Osmanlı-Rus rekabetinin kritik duraklarından biri olan Anapa Kalesi üzerine kaleme alınan Anapa 1807 Çeviri – Değerlendirme, tarihî hadisenin kaynaklar eşliğinde yeniden kurulmasına imkân veren bir çalışma olarak geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Eserde, Yusuf İslam Yılmaz, okuyucuyu Karadeniz’in sert tabiatı içinde cereyan eden kısa fakat yıkıcı askerî harekâtlarının içine çekerken, metni kuru bir aktarım olmaktan çıkarıp araştırmaya dayalı incelemeye dönüştürmektedir.
Eserin hareket noktası, Rus tarihçi Pavel Savvaitov’un 1851 tarihli yayını ve bu yayının temelinde yer alan Tuğamiral S. A. Pustoşkin’in notlarından oluşmaktadır. Ancak kitap, bu malzemeyi Türkçeye kazandırmakla yetinmeyip uzun araştırma süreçleriyle derinleştirmiştir. Operasyonda adı geçen şahıslar, gemiler, askerî unsurlar ve hadiselerin seyri dikkatle takip edilmiş, böylece metin, arşiv verileriyle beslenen yapıya kavuşmuştur. Bu bakımdan çalışma, Anapa Kalesi üzerine daha önce yapılan araştırmaların bıraktığı boşluğu dolduracak katkıları sunmaktadır. Özellikle 1807’de kalenin ağır tahribine yol açan harekâtın ayrıntıları, tarihî süreklilik içinde daha belirgin çerçeveye oturtulmaktadır. Pustoşkin’in doğrudan tanıklığı sayesinde Karadeniz Filosunun gündelik tecrübeleri, karşılaşılan güçlükler ve alınan kararlar canlı biçimde takip edilebilmektedir.
Kitabın dikkat çeken taraflarından biri de askerî ve denizcilik terminolojisine yaklaşımıdır. Yazar, Rusça terimlerin Türkçedeki karşılıklarını tespit ederken büyük titizlik göstermekte, rütbelerden teknik kavramlara kadar uzanan meselelerde açıklayıcı ve tutarlı yol izlemektedir. Eserin sonuna eklenen terimler sözlüğü de bu yönüyle, konu üzerinde çalışacak araştırmacılar için sağlam müracaat zemini hazırlamaktadır.
Anapa’dan Rusya’ya götürülen kitabeler üzerine yapılan inceleme, kitabın en özgün tarafları arasında yer alır. Savvaitov’un verdiği hatalı çeviriyi yeniden gözden geçiren Yılmaz, kitabenin Osmanlı şairi Seyyid Osman Sürûrî’ye ait olduğunu ortaya koymakta, metni doğru tarihî bağlamına yerleştirmektedir. Bu tespit Osmanlı epigrafisi açısından dikkate değer müdahale niteliği taşımaktadır. Eserde yer verilen gemi ve personel dökümleri, dönemin askerî yapısını daha yakından kavrama imkânı sunmaktadır. Gemilerin teknik özellikleri, komutanların biyografileri ve harekâtın lojistik boyutuna dair ayrıntılar, Karadeniz’deki güç mücadelesini somut veriler üzerinden değerlendirmeyi mümkün kılar. Yer adlarına ilişkin açıklamalar da operasyonun güzergâhını izlenebilir hâle getirerek metnin istifadeye açık yönünü kuvvetlendirmektedir.
Neticede Anapa 1807 Çeviri – Değerlendirme, Karadeniz’in kuzeyindeki Osmanlı varlığının son safhalarını anlamak isteyenler için güçlü başvuru kaynağı olarak öne çıkarken, arşiv malzemesini dikkatli okumayla işleyen bu çalışma, tarih yazımına sunduğu katkı kadar kaynak kullanma biçimiyle dikkati çekmektedir
