Resimde Elinde Kitap Tutan Rumeli Kadıaskerinin Yanında Nakibü’l-Eşraf Tasvir Edilmektedir Altı asır boyunca Dünya tarihinin mukedderatında mühim bir vazifeyi hamleden…
Kanunî Sultân Süleyman Hân’ın onuncu seferi, Osmanlı tarihlerinde “Estergon Sefer-i Hümâyûnu” diye anılır. Bu sefer, Macaristan’da Estergon ve İstolni –…
Her konuda anlatacak bir hikâyesi olan Evliya Çelebinin elbette “sihir”, “büyü” ve “cadılar” hakkında da anlatacak bir şeyleri vardır. Seyahati boyunca karşılaştığı pek çok egzotik hikâyeyi, şahit olduğu tılsım, cadı, büyü, büyücü olaylarını ve gözlemlediği doğaüstü varlıkları eserinde anlatır.
Belge Vesika
Osmanlı Devletin üst düzey memurlarından olan ve Yeniçeri Ocağının en kıdemli generali sayılan Yeniçeri Ağası maiyeti ile birlikte Ağa Kapısı…
Tarihte mühür kullanmayan hükümdar yok gibidir. Hele Hazret-i Süleyman’ın (mührü Süleyman) denilen mührü meşhurdur ki bu gün İsrail bayrağını teşkil eder. Hazret-i Peygamber’in mührü ise yüzüğü üzerinde ve akik taşından idi. Hazreti Osman’a kadar halifeler tarafından da kullanıldı.
Ne yazık ki Orta Asya’dan Endülüs’e kadar olan memleketlerde kurulmuş kütüphanelerin pek çoğu İspanyol ve Moğol istilası sırasında yok edildiler. Zamanın bilim ve kültür merkezi olan Bağdat şehrini işgal eden Moğollar şehri harap ederek kitapları ya yaktı ya da Dicle Nehrine attılar. Dicle Nehrinin günlerce
Osmanlı devletinde memurların sicil kaydı 1878-79 (1296) senesinden sonra tutulmaya başlamıştır. Memurlardan imzaları ile alınan hal tercümeleri (biyografileri) sıra numarası ile büyük deftere yazılıyor, bundan sonraki değişiklikler bu defter üzerinden yürütülüyordu