıyla bu meydanda kalem oynatmışlardır. Bu “Şiirin Sultanları” arasında ayrı bir yere sahip olan I. Ahmed Han ise Bahtî ismiyle şiirlerini söylecektir…

İlme Gösterilen Hürmet İlme Gösterilen Hürmet

Tarihte çok garip hadiselerle karşılaşmak mümkündür. Bu yaşanan olaylar kimi zaman kendisinden sonraki nesillere ibret-âmiz mesajlar bırakabilir. Bunun için tarih, yaşanan vakalar olarak tekerrür etse de, bu noktada mühim olan, söz konusu anekdotlardan dersler çıkarabilmektir. Nitekim bunlardan biri, 15.asır ilim adamları arasında sayabileceğimiz ve Kâdızâde-i Rûmî ismiyle şöhret bulan âlimin, bir devletin başkanı ve aynı zamanda astronomi-metematik âlimi Uluğ Bey arasında yaşanan bir olay ve aralarında geçen diyalogtur…

İdam Ettiren Şiir İdam Ettiren Şiir

Şiir, ilk insandan beri vardır. Bilindiği üzere ilk insan olan Hazret-i Âdem aynı zamanda bir peygamberdi. İlahi kitaplarda anlatıldığı üzere iki oğlundan Hâbil ve Kâbil arasında geçen hadise en nihayetinde bir cinayet …

İstanbullular Nasıl Beslenirdi? İstanbullular Nasıl Beslenirdi?

Tarih boyunca büyük devletlerin her zaman bir metropol kenti vardı. Buralarda her cinsten, ırktan ve dilden insan manzaraları karşımıza çıkar. Osmanlı Devleti için de söz konusu durum gerçerlidir. Nitekim en bariz bir şekilde on altıncı …

Hrıstiyanlar Fatih’i Nasıl Tasvir Etti? Hrıstiyanlar Fatih’i Nasıl Tasvir Etti?

İşte ben İstanbul’un alınışını anlatıyorum. Cereyan tarzını, nasıl görmüşlerse öyle kaleme alan yazarların eserlerinden çıkarıyorum. Çünkü görülen şeyler başka, işitilen şeyler başka türlü yazılır.
Bu hadiseler Midilli’nin piskoposu Khioslu Leonardo tarafındann doğru dürüst bir şekilde kaleme …

Papa’nın Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı Papa’nın Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı

Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi.
Cem Sultan’ın …

Kahve İçin Şiir Şeklinde Fetva Verilmişti Kahve İçin Şiir Şeklinde Fetva Verilmişti

Bundan bir önceki yazımızda kahvenin Osmanlı diyarına gelişine kısa bir şekilde değinmiştik. Yalnız kahvenin bu ziyareti, beraberinde bazı tartışmaları da getirmişti. Nitekim halk, ilk defa gördükleri bu kara-kuru nesne hakkında şüpheye düştü. Önceleri yenilir mi, …